Yanlışı Yanlışla Düzeltmek
Makaleler
Bu yazıyı yazdır
16 Haziran 2004
‘Uygun ölçek’ her iş için zorunlu bir ölçü.. Ekonominin kuralı bu.. Fayda / Masraf oranı yapıldığında en yüksek verim, en uygun ölçekte alınıyor.
Tarımda en iyi verimi alacak çiftlik büyüklüğü, yörelerin özelliğine, kültürü yapılan bitki çeşidine göre uygun ölçekten daha aşağı olursa, orada zararına çalışan ve iflasa götüren, ekonomik olmayan bir faaliyet söz konusudur.
Türkiye’nin yaptığı budur.
Diğer taraftan bir ya da birkaç hayvanla yapılan büyükbaş / küçükbaş ya da kanatlı yetiştiriciliğinde; ne yetiştirilen hayvan sağlıklı beslenir, ne besleyene ekonomik bir değer sağlar.
Ne yazık ki Türkiye’de şu güne kadar bütün hükümetler sadece bunu yaptı.
Uygun ölçeği hiç dikkate almadı.
Hatta ‘uygun ölçek’e ulaşan bütün yolları tıkadı.
Her eve bir inek, ya da birkaç koyun vermeyi icraat sandı.
Küçük çiftçiyi koruma adı altında, yanlışı yanlışla azdırarak sürdürdü. Böylece, köylerde hiç tarım arazisi olmayan, tarımsal işletmesi bulunmayan, ya da 5-10 dekar arazide (hobi bahçesi kadar) sözde tarım yapıp, en az 10 nüfusu besle(me)me durumundaki köylülere (çiftçi değil), devlet yardımı ile bu ‘zillet’i sürdürme imkanı sağlandı.
Bu doğru bir yöntem mi?
Değil.
Yapılması gereken, her bölge için optimal çiftlik büyüklüğü ‘uygun ölçek’ tespit edilip, en az o ölçek kadar olacak çiftliklerin oluşması için tedbir almak. Bir daha ‘uygun ölçek’ten aşağı düşecek kadar parçalanmasını önlemek için de miras hukukunu değiştirmek.
Teşvikleri, ‘uygun ölçek’te olan tarımsal işletmelere odaklamak…
Hayvancılık için de durum aynı. Hesabı kitabı yapılıp, mesela 20 büyükbaş hayvandan aşağı işletmeleri imkansız hale getirmek; uygun ölçeğe yönlendirmek. Teşvik ve krediyi bu sonuca odaklamak.
Çok mu zor bunu yapmak?
En zor olanı böyle bir şeye karar vermek, yani siyasi irade…
Ondan sonrası çok kolay..
54 dekar olan ve bu da 8 parçadan oluşan şey ne çiftlik sayılır, ne de tarımsal işletme. Biraz büyük bir hobi bahçesi bile değil.
Öte yandan her köylü ailenin bir büyükbaş hayvan beslemesi, ülkemizi hayvan sayısı bakımından dünyada en önde olan ülkelerden yaparken, verim bakımından tabiattaki vahşi ineklerin verimine denk bir verimle sizi hayvansal ürünler dış alımcısı da yapar.
Böyle bir yapı felç olmuştur. Kurtulma olanağı da yoktur.
Önce teşhisi doğru yapmak gerekir..
Sonra da çözümü düşünmek..
Cumhuriyetten bir önceye,Osmanlı’ya bakalım..
Çiftlikler var.. Hiçbir biçimde bölünmüyor.. Gelirinin kişilere verilmesi söz konusu.. İşletmenin büyüklüğü ‘uygun ölçek’ten aşağı düşmüyor..
Avrupa Birliği’nde ortalama çiftlik büyüklüğü 263 dekar.
637 dekara kadar yükselen ülkeler var (İngiltere). Ülkede köy diye bir kavram yok.. Çiftlik söz konusu.. 269 bin çiftlik var..
Bitkisel ürün üretenler..
Hayvansal ürün üretenler..
Bizans’a bakıyorsunuz.. Leuthchenco ve Ostrogorsky’nin Bizans Tarihi’nde arazi mülkiyet rejiminin çiftlikler biçiminde olduğunu görüyorsunuz..
Akıl için yol bir..
‘Uygun ölçek’ her durumda aklın yolu..
Sağa bakıyorsunuz düzgün, ekonomi bilimine uygun bir toprak sistemi..
Sola bakıyorsunuz öyle..
Bizimki karman çorman. Sistemsiz, ölçüsüz, amaçsız..
Bilimsel değil..
Bize yakışmıyor..
Ülkelerin birbiriyle kıran kırana yarıştığı bir dünyada, ekonominiz tarıma dayalı olacak ve tarım bu ülke için hiçbir şey ifade etmeyecek..
Anlamak mümkün değil..
Üzülerek görüyoruz ki; Türkiye, kendi geleceğini anlamsız ve sebepsiz bir inatla ayak altı ediyor.
Dünyanın en zor ekonomik faaliyetidir tarım. Bugün tedbir almaya kalksanız 5-10 yılda ürün almanız gibi bir zaman sorunu var..
Ne yazık ki karar alması gerekenler / ve onları eleştirileriyle yönlendirenler..
Kimsenin tarım diye bir sorunu yok..
Ne yazık, ne yazık, ne yazık..
Herkes yanlışı yanlışla çoğaltma peşinde..
Popularity: 6% [?]

Son Yorumlar