Masa başında oturup, insan hayatı ile ilgili düzenlemeler yapmak, dünyanın en zor işi; kendini bilenler için. İnsanı, hayatı, yaşamanın çetin yanını tanıyanlar açısından, gerçekleşmesi, neredeyse imkansıza yakın bir zorluktur bu. İnsanı önemseyen yürekler, her harfin ağır bir sorumluluğu olduğunu bilirler de ondan.

Öbür yandan, nedense bu düzenlemeleri yapanlar, hayatı hiç tanımayan; ömrünü, bakanlıkların izbe koridorlarında geçirmiş adamlardır. Korkularını, endişelerini, geleceğe ait yoksul rüyalarını, hazırladıkları yasaların ‘cek’lerine, ‘cak’larına gizlerler bu yüzden. Bir Hitler selamı keskinliğiyle, içlerinde biriken faşizan tepkileri, Resmi Gazete’ye boca ederler. Açın okuyun bunların hazırladıklarını. ‘Hayattan muhacir, eşyadan öksüz’lüklerine şaşıracaksınız. Herhangi bir Kafka romanından çıkmış tipler gibidir.

Ben, bu insanları kınamıyorum. Hatta anlamaya da çalışıyorum. Benim üzerinde durduğum, yeni iktidarların, işin başında, sinsice kendilerini yücelten tek cenah olan bu neviden insanlarla, hükümet etmeye kalkışması…

Onların yönlendirmesi ile konumunu belirleyen iktidarların, yaratıcı ve sarsıcı fikirler, kökten kararlar yerine, silik düşünce ve uygulamalarla, gün geçtikçe batağa saplanmaları bana hazin geliyor. Çünkü; yok olan şey, iktidarla birlikte, bu mazlum ve mağdur millet’in geleceğidir. Asıl yitik budur.

Seçimlerdeki heyecanı hatırlayın. Millet, geleceği ile ilgili kumar oynamaktadır bir bakıma. Gözünü kapatıp, büyük bir kararlılıkla, inandıklarına oy vermektedir. Sonra da, oy verdiklerinden, eleştirdiklerini düzeltmelerini beklemektedirler.

İktidarlar da, nedense, daha önce eleştirdikleri yönetimlerin, acemi siyasetçiyi hoş tutmayı beceren bürokratları ile çalışmayı tercih etmektedir.

Tarım bürokrasisi ile ilgili küçük bir araştırma yaptım. Şaşırdım. 20 yıllık raporları, yazıları, tarım şuralarını inceledim. Bugün bakanlığı yöneten tepe yönetimin, her dönemde aynı konumda olduklarına gördüm. Beni şaşırtan şeyin, yaklaşık üç yıldan beri süren iktidarı şaşırtmamış olması da ilginç… Aynı kadro duruyor. Siz bakmayın kadrolaşma iddialarına. Omurga, bu ekipten oluşuyor her zaman. Gelen hükümetler komplekse kapılmasın diye, bir iki önemsiz masaya, onların adamlarını oturtuyor bürokrasi. Hükümetler sanal, bürokratlar gerçek oluyor bu yüzden.

Geçtiğimiz hafta sonu, ODTÜ Gıda Profesörü Fatih Yıldız dostumla, genelde tarım, özel olarak gıda konusunda, A’dan Z’ye yeni bir organizasyon şeması kurduk, artılarını ve eksilerini tartıştık. Bunu, çeşitli konularda uzman birçok dostumuzla sık sık yapıyoruz. Görüyoruz ki arıza, radikal davranamayan iktidarlarda. İktidarlar, eleştirdiklerinin üstüne gitme feraseti gösterebilse, düzelttiği her alan, kendine nefes alma imkanı sunacak.

Ben söylemekten, siz okumaktan usanmayın lütfen. Tarım, orman ve çevre, bu ülkenin ana dinamiğidir. Tarımda bizimle, AB de dahil, hiç kimse boy ölçüşemez. İnsan varlığımızı da kısa sürede eğiterek, ancak ABD’nin bizimle aşık atacağı bir ortam oluşturursak, tarım, kırsal sanayi ile birlikte, bu ülke ekonomisini uçurur.

Dosyaların, raporların ve yönetmeliklerin iktidarı; toprağın, hayatın ve insanın iktidarı olmaya niyet etsin yeter ki…

Sorun, dünden memnun olmayan bu günün, dün olmaya heveslenmesinde gizlidir. Oysa ki insanımız, dünü beğenmediği için bu günü seçti, riske girerek.

Bu bedelin ödenmesi, bu tercihin hakkının verilmesi gerekir.

Bunun hakkı nedir?

Bir dağ başında, şehrin dağdağasından kurtulup, seçim bildirgesi ile 58. ve 59. hükümet programını dikkatlice okumaktır.

Verilen söz değerlidir de ondan…

Popularity: 6% [?]

Bu Konu İle İlgili Yazılar