Uzun bir aradan sonra, merhaba!
Malatya Yenigün Yazıları
Bu yazıyı yazdır
5 Kasım 2007
Yaklaşık bir ay oldu yazamayalı. Sebebi gayet basit.
Bu ayın başında ev taşıdım. Ev Ankara’da, şehiriçinde olmasına rağmen, epeyce zaman aldı. Taşınmak ve yerleşmek uzun ve o oranda da zor bir iş. Neyse, işin o bölümünü tamamladık.Yeni eve telefon bağlandı. Sıra ADSL bağlanmasına geldi ki, Telekom grevi başladı. Her gün bağlamak için gün vermelerine rağmen, bir türlü bağlayamadılar.
Sadece bu nedenle yazımı yazıp da gazeteye gönderemedim.
Şimdi İstanbul’daki evdeyim. Kurulu bir internet düzenim var. Bu bakımdan, yazımı yazıp göndereceğim.
Hafta sonunda tekrar Ankara’ya döneceğim. Eğer ADSL bağlayamazlarsa, faks filan kullanıp, sorunu çözmeye çalışacağım.
Yahut da, Kızılderililer gibi duman diliyle yazımı gazeteye göndereceğim.
Bu bakımdan gazete yönetimi, şimdiden, duman dili bilen bir mütercim istihdam etse yerinde olur.
Bunları niye sizinle paylaşıyorum? Bu macerada, Türkiye’nin iletişim sorununun bir bölümü gizli de ondan. Türkiye’de özelleştirme ile ilgili sorunlar ve yine ülkemizdeki sendikacılık anlayışının eleştirisi de bu hikayenin içinde.
Bu arada neler oldu?
Önce çok sevdiğimiz dostumuz Murat Koçyiğit’in vefatını yazmalıyım.
Murat için yazdığım ve gazeteniz Yenigün’de yayınlanan bir yazıdan sonra, bana teşekkür için telefon açtı. Hastalığının ilk günleriydi. Yazı için duygularını ifade ettikten sonra, bana sağlıklı bir ömür diledi. Çoluk çocuğumla mutlu yaşamamı dileyen sözler söyledi.
Çok genç yaşında, yaşanacak hayatın ne kadar değerli olduğunu anlamıştı.
Beni duygulandırdı.
Hayat üzerine düşünmemi de sağladı.
Zaman zaman aradım; onu incitmemeye, yormamaya özen göstererek konuştuk.
Zaman zaman ortak dostlarımızdan haberini aldım.
Onunla ilgili en son haber, bir sabah telefonuma bırakılan bir mesaj oldu.
27.10.2007 günü saat 05.41′de Tv Malatya’dan sevgili dostum Metin Kaya’dan bir mesaj geldi telefonuma. Kısacık bir mesaj, Murat Bey’in vefatına dair…
Fethi Gemuhluoğlu adında çok sevdiğimiz Arapgirli bir ağabeyimiz vardı. Birkaç gün önce onu, ölümünün 30. yılında andık. Sevdiklerimize, onları sevdiğimizi sağlıklarında ve sık sık söylememiz gerektiği konusunda uyarırdı bizi.
Bu yüzden, sevdiğim ve taktir ettiğim insanlara, onları neden ve ne kadar sevdiğimi, sağlıklarında, yüzlerine karşı söylerim.
Murat Koçyiğit’e de sağlığında, meselelere soğukkanlı yaklaşımı için kendisini beğendiğimi, aklına güvendiğimi, önerilerini dikkate aldığımı söylerdim sık sık.
Milletvekili adaylığımda, sevgili Murat’ın desteğinin ve teşvikinin etkisi çoktur. Malatya’nın ve tarımın sorunlarını iyi bildiğimi, akılcı bir yaklaşımla Türkiye’nin tarım-orman-gıda ve çevre sorunlarını çözebileceğimi düşünürdü. Bu nedenle de siyasette olmam gerektiğine inanırdı. Her türlü desteği de bu yüzden, bu gerekçelerle verdi.
Hatta,siyasi strateji konusunu da uzun uzun müşavere ettik.
Ona, gönül borcum var…
Sağlığında, kendisine olan duygularımı ifade ettiğim için, bir bakıma içim rahat.
Malatya, akıllı ve ferasetli bir evladını kaybetti. Dostları, dostluğunun arkasında durabilen bir yiğit arkadaşı; ailesi, çok sevilen bir üyesini yitirdi, Türkiye de, ülkesini aklıyla ve yüreğiyle seven bir sevdalısından oldu… Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun.
Sevenlerine sabır diliyorum.
Başka bir ifadeyle, o gerçek dünyaya gitti.
Biz, yalan dünyaya dönelim.
Bakalım ne var, ne yok…
MALATYA’YA DAİR BİR TAHLİL
İstanbul’da, bir dostumla birlikte, Malatya üzerine bir çalışma yaptık.
O, bir kuruluş adına, bu çalışmayı açıklayacak.
İşin esasında, Malatya’yı, çevresi ile birlikte ele alıp çok yeni bir bakış açısıyla, geleceğe ait bir senaryoyla, kalkındırma çabası var.
Bu yüzden kenar illeri de dışlamayan, onları kıskanmayan, onlarla birlikte kalkınmayı amaçlayan bir bakış açısı hakim.
Bu yazıyı, 30 Ekim akşamı yazıyorum.
Yarın sabah kahvaltısını, değerli dostum, Adıyamanlılar Vakfı Genel Başkanı, aynı zamanda İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür AŞ. Genel Müdürü Nevzat Bayhan’ın daveti üzerine, onunla birlikte yapacağım.
Bunu şunun için yazıyorum…
Elazığ ve Adıyaman bizim komşumuz. Komşusunu seven iller kalkınır, zenginleşir. Bu güne kadar, komşularımızla birlikte kalkınma konusunda bir başlangıç yapılmadı.
Belki de bizim iyi niyetli çabalarımız, gelecekte, çok önemli birlikteliklerin temelini atacaktır.
Bakalım, göreceğiz.
Bu günlerde, Malatya ile ilgili birçok çalışma söz konusu… Değişik bakış açılarına sahip birçok çalışma…
Hangi şartta olursa olsun, Malatya için şu temel argümanları savunmaya devam ediyorum: Birincisi, alternatifsiz bir ürün olan kaysıyı, akıllıca işleyerek, dünya çapında emsalsiz bir ürüne dönüştürmek ve bu çalışma sonucu, Malatya kaysı üreticisine, milyar dolarlarla ifade edilecek bir katkı sağlamak mümkün.
Bunu mutlaka başaracağız. Göreceksiniz…
İkincisi, yakında özelleştirileceğini düşündüğüm Malatya Şeker Fabrikasını satın almak için Pancar ekicileri Kooperatifi, Malatya Ziraat Odası Başkanlığı, Malatyalı büyük sermaye sahipleri, hasılı tüm Malatyalılar hazır olsun!
Malatya Şeker Fabrikasını satın alacağız.
Orada, biyoyakıt da dahil olmak üzere, birçok şey üreteceğiz.
Malatya paraya doyacak.
Bunu, bir ahitleşme olarak bir kenara kaydedin.
Üçüncüsü, yaptığımız çalışma yakında açıklanır.
Malatya için bilinenlerin dışında kalkınma yollarının olduğunu hayretle göreceksiniz.
Bütün bunlar gerçekleştiği zaman da herkes çok şaşıracak.
Şimdiye kadar neden uygulanmadığına hayıflanacaklar…
KÜLTÜRLERİN KAVŞAĞINDA MALATYA
Çok iddialı bir yaklaşım; ama doğru.
Malatya kadar, kültürlerin yolçatında olan bir mekan az bulunur.
Malatya’nın, Hitit tarihi içerisindeki yerini düşünün… Aslantepe kazısında çıkanları gözönüne getirin. Bu, bilinebilecek uzak tarihte, Malatya’nın tuttuğu yeri gösterecektir. Özellikle de Fırat-Tohma-Derme hattında, ilk tarım kültürünün başlamış olması dikkate alınmalıdır.
Bütün bu verileri üstüste koyduğunuzda, tarihin, bilinen ilk dönemlerinde de kıpır kıpır bir şehir olarak, bir nirengi noktası olarak Malatya’nın var olduğunu gösterir.
Gelelim Roma dönemi Malatyası’na… Herhangi bir Doğu Roma Tarihi’ni açın okuyun, Malatya’nın çok önemli oranda ve önemli ağırlıkta geçtiğini göreceksiniz.
Yakın zamanda Bizans adı altında anılan tarihte, Malatya çok önemli bir şehir, vazgeçilmez bir merkezdir.
Aynı zamanda Bizans’la temas eden islam medeniyeti ve tarihinde, Malatya’nın çok özel bir yeri vardır.
Battal Gazi ile anlamının ergin biçimine ulaşan Malatya, bu dönemde, hemen hemen her sözün başında vardır.
Osmanlı tarihinde Malatya’nın hem konumu itibariyle hem de yetiştirdikleriyle ağırlığı hissedilir.
Bütün bunları kuru bir övgü olarak hatırlamıyoruz.
Bunları, ciddi bir bilinç yumağı olarak düşünüyoruz.
Geleceğin Malatyası, geçmişin Malatyası’nın ağırlığını aşmalıdır.
Bu bilinç de Malatya’yla ilgili herkesin omuzlarına ağır bir yük ve sorumluluk bindirmektedir.
Onun için de Malatyalılar hem çok akıllı olmalı, kendi şehirleri için güzel düşünceler ortaya koymalı; hem de dikkatli birer uygulayıcı olarak, düşündüklerini realize etmelidirler.
Malatya’ya yakışan budur ve bu da sorumluluk demektir…
GÜNEYDOĞU, GÜNEYDOĞU, GÜNEYDOĞU…
Bu günlerde, Türkiye deyince ilk hatırlananlar, sınır ötesi harekatla birlikte, bir sürü kelime…
Tanklar, toplar, tüfekler, helikopterler, uçaklar, askerler ve benzeri şeyler…
Bir yandan da bilinçaltında ekonomi, yoksulluk, üretimsizlik, verim düşüklüğü, milli gelirden alınan çok düşük bir pay ve GSMH’ye çok düşük oranda katkı…
Bunlar da bu günlerde Güneydoğu ile ilgili olarak çokça hatırladıklarımız.
Ben bir noktaya dikkat çekmek istiyorum:
Türkiye’nin elinde GAP Başkanlığı gibi, sonsuz manevra kabiliyeti olan müthiş bir devlet kurumu var…
GAP Başkanlığı ile bir yandan tarımsal kalkınma sağlanır, diğer yandan da elde edilen gelirin dengeli bir biçimde dağılımı sağlanır.
Diğer taraftan bölgeyi çok sıkan yapı düzeltilir.
Bunun dışında ekonomik, sosyolojik, endüstriyel birçok çalışma, bu kuruluş vasıtasıyla gerçekleştirilir.
Hemen hemen o bölgenin sorunları, büyük çapta giderilir.
Bunun ayrıntılarını geçen sene, Güneydoğu illerinden birisinin iktisat profesörü olan iktidar partisinden bir milletvekilinin talebi üzerine, Başbakan R.Tayyip Erdoğan’a sunulmak üzere hazırlayıp vermiştim.
Birdenbire ortaya çıkan seçimler…
Derken uygulanamadı.
Uygulansaydı, birçok şey, bugünkünden daha farklı olabilirdi.
Bugün sorun olarak başımızı ağrıtan birçok şey, olmayabilirdi.
Elbette ki bütün bunlar bir çırpıda düzelecek şeyler değil.
Uzun ve zor bir çalışmayı gerektirir.
O çalışmaya, vakit geçirmeden başlamak gerekir… Başlamalı ki, bölge cehenneme dönüşmeden, yaşama şartları belli seviyelere taşınmış olsun.
Aksi halde bir bakarız ki, ayağımızın altından kayıp gidiyor dünya…
Yazık olur…
MALATYA ANSİKLOPEDİSİ NE ALEMDE?
Necati Güngör’ün üzerinde çalıştığı, bir bölümü bazı yayın organlarında yayınlanan, ileride ansiklopediye dönüşebilecek çalışmanın encamı ne olacak?
İnşallah ansiklopedi olarak yayınlanacak…
En az yüz yıllık bir geçmiş, bu çalışma ile geleceğe taşınacak.
İnsanlar, Malatya’nın hiçbir dönemini unutmayacak, es geçmeyecek…
Birkaç aydan beri bu konu ile ilgili olarak çalışıyorum.
Yayınlanması ile ilgili arzu ettiğimiz ortamı sağlamaya çabalıyorum.
Sonuca ulaştım gibi…
Az kaldı…
Malatya’ya bir büyük eser hediye edeceğiz inşallah.
Yakında, bu konu ile ilgili ayrıntılı bir açıklama yapabileceğimi sanıyorum.
Popularity: 11% [?]

Son Yorumlar