Ya petrol biterse…
Makaleler
Bu yazıyı yazdır
25 Ağustos 2004
Petrol fiyatları hızla yükseliyor: Yükseldikçe hayatımız daha da zorlaşıyor.
Her şeyin petrol ve türevlerine endekslendiği dünyamızda, hiç düşündünüz mü, petrol biterse ne olacak?
Petrol var diye güzel otomobiller, uçaklar, gemiler, trenler yapılıyor. Motorlu araçlar arttıkça otobanlar inşa ediliyor, hava alanları genişletiliyor, yüksek binalar yapılıyor.
İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana kalkınmanın temel dinamiği düşük maliyetli petroldü tüm dünyada. OPEC kuruldu, 1973 - 1974’te petrol fiyatları yükselmeye başladı, 1979’da yeniden fırladı, 1986’da düştü. Şimdilerde yeniden yükselmeye başladı ve bir varil petrolün 50 dolar olmasından korkuluyor.
Sorun fiyatın yükselmesinde değil. Malezyalı çevreci Muhammed İdris’in ‘Yeşil ve Yaşanabilir Bir Dünya İçin’ adıyla Ahmet Kot tarafından Türkçeleştirilen eserinde, mevcut petrol rezervinin 50 yıl içinde tükenmiş olacağı tahmini yapılıyor. Yazı 1979’da yayınlandığına göre 25 yıl gitti, kaldı 25 yıl.
Oysa ki yaptığımız bütün hesaplar, bütün planlar petrolün hiç bitmeyeceği varsayımına dayanıyor.
Ya petrol biterse…
Şu sağlam mantığı getiriyor M.İdris:’… bütün işaretler petrolümüzün hızla tükendiğini gösteriyor. Petrol fiyatları tavana vurduğunda ve ancak üç beş kişi araba kullanmaya güç yetirebilir hale geldiğinde, güzelim otoyolları ve çok katlı otoparkları kim kullanacak? Uçak fiyatları ateş pahası olduğunda kaç tane turist gelecek? Havalandırma cihazları ve asansörler işlemez olduğunda çok katlı otellerde ve apartmanlarda kimler kalacak ve çok katlı iş merkezlerinde kimler çalışacak? Hangi çiftçi yapay gübre almaya ve traktör kullanmaya güç yetirebilecek? Petrol ve petrol ürünleri olmaksızın fabrikalar ne işe yarayacak?’
Petrolün olmadığı bir dünyayı düşünebiliyor musunuz? Tam bir teknoloji kıyameti.. M. İdris de buradan hareketle ‘Var olan trendlerin anlaşılamaması ve bu doğrultuda harekete geçilmemesini’ son derecede şaşırtıcı buluyor.
Peki ne öneriyor?
Kendimizi ve toplumumuzu bizi bekleyen yakın geleceğe uyumlandırmaya çalışmanın ‘zamanı’nın geldiğini söylüyor. ‘Kendimizi gözden geçirmenin zamanıdır’ diyor ve ekliyor: ‘Petrolü azalmış bir dünyaya doğru kendimizi değiştirmeliyiz.’
Bu, biraz da kendi kaynaklarımıza dönmenin, onlardan doğru yararlanmanın, onları geliştirmenin önerilmesi ile eş anlamlı…
Petrolü azalmış bir dünya!..
İnsanoğlu, kurduğu bu makinayı, yüzyıllar süren bir çabanın ortaya koyduğu sonucu bir tek petrole bağlayamaz. Varsayalım petrol bitse bile, bu çarkı döndürecek başka bir şey mutlaka olacaktır, bulunacaktır. Bu doğru.
Ancak, bu kriz zamanını da yine böyle bir kıyamet için kendilerini hazırlamış olanlar aşacaktır. Bu da doğru.
Kendimizi gözden geçirmenin tam zamanı.
Petrolü azalmış bir dünyaya doğru kendimizi değiştirmeliyiz.
Türkiye ne yapmalı?
Önce insandan mı başlamalı?
Bazı yazarların yıllar yılı dediği gibi üretimsizliğe alışmış insandan mı? Üretmeden, belki de gelecek kuşakların hakkı olan doğal zenginliği sömürerek, kötü ve hor kullanarak yaşayan insandan mı başlamalı?
İkinci olarak, yaklaşık 78 milyon hektar olan toprağımızı mı düzenlemeliyiz? Yüzünü üretime döndüren ve her santimetreyi değerlendiren bir anlayışa mı ulaşmalıyız?
İnsan ve toprak kendi kaynaklarımız. Yapacağımız her iyileştirmeyi de kendimiz için yapacağız.
Avrupa Birliği’ne girmeye çabalıyoruz.
Ya giremezsek?
Öyle bir hazırlık içinde olalım ki girmezsek de olur diyebilelim.
Zengin bir ülke değiliz ama, her şeyimizi petrole dayandırmışız. Ya petrol biterse ne yapacağız?
Kendi insanımız ve kendi toprağımıza döneceğiz… Aslolan bu… Bütün mesele bu iki şeyi ‘kıvamli irilik’te bir araya getirebilme hüneri.
Hem gelişmek, hem de geliştirmek için.
Geleceğe hazır olmanın başka yolu yok.
Popularity: 7% [?]

Son Yorumlar