Türkiye’nin tarım sorunu; tam bir kördüğüm…
Makaleler
Bu yazıyı yazdır
5 Aralık 2004
Neresidir?
Emin değiller ama ülkemizde devlete ait bir Tarım İşletmesi’nin yöneticileri;kendi çiftliklerinin bu ünvana en yakın olduğunu düşünüyorlar,bununla övünüyorlar,çalışanlara da bunu aşılamışlar. Herkes öyle söylüyor. Bir tv programında izledim.
Önce şaşırdım,sonra da niçin şaşırdığıma şaşırdım…
Şaşırdım; işletmeyi yönetenlerden,mesela buğday veriminde dünyada birim alana en çok verimi aldıklarını,ya da yerli sığır ırklarını geliştirerek üstün süt/et verimi elde ettiklerini, harcamaya oranla çok yüksek gelir elde ettiklerini, umulmayanı başardıklarını söylemelerini beklerdim. Böyle bir övünç haklı olurdu.
Buna şaşırdım.
Ne ile övünüyorlar işçisinden müdürüne tarım işletmesinin mensupları? Dünyanın –belki de- en büyük çiftliğine sahip olmakla.. Buna hiç şaşırmadım. Biz buyuz işte… “Verim” diye bir ölçüye sahip değiliz ne yazık ki; “yaşam düzeyi”ni önemsiyoruz, “kalite” umurumuzda değil.. Varsa yoksa “en büyük”.. Derdimiz bu.
Buna da hiç şaşırmadım.
Ben,anlayışımız değişmeli derken bundan söz ediyorum.
Övündüğümüz şeylere bir bakın:
Dünyanın en kalabalık genç nüfusu..
Dünyanın en büyük çiftliği..
Dünyanın en büyük ordusu..
Dünyanın en büyük heykeli..
Uzatın uzatabildiğiniz kadar “dünyanın en büyük…”lerini..
Dünyanın en iyi eğitilmiş insan gücüne sahip olsaydık ne iyi olurdu.. Aynı zamanda bu insanlar eğitimli gençler olsaydı.. Dünyanın en verimli çiftliği ülkemizde olsaydı.. Yeni bitki ve hayvan türleri bulabilseydik ve bunlar dünyanın en yüksek verimlileri olsaydi. Dünyanın en vurucu ordusu bizim ordumuz olsaydı.. Gerektiğinde herhangi bir dış ülkede çok başarılı operasyonlar yapabilseydi. Dünyanın en estetik heykelleri bizde olsaydı.. İnsanlar onları merak edip gelselerdi ülkemize, sanat tarihleri onlardan övgüyle sözetseydi..
Ne güzel olurdu..
İnsanımızın yaşam kalitesi yüksek olsaydı,bu kaliteyi tutturacak gelir düzeyine sahip olsaydı..
Araştırma-Geliştirme’ye ayırabildiğimiz para yüksek olsaydı. Genç bilim adamları akla gelmedik konularda araştırmalar yapıp,dünyanın dudağını uçuklatan bilimsel sonuçları açıklasalardı.
En fazla kitap okunan ülke olabilseydik.
Dünya üniversiteleri,bizim üniversitelerimizdeki eğitim düzeyine gıpta etselerdi mesela..
Sanatçılarımız,uluslararası saygınlığa sahip olsalardı… Dünya gündemini tayin edecek felsefecilerimiz,sosyologlarımız,siyaset bilimcilerimiz olsaydı.. Mesela,ortalama bir ülkenin yıllık Gayrı Safi Milli Hasılası kadar ciro yapabilen markalarımız olsaydı.
Ormanlarımız olsaydı gözümüz gibi esirgediğimiz.
Denizlerimiz olsaydı pırıl pırıl..
Topraklarımız aşınıp taşınmasaydı denizlere..
..Ne sonsuz bir rüya…
Zor mu bunları gerçekleştirmek? İmkansız mı?
Bütün bunları yapabilen ülkelere bakıyoruz:tek gördüğümüz şey bitip tükenmeyen disiplinli bir bilimsel çaba.
Onun için ilk metamorfozunu kafa yapısında yapmalıdır bu ülke. Dünyaya bakışını, hayatı yorumlayışını,insana bakışını değiştirmelidir.
Bizim ülkemiz bu.. Yerimiz belli,komşularımız belli;78 milyon hektarlık bir ülkeyiz.
70 milyon civarında nüfusa sahibiz.
Yapacağımız şey çok basit:Ülkemizin ve insanımızın kalitesini artıracağız. İyi eğitilmiş, sağlıklı bir toplum olmayı amaçlayacağız ve bu ülke de bize iyi bir hayat standardı sağlayacak mekan olacak.
Yeniden yapılanan bir Devlet…
İnsan haklarının ve bireysel özgürlüğün en öncelikli olması…
Akla dayalı bir yönetim…
Öncelik verilen çevre… 26 yağış havzasına göre idari sistemin düzenlenmesi.
İnsanımızın değerini bilgi yükseltecek… Her alanda verimli olmak düşünülecek… Kısacası imrenilecek saygın ve aynı zamanda güçlü olacağız.
Bunu biz yapacağız. Bizlerin çabası bu ülkeyi,içinde yaşanabilir bir cennet ülkeye dönüştürecek.
Tersi de doğru…
Yeniden başa dönelim:
Dünyanın en büyük çiftliği neresidir?
Bu hal böyle sürüp giderse elbette ki Türkiye!
Popularity: 8% [?]

Son Yorumlar