Uyuma Malatya, geleceğin karanlık!
Malatya Yenigün Yazıları
Bu yazıyı yazdır
23 Ağustos 2007
Bu, bir yazı değil; bir çığlık!
Malatya’da yaşayan herkes, o da yetmez, Malatya’yı seven herkes, en önemli varlığımızın, çocuklarımızın geleceği hakkında çok ciddi endişe duymalı.
Bu yüzden de, her şeyi bir yana bırakıp, bu sorunu çözmek için çaba göstermeli.
Çalışmaları tek noktada odaklamalı.
Bu yazıyı, bir yazı gibi okuyup geçmeyin lütfen…
Tekrar tekrar okuyun ve kendinize sorun: Ben ne yapmalıyım?
Önce sorun ne?
Ona bakalım…
Şimdi, bir anne-baba; bir büyük olarak kendimize dönelim ve soralım: Nice emeklerle yetiştirdiğimiz, gözümüz gibi esirgediğimiz çocuklarımızın geleceği için neler yapabiliriz?
Yine, Malatyalıların bu konuyu özetlemek için başvurduğu bir cümleyi hatırlayarak cevaplayalım: “Ceketimi satar, yine de çocuğumu okuturum!”
Peki, ceketini satarak çocuğunu okuttuğun bu kurum, çocuğunu geleceğe hazırlıyor mu?
Çocuğun iyi yetişecek mi?
İyi eğitim kurumlarında üniversite eğitimini yapabilecek mi?
Soru bu…
İkinci olarak, Malatya’nın ister 50–100 yıllık, ister 1000 yıllık geçmişine gidelim. Orada göreceğimiz şey, Malatya için eğitimin her zaman önemli ve öncelikli olduğudur.
Eğer öyle olmasaydı, bu güne kadar tarihte iz bırakmış Malatyalılar olabilir miydi? Dikkat edin, olumlu eserleriyle anılan her hemşehrimiz, çok iyi bir eğitim görmüştür. Bu değerli hemşehrilerimizin en önemli ve belirgin özelliği, iyi bir eğitim görmek olmuştur…
Yani, geçmişte bu konu başarıyla yürütülmüş…
Ülke çapında çok iyi sonuçlar alınmış…
Eğitilmeden, öğrenmeden, bir insanın dünya ve hayat hakkında analiz ve sentez yaparak yeni şeyler ortaya koyması, hemen hemen imkânsızdır. Böyle olunca da o insanın, kendine, çevresine, en sonra da yeryüzüne yararından söz edilemez.
Malatya’nın bugün birçok sorunu var, hepimiz, her zaman yaşayarak görüyoruz. Aldığı göçün büyüttüğü devasa bir işsizlik problemi var, sosyal hayatın sınırlılığı insanımızı bunaltıyor. Çarpık şehirleşme Malatya’yı içinden çıkılmaz bir labirente dönderirken, hayatımızı da zorlaştırıyor. Üniversite ile şehrin, karşılıklı bir yığın sorunu var… Malatyaspor derseniz, tam bir futbol topu. Her gelen bir tekme vuruyor, duvardan duvara gidip geliyor, yerlerde sürünüyor… Hasılı derdimiz saymakla bitmez. Hele bir kaysı sorunumuz var ki, sanki asırlardan bu yana sürüyor; öylesine derin, öylesine ağır….
Derdimizi dağlar çekmez özet olarak…
Ama…
Bütün bunları aşarız.
İddiayla ve inanarak söylüyorum, bütün bunları, belki biraz zorlanırız, ama yine de aşarız.
Bir şartla: Ülke çapında Malatya’nın öne çıkacağı, bir numara olacağı, çok kaliteli bir eğitimle…
Çocuklarımızı iyi yetiştirerek…
Onları, hem ülke çapında, hem de dünya çapında öncü kılacak bilgilerle donatarak…
Ancak, o zaman bu sorunların altından, zor da olsa, kalkabiliriz.
Şöyle bir geriye dönüp bakalım…
Malatya’ya iyi olarak niteleyeceğimiz yapılan ne varsa, Malatya’nın eğitilmiş insanları vasıtasıyla gerçekleşmiştir.
İnönü’ye dayandırılan bir şehir efsanesi vardır, bilirsiniz.
Hani, bir grup Malatyalı hemşehrimiz, İnönü’yü ziyarete gitmiş.
Huyumuzdur.. İlla, biraz sitem edeceğiz ya.. Başlamışlar Paşa’ya dokundurmaya… Paşam, demişler, bu memlekette reisicumhurluk, başvekillik yaptın ama, Malatyamıza bir hayrın dokunmadı.
Paşa bunun altında kalır mı?
Ben size öyle bir iyilik yaptım ki, faydasını ancak 20 yıl sonra görürsünüz demiş.
Meraklanmışlar bizimkiler..
Acaba, Paşamız, bir yerlere gömü mü sakladı ki, yıllar sonra bulup, zengin olacağız.
Hayır demiş Paşamız, ben, Türkiye’nin en iyi okullarından, en iyi derecelerle mezun olan öğretmenleri, Malatya’ya tayin ettirdim.
Gerçekten de, bir dönem Malatya’da görev yapan öğretmenlerin, ülke ölçeğinde en iyi öğretmenler olduğu hala söylenir.
Özellikle kırklı yılların sonunda başlayarak, ellili yıllarda doruğa çıkan; hatta eski performansını göstermese de, altmışlı yıllarda süren bir eğitim başarısı, Malatya’da yapılan her olumlu işin tetikleycisi olmuştur.
Şimdi, hep birlikte şapkamızı önümüze koyup düşünelim.
Malatya’nın, çok iyi bir Malatyalı olan, bir Milli Eğitim Müdürü var: Mehmet Bulut.
Ta Üniversite öğrenciliğinden beri tanırım, Malatya kültürü ile yoğrulmuştur.
Malatya için çırpınır.
Gel gör ki, yapacakları sınırlıdır.
Zaten, yargının oyuncak ettiği bir yöntemle, akılda kalmayacak kadar gitti geldi bu müdürlükte…
Gelelim meseleye…
ÖSS’de henüz sonuçlar açıklandı…
İç açıcı değil…
Hatta keyfimizi kaçıracak kadar karanlık bir tablo…
Biliyorsunuz,2007 öğrenci seçme sınavına Malatya’dan 29742 orta öğretim mezunu öğrencimiz katıldı. Açıklanan sonuçlara göre, bunların 2802 tanesi lisans, 5948 tanesi de önlisans veya açıköğretim düzeyinde eğitim kurumlarına yerleştirildi.
Yerleştirildikleri eğitim ve öğretim kurumlarının kalitesini tartışmaksızın, sadece sayı olarak bir değerlendirme yapalım, isterseniz…
Lisans düzeyinde % 9 olan başarı, 81 il arasından 66. olmamızı sağlayabiliyor ancak. Genel yerleşimde ise % 29 olan başarı; 81 il arasında 65.olmak gibi bir sonuç getiriyor.
İşte, şapkamızı burada önümüze koyalım.
Malatya’nın geleceğini kapsayan en önemli sorunu budur desem, içiniz ezilse de, hak vermez misiniz?
Eskiler anlatır ki…
Fi tarihinde, Türkiye’nin en gözde üniversitesi İTÜ idi.
İTÜ’nin de en çok arzu edilen, gözde fakültesi İnşaat Fakültesi…
Rivayet ederler ki, bir tarihte inşaat fakültesinin yarısı, Malatya Lisesi mezunlarından oluşuyordu…
Onun için şapkamızı önümüze koyalım ve düşünelim diyorum..
Cumhuriyetin ilk Milli Eğitim Bakanı rahmetli Mustafa Necati, Malatyalıydı…
Yani, Malatya’nın eğitimle ilişkisi, başlangıçtan beri hep üst düzeyde olmuş…
Cumhuriyetin son Milli Eğitim Bakanlarından Metin Emiroğlu da Malatyalı…
Şu anda ülkemizin dört üniversitesinin rektörü Malatyalı…
Ki, bunlardan birisi Türkiye’nin en büyük üniversitesi olan İstanbul Üniversitesi. Bildiğiniz gibi, bu günlerde açıklanan uluslararası bir değerlendirmede, Malatyalı rektör sayesinde, onun yaptığı çalışmalar sonucu, dünyanın 411.üniversitesi olmuş.
Diğeri, İzmir’in en seçkin üniversitesi 9 Eylül…
Diğerleri, Sivas ve Afyon üniversiteleri…
Dört tane Malatyalı rektör…
Topla bunları Malatya’ya, dök eğitimle ilgili tüm verileri önlerine, isterlerse gezip dolaşsınlar da okulları… Durumu bizzat yerinde görsünler…
Ama bir çözüm bulsunlar…
Sonra, topla 7 milletvekilini…
Tüm Malatya olarak talep et onlardan, iste… Şunu, şunu yapacaksınız de.. Onları görevlendir…
Sivil toplum örgütleri devreye girsin…
Malatya basını bunu kendine iş edinsin…
Başka yolu yok, bilesiniz…
Üzülerek ve hicapla söylüyorum; söylemeye mecbur olduğum için söylüyorum….
Demedi demeyin, Malatya’nın geleceği karanlık…
Uyuma Malatya, batıyorsun!
BİZ BU SORUNU İKİ YIL ÖNCE…
Evet, biz bu sorunu, iki yıl önce KORU OTEL’de de konuşmuştuk.
Daha doğrusu, Malatya’nın sorunlarını tespit etmek amacıyla, Türkiye’nin her yerinden davet edilen, sanıyorum 50 civarında Malatyalının huzurunda da konuştuk.
Kenan Işık ve ben yaptığımız uzun, upuzun konuşmalarla bu soruna, yani, eğitimin kalitesine dikkat çektik; önlem alınması gerektiğini ısrarla ve üstüne basa basa söyledik.
Malatya basınından temsilciler de gelmişti o toplantıya…
Toplantıdan sonra, bizi bir kenara çekip, sorunlar ve çözümler konusunda fikirlerimizi sordular…
Anlattık…
Üzüntüyle görüyorum ki, Malatya, böyle bir sorunun hala farkında değil.
Ne yazık ki, geleceğimiz göz göre yok ediliyor da, kimsenin kılı kıpırdamıyor.
Ne yazık…
BİR DE SEPETÇİLER KASRINDA, DÖRT AY ÖNCE…
Biliyorsunuz, 26 Mayıs 2007’de Malatya Eğitim Vakfı’nın seçimi olacaktı…
İki de aday vardı…
Adayın tek olması arzu ediliyordu… İlk kurulduğu günden beri, böyle bir geleneğin oluşmasına özen gösterilmiş, zaman zaman iki aday çıksa da, tek adayla çıkılması, özlenen bir Malatyalılık göstergesi sayılmıştır hep.
İki iddialı aday vardı bu seçimde Zeki Baykal ile Şaban Taçyıldız. Her ikisinin de kendine göre gerekçeleri vardı Malatya Eğitim Vakfı’nın yönetimini almak için…
Her iki aday da vazgeçecek gibi görünmüyordu.
Bunu kendine iş edinen bir heyet oluştu, kendiliğinden…
Bu sorunu çözeceğini ve adayı teke düşüreceğini tahmin ettikleri kişileri, İstanbul’da Sepetçiler Kasrı’na davet etti, seçimden önce bu heyet…
Çok az insanı…
Sadece uzlaşma sağlamak amacıyla…
Benim de içinde olduğum bu heyette Necmettin Bitlis, Mesut Parlak, Naci Ekşi, Muammer Şahin, Mustafa Başdemir ile her iki aday; Zeki Baykal ve Şaban Taçyıldız, uzun bir süre konuştuk. Birkaç kişi daha vardı, isimler konusunda emin olmadığım için onları yazamıyorum.
Konuşmanın genel seyri, üniversite öğrencilerine sağlanan burs sayısı çerçevesinde dönüp duruyordu.
Konuşma sırası bana geldiğinde, Malatya Eğitim Vakfı’nın, Malatya’daki orta öğretimin kalitesi ile ilgili olarak iyileştirme tedbirlerini acilen alması gerektiğini söyledim.
Geçmişe ve bugüne dair rakamları kıyasladım, tezimi anlattım.
Sonuç olarak, tedbir alınmazsa, Malatya’da eğitimin iflas edeceğini beyan ettim.
Yoksa şu kadar öğrenciye burs vermenin, zannedildiği kadar önemli bir şey olmadığını da özellikle vurguladım.
Seçimde Zeki Baykal büyüklük gösterdi, Şaban Taçyıldız lehine feragat etti. Tek adayla girildi…
Ama benim dile getirdiğim, üstüne basarak söylediğim sorun, yani Malatya’da orta öğretimin kalitesi, düzelmedi ne yazık ki…
Bugün de aynı şeyleri söylüyorum.
Umuyor ve bekliyorum ki, en başta sorumlu olanlar, ondan sonra da Malatya’nın geleceği ile ilgili kaygı duyanlar, harekete geçsinler…
Bu utancı Malatya’nın yüzünden silsinler…
Geleceğimizi aydınlatsınlar…
Hepimizin öncelikli görevi bu olmalıdır, bundan daha önemli hiç bir şey yoktur şimdilik Malatya’da…
HATIRLATMA:
Malatya ile ilgili bir kitaplığın oluşturulması için, başta işadamları olmak üzere, imkânı olan hemşehrilerimi göreve davet etmiştim.
Bugüne kadar ne “doğma büyüme” ne de “ithal”, hiçbir Malatyalıdan ses gelmedi.
Bunu şunun için yazıyorum, lafı ölçüsüz savuranlar, bir basit seçim için dünyanın parasını ısraf edenler, Malatya için hayati öneme haiz bu konuyu pas geçiyorsa, durumlarını da ciddi olarak gözden geçirmelidirler.
Davetimi tekrarlıyorum, Malatya kültürünü yok olmaktan kurtaracak bir kitaplık oluşturulması için çok ciddi bir hazırlık yapıyoruz.. Bu iş için lütfen imkânlarımızı birleştirelim…
Öyle çok fazla bir finansman gerekmiyor bu iş için. Malatya’nın meselelerini konuşmak için düzenlenen yemeklerden herhangi birinden vazgeçersek, yüzyıllar boyu Malatya kültürünü ayakta tutacak bir faaliyetin temelini atmış oluruz.
Düzenlenen toplantılarda bir torba laf ediliyor ve hiçbir işe yaramıyor… Hâlbuki böyle bir kültürel faaliyet, iş yapmaya dayanıyor, sonuç almamızı sağlıyor.
Bu son çağrım. Bir bakıma köprüden önceki son çıkış… Bu sorumluluğu, bir tek iş adamına yüklerim ve Malatya kültürünün temel taşı olacak işi ona yaptırırım.
O da bunun şanını, tepe tepe kullanır, isterse…
Ben istiyorum ki; Vilayet, Belediye, MİAD, MEV, daha başka sivil toplum organizasyonları… Bu işe ortak olsun.
Onuru paylaşalım diyorum.
Popularity: 23% [?]
Bu Konu İle İlgili Yazılar
“Uyuma Malatya, geleceğin karanlık!” yazısına 6 Yorum yapılmış.
Sayfalar: [2] 1 » Hepsini Göster
Sayfalar: [2] 1 » Hepsini Göster

2 Nisan 2008, 08:58
malatyayı kücük düşürmeyin malatya dogunun şehri maltyaya yatırım yapın ve malatyayı dünyaya tanıtın