Türkiye’yi 26’ya bölmek…
Makaleler
Bu yazıyı yazdır
21 Aralık 2005
Tempo’daki bir yazıyla başlıyor her şey. Konu şu: Kalkınma Ajanslarının Kuruluşuyla İlgili Yasa Tasarısı hazırlanıyor (Başbakanlık sitesinde yasa tasarılarının olduğu bölümde göremedim).
Tempo’nun yazdığına, Özdemir İnce’nin de oradan alarak, ortalığı velveleye verdiği, Türkiye’nin tekrar ‘fetret’e döneceği endişesini dünya aleme ilan ettiği Hürriyet’teki yazısına göre, bu yasa tasarısı, Türkiye’yi 26 eyalete bölmeye yönelik, hain bir planın ilk adımı.
Şaşırdım, üzüldüm, arşivime baktım.
Efendim, konu şu;
Türkiye’nin tarımsal örgütlenmesi yanlış. Bunun içerisine orman ve çevre örgütlenmesinin yanlışlığını da ekleyin; şeddeli yanlış. Yıllardan beri bu vurgulanır tüm bilimsel toplantılarda ve bilimsel eserlerde.
DPT’nin tüm beş yıllık planlarında da bu aynen savunulmuştur.
Hiçbir hükümet, bu konuda gerekli adımı atamamıştır. Belki de bugünkü kuru gürültüyü öngörüp, korktuğu için…
Herhangi birisine, mesela, 7. Beş Yıllık Plan’ın, 1994’te yayınlanan Çevre Özel İhtisas Komisyonu Raporu’na bakalım. Aynen şöyle yazıyor (sh.51): ‘Bugün siyasal nedenlerle sayıları sürekli arttırılan illerimiz, aslında eski Osmanlı sancaklarıdır. İl ve ilçe örgütlenmesi çevre açısından uygun bir örgütlenme değildir. Çevre örgütlenmesi su havzalarına göre oluşturulmalıdır. Bu havzalar belirlenmeli ve çevre hizmetlerinin yerel yönetim örgütlenmeleri de bu havzalara göre oluşturulmalı ve yeniden yapılandırılmalıdır.’
Özdemir İnce’nin ihtisası değil, araştırmaya zamanı da olmamış anlaşılan. Peki, Türkiye’de kaç tane su havzası var?
Konya ve Van kapalı havzaları da dahil, tastamam 26 tane. Ne bir eksik, ne bir fazla..
Hükümet bunu yapıyor.
Yasa tasarısının metnini aradım, muhtemelen geri çekilmiş; okuyamadım, ama tekniğe uygunsa, yılların özlemi olan doğru bir girişim, konuyu bilmeyenlerin gürültüsüyle kadük oluyor, yazık!
Hükümetin hatası yok mu?
Var.
Ne yaptığını bilmeyen, hazırladığı yasa tasarısını savunamayanlarla işleri yürütmeye kalkmak!
Eskiler buna, ‘Vehbi’nin kerrakesi’ mi diyordu ne?
Yazık!
Türkiye çöl olur mu?
TEMA’nın verdiği rakamlar yayınlandı gazetelerde. Dünya, bir çölleşmeye doğru gidiyor. Türkiye, en riskli ülkelerden. En kısa zamanda köklü tedbirler alınmazsa, yarın, bugünümüzü aramak durumunda kalırız.
Başta hükümet olmak üzere, sorumluluk sahibi her kurum, bunu birinci sorun olarak düşünmeli, ne yapabilirim sorusunun cevabını aramalıdır, vakit kaybetmeden.
Cumhurbaşkanlığı’ndan, TSK’ya, üniversitelerden STÖ’ye kadar herkes bir seferberlik anlayışı içerisinde olmalı.
Yapılması gereken şeyleri, fantezi ve fetişlerle ötelemeye, ertelemeye, kadük etmeye yönelik her eylemin adı vatan hainliğidir! Bu kadar önemli.
Hükümetin yanlışı şu: Yasa çıkarmak, sorunu çözmez. Sorunu, uygulama çözer.
Bu aymazlıkla da Türkiye çöl olur, geçmişte Orta Asya’da nasıl olduysa.
Araç muayene
işkencesine davet!
Senelerdir bunlar yazılıyor. Merkezi, mahalli fark etmez, devleti yönetenler hiç olmazsa bazı işlerini kendileri yapmalıdır.
Belediye otobüsüne binmeli, ekmek almalı…
Mesela araçlarını kendileri muayeneye götürmeli. Hem de Ankara’da. Bayındırlık Bakanı ile Maliye Bakanı, Eskişehir yolundaki kilometrelerce kuyruğa girmeli, para yatırmak için saatlerce ayakta ve kuyrukta beklemeli. En az dört saatini öldürmeli, binlerce arabayla, anlamsız bir iş için.
İnsana saygı olmayınca, ortalama bir aklın kolaylıkla çözeceği basit sorunlar, sanki bilhassa zorlaştırılıyor ki, insanlar ‘devlet erki’ne düşman olsunlar.
Lütfen, tanınan değil de tanınmayan yüzünüzle gidin, oradaki perişanlığı yaşayın!
Bunu kolaylıkla halledecek yöntemler bulun.
Gerisi lafı güzaf.
Popularity: 8% [?]
Bu Konu İle İlgili Yazılar
- No related posts

Son Yorumlar