Ziraat Mühendisleri Odası’nın öncülüğünde düzenlenen ve Gıda Mühendisleri Odası ile Tema Vakfı’nın da katılımıyla 15-16 Ekim 2004’te iki gün devam eden ‘Tarladan Sofraya Gıda Güvenliği’ adlı bilimsel toplantı bu Eğin türküsünü hatırlattı.

İki nedenle..

Birincisi, sofradan, hatta çatalın ucundaki besinden, tarlaya kadar olan zincir içerisinde bulunan her halkada, büyük sorunlar yaşadığımız, açıklıkla ortaya çıktı.

Üstelik konuşanlar, gıda sektörünün önde gelen mamul madde üreticileri. Un Sanayicileri Derneği, Makarna Sanayicileri Derneği, Yem Sanayicileri Derneği, Gıda Dernekleri Federasyonu, Beyaz Et Sanayicileri Derneği, Meyve Suyu End. Derneği, Şarap Sanayicileri Derneği gibi uygulamanın içindeki sektörlerin en üst düzeyde temsil edildiği ve sorunlarını aktardığı bir toplantı.

Sektör temsilcilerinin sorunları tespitteki ustalığı ve çözüm önerileri, gıda meselesinden hareketle tarımda, tarım sanayiinde ve ekonomide, yıllardır yapılan hataları büyüteç altına aldı.

Mesela…

Geçmişte küçük ölçekli, teknolojisi geri, sermayesi az, pazarı dar birçok un fabrikası kuruldu. Bu, bir imkanın çarçur edilmesiydi. Şimdi, öyle bir olumsuz noktadayız ki, dünya un ticaretinin üç misli atıl kapasitemiz var. Üstelik sadece un sanayiinde yok bu sorun. Yemde de, 599 yem fabrikasının, bir kısmı hiç çalışmıyor. Çalışır durumda olanların kapasite kullanım oranıysa %54. Bir de bunların küçük ölçekli fabrikalar olduğunu düşünün: %70’i saatte 10 tondan daha az kapasiteli. Aynı sorun beyaz ette de yaşanıyor. Etçi işletmelerin %70’i, yumurtacı işletmelerin de %50’si 5000 baştan küçük. Meyve suyu ve şarap sanayiinde de durum aynı.

İkincisi, belki de en önemlisi ‘yediğimizin, içtiğimizin ağuyla zehir olması…’ Denizlerimiz dünyanın çöplüğü… Besinlerimizde de, bir çığ gibi büyüyerek pestisist(ilaç), hormon, mikotoksinler, fonksiyonel gıdalar ve genetiği değiştirilmiş gıdalar sorunu, dünyanın kobayı olma görüntüsüyle insanımızı tehdit ediyor. Denetim organları da bu tehlikeye karşı teslim bayrağı çekmiş ne yazık ki…

Yani insanımız zehirleniyor…

Gıda sanayicileri, işleyecekleri yeterli ve kaliteli ürünü bulamamakta. Çok pahalı olmasından, ara teknik eleman temin edememekten, KDV oranlarının yüksekliğinden tutun da vergi iadelerinin (ihracatta) düşüklüğüne kadar birçok konudan da şikayetçi…

‘Kendi kendine yeten yedi ülkeden biri’ olduğumuz masalı bitti artık. İsterseniz dünyada tüketilenlerle bizde tüketilenleri kıyas edelim. Beyaz et, İsrail’de 37kg, Yunanistan’da 17kg. tüketilirken, bizde kişi başına yılda 9.9 kg tüketilmektedir. Meyve suyu Almanya’da kişi başına yılda 40lt tüketiliyorken, bizde 5lt. Yunanistan’da 14lt’dir. Makarnada yılda kişi başına 5.4kg. gibi gülünç bir tüketim rakamı… Aslında, hiç yemezsek, daha çok kendi kendimize yeteceğiz.

İlginç olan ne? AK Parti adına Prof. Vahit Kirişçi, CHP adına Prof. Gürol Ergin, gıda sektörünün tüm sorunlarının yanlış tarım politikalarından kaynaklandığını savundu. Tarımdaki yanlış uygulamaları bir bir ortaya koydu. Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Gökhan Günaydın da son tespiti yaptı. Tarım Bakanları’nın göreve gelirken ‘ülkenin şu sorunlarının,şu zamanda, şu kadarını halledeceğim’ diye bir taahhütle gelmeleri gerektiğini, başarılarının veya başarısızlıklarının da bu somut ölçeklere vurulması teklifini getirdi ki çok doğruydu.

Mesele, toprağa dayanıyor…

Basının, bu konulardaki ilgisizliği de eleştirildi, Star’ın tutumunun da övgüye değer olduğu her ortamda vurgulanıyor. Aldığım telefonlar, e-postalar bu yönde.

Tarım, orman, çevre ve gıda konusunda kafa yoran herkesin bir araya gelip problemi ortaya koyan ve çözüm öneren bir ‘ortak akıl’ oluşturması teklifi yapıldı.

Aylardır bu sütunda da bunlar söyleniyor. Bugün, bu noktaya gelinmesi de çok önemli.

Sorunun büyük boyutta olduğu gerçek. Ama çözebileceğimiz de aynı netlikte gerçek.

Biz bu sorunu çözeriz… Neden mi?

Ortak payda oluştu da ondan…

Popularity: 7% [?]

Bu Konu İle İlgili Yazılar