Yazmak mı, yapmak mı?
Makaleler
Bu yazıyı yazdır
16 Mart 2005
Bir zamanlar edebiyatta en can alıcı soruydu ‘hayat mı, eser mi?’ sorusu. Necip Fazıl, ‘Babıali’ adlı anı kitabında, Peyami Safa’dan Burhan Toprak’a kadar, döneminin tanınan akademisyenleri ve sanatçılarıyla bu sorunun cevabını aradıklarını hikaye eder.
Bu, nereden aklıma geldi?
Cumartesi günü, gıda konusunda yazdığım yazının, çok değer verdiğim başka bir yazarın adıyla yayınlanması, ilk kez başıma gelen bir yanlışlıktı. Pazar günkü yazısında sayın Mahir Kaynak, alçak gönüllülükle, yazının kendisine ait olmadığını, konuya özel önem atfederek açıklıyordu.
Mahir Kaynak, hep stratejist yanıyla bilinir, iktisatçılığı daha az öne çıkarılır. Oysa, yazılarımın ağırlıklı olduğu tarım kulvarında, en çarpıcı tahliller ve uygulanabilir önerilerin Sayın Kaynak’tan geldiğini söyleyip, şaşırtayım sizi…
15.06.2004 ve 10.08.2004 tarihli iki yazısı var arşivimde.
Hiç de yabancısı olmadığınız, ‘ortak akıl’ ürünü düşünceler…
Neler söylemektedir ekonomist Prof. Dr. Mahir Kaynak tarıma dair?
Tarımda yapısal bozukluklar sürdükçe, aktarılan kaynakların sorunu daha çok azdıracağını, ileri görüşlülükle tespit etmektedir. Sorunun, köylülüğü, tarımsal işletmeye dönüştürmekle aşılacağını eklemektedir. Bir sanayi işletmesi gibi yönetilmesini ve uygun büyüklüğün altında olmamasını, tarımsal işletme için gereklilik olarak görmektedir.
Egemenlik ve üstünlüğün, Türkiye’de hep yanlış anlaşıldığını; bunun askeri güçte olmadığını, hammadde olarak tarım ürünlerinin, en yaşamsal, bu nedenle de en önemli güç unsuru olduğunu ileri sürmektedir. Tarımın bir ‘egemenlik aracı’ olmasının, Mezopotamya’da Kürt sorunu oluşturulmasında temel neden olduğunu da düşünmektedir.
Yine, ülkeyi yönetenlerin çok dikkate alması gereken şu çarpıcı tesbitle bitmektedir yazı: ‘Tarımdaki bu genel değişiklik Türkiye’de sosyal bir karmaşa yaratır. Verimsiz ve küçük topraklarda tarımla uğraşanlar işsiz kalır ve şehirlere akın eder. Zaten büyük bir işsizlik sorunu ile uğraşmak zorundayken karşılaşılacak bu yeni dalga ülkeyi yönetilemez hale getirir. Ekonomiyi borsa, faiz, döviz üçgeninde görenler ne kadar yanıldıklarını ve başarının çok başka yerlerde aranması gerektiğini göreceklerdir.’
Sonuç olarak böyle diyor Sayın Mahir Kaynak, isabetle…
AB’nin de zorunlu kılmasıyla bu günlerde tarım konusu gündemde. Toprak kullanımından, genetiği değiştirilmiş organizmalara kadar her konuda yasalar çıkarılmaktadır.
İşin kötüsü, bunlar, üretimi artırmaya yönelik düzenlemeler olmadığı gibi, uygulama olasılığı da çok düşük. Hepsi de kağıt üzerinde kalacak gibi görünüyor. Defter aralarında kurutulmuş çiçekler gibi, ileride, sadece birer hatıra olacaklar belki de…
Onun için bu yazının başlığı, yazmakla yapmak arasındaki farklılığı vurguluyor.
‘Hayat mı, eser mi?’ sorusunun, yakıcı cevabı da bu…
Yapmak, eyleme geçirmek, ifa etmek bu yüzden çok önemli.
Size bir örnek vereyim. Mera kanunu 1998’in başında çıktı. Üstelik de meraları en çok yıpratan ve yoksullaştıran hayvan sayısı, o günden bugüne haylice azalmasına rağmen, kanun çıktıktan sonra mera kalitesi iyileşmediği gibi, daha da bozuldu. Gıda konusunda durum daha da vahim. Her türlü yasa ve standart olmasına rağmen, yediğimiz içtiğimiz her şeyin zehir olduğu endişesini taşımakta haksız mı insanımız?.
Bugünlerde, metropollerin canına okuyan, kısaca ‘kapkaç’ diye adlandırılan asayiş probleminin altında tarımdaki verimsizlikten kaynaklanan yoksulluk olabilir mi? Biraz üstte, bir bilim adamı ne diyordu, hatırlayın.
Bir başka tehlike de şu… Salt yasa çıkarmak yeterli görürlerse ve böyle bir kamuoyu oluşması yadırganmazsa… İşte o zaman, bilim adamının dediği gibi, ülke yönetilemez hale gelir.
Siyaseti, bürokrasiyi, hatta sanatı önemli kılan şey, yapmak, yani hayatın bizzat kendisi olmalı… Yoksulluktan çatırdayan hayatların, başkalarının hayatını da yerle bir eden bir kasırgaya dönüşmesini kim önleyebilir aksi halde?
‘Hayat mı, eser mi?’ sorusunda, ibrenin hayattan yana olması bu yüzden…
Tarıma gelince…
Başka şeyler için dar olan zaman, tarım için bir kritik noktadır. Neden mi?
Tarım, zaman demektir de ondan…
Popularity: 5% [?]

Son Yorumlar