Yapıyor gibi olmak…
Makaleler
Bu yazıyı yazdır
29 Eylül 2004
İktidar olmanın, hükmetmenin biraz şımarıklık, biraz ‘ne oldum’, biraz da tanınma ile açıklanabilecek bir göz kamaşma hali var. Bazıları bu durumu ‘körleşme’ ‘olarak görüyor.
Birileri akıl veriyor, bir bakıyorsunuz olmayacak bir konuda altyapısı olmaksızın, ileride yanlış sonuçlar verecek biçimde, sloganlara dayalı bir hareket başlamış.
Muvakkat-geçici-işçilik diye bir yapı vardı. Yazın işleri yoğunlaşan kurumlar(YSE,TOPRAKSU,DSİ,Karayolları…) geçici işçi alırlar, ihtiyaçları olduğu kadar çalıştırırlar, inşaat sezonu bitince de işten çıkarırlardı. Ama bu işçiler de daimi işçiler gibi sigortalı olurlar, sonraki yıllar da çalışırlar, bu şekilde belli bir süreyi tamamlayanlar emekli bile olurlardı.
İşçileri çok sevdiğini ileri süren bir iktidar geldi. 50 bin dolayında geçici işçiyi kadrolu yaptı. Şu anda, bir doktrodan, bir mühendisten, bir yargıçtan, bir öğretmenden fazla maaş alan bu işçiler, devletin geçmişte kendi yaptığı işleri ihaleyle müteahhite yaptırması sonucu çoğunlukla işsiz oturuyorlar. Daha da önemlisi, eğitimin, sağlığın, yargının hakkı olan parayı da haksızca tüketiyorlar.
Geçici köy korucusu konusu da aynı mantıkla şimdi içinden çıkılmaz bir hal aldı. Sanıyorum 50-60 bin civarında insan devletten sürekli beslenme mücadelesinde ve kamuyu yoruyor.
Türkiye’de şöyle bir mantık var: Devlet memuru ol, ölün de para, dirin de para. Bu yüzden de, vatandaşımızın nihai hedefi devlet memurluğudur.
Tarım Bakanlığı, son günlerde ‘1000 kişiye 1000 tarımcı’ gibi kulağa hoş gelen bir sloganla yeni bir uygulama başlattı. 3-5 köye bir tarımcı gönderilecek, il özel idareleri de bunların ücretini ödeyecek. Uygulama başladı.
Gözden kaçan bir şey var. Bugün, Tarım Bakanlığı kendi kadrolu elemanını köye gönderemiyor. Maaş verdiği bu insanları değerlendiremiyor. Çoğu, dairede oturuyor. Başka işler yapıyor. Bu yıllardan beri böyle. Bakanlık felç olmuş durumda. Arazide olması gereken personel masa başında. Dışarıda ikinci işi olanlar mı ararsınız,işe gitmeyen mi? Köylü, mühendisi-teknisyeni unuttu artık.
1000 köye gönderdiğiniz ve ücretini şuna buna ödettiğiniz 1000 tarımcının tek hedefi var, bilesiniz. Kadroya geçmek. Yeni bir geçici köy korucusu olayı ile karşı karşıyasınız. Fazla değil, iki yıl sonra genel seçimlere doğru bu konuda yakınmalar, eylemler başlar.
Birkaç yıl önceki gazeteleri açın. Tarım Bakanlığı’nın o günlerdeki tek işi, ekmeği poşete koymaktı. Bakan, aylarca basında en çok görünen siyasetçi oldu ekmek sayesinde. Konu aylarca tartışıldı. Savunanlar, karşı çıkanlar… Savaş gibi.. Şimdi ekmek poşette mi? Değil. Türkiye, aylarca enerjisini boşa harcadı.
Türkiye bir yandan AB’ye girme mücadelesi veriyor. Tarım büyük sorun. Bir yandan işgücünün büyük kısmının tarımda istihdam edilmesine rağmen GSMH’da tarımın değerinin azlığı… Yani verimsizlik. Parçalanmış ve küçük işletmeler.. İhtiyacı olan ürünlerde yetersizlik(yem bitkileri,yağlı tohumlar..), ihtiyacı olmayan ürünlerde fazlalık. Hayvancılığın tarım içindeki yerinin azlığı.. İşlenemeyen, sulanamayan araziler.. Atıl işgücü. En az 6-7 milyonluk gizli işsiz…
Tarım, tam bir devrime muhtaç.. Türkiye’nin son birkaç yüzyıldan beri yaptığı tüm yanlışkları bir çırpıda değiştirmek gerek. Tarımı, ekonominin verimli bir kaynağına dönüştürmek zorunluluğu var. İnsanımızın, mutlu olduğu, aş-ekmek yediği bir sektör olarak yeniden düzenlemek, bunu da seferberlik şevkiyle yapmak gerek.
Olaya şöyle bakmakta yarar var: Basınla ilişkileri olumlu bir çizgide sürdürerek sürekli gündemde kalmak mümkün. Bu yolu seçen siyasetçiler, belli bir süre iş yapıyormuş gibi görünebilme başarısını da gösterebiliyorlar. Ama, genel anlamda o hükümet başarısız oluyor ve bu nedenle de çekip gidiyor. En önemlisi de unutuluyor.
Geriye ne kalıyor?
Geriye o konudaki başarısızlıkla birlikte, konunun etki alanındaki insanların ağır sorunlar altında ezilmesi kalıyor.
Bir de boşuna geçirilmiş ve geri getirilemeyecek yıllar…
Popularity: 6% [?]

Son Yorumlar