Türkiye size yetiyor mu?
Makaleler
Bu yazıyı yazdır
10 Eylül 2004
AB ilerleme raporunu unutun. Bütün duyargalarınızı içinize çevirip nasıl bir ülkede yaşadığınızı anlamaya çalışın. Şimdiye kadar eleştirdiğiniz şeyleri göz önünde tutun. Geçmişe doğru gazete haberlerini hatırlayın.
Bugünkü haliyle, üretimiyle, verimiyle, yaşam kalitesiyle, kültür düzeyiyle, uluslararası konumuyla Türkiye’yi yeterli buluyor musunuz?
Yaşadığınız ülkeyi içinize sindirebiliyor musunuz?
Türkiye size yetiyor mu?
Bir de bugüne kadar yapılanları ve yapılmayanları hatırlayın.
Önceliği siyasete verelim. Çünkü siyaset, Türkiye’de belirleyici unsur olmuş, ya da bu unsurları seçmiştir.
Peki bir insan niçin politika yapar? Sadece Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakan, Milletvekili, Belediye Başkanı, İl Daimi Encümeni, İl Başkanı vb. olmak için mi?
Kamuda çalışmak, bazen siyasetten daha yönlendiricidir.
Devlet hizmetine girmenin, Müsteşar, Genel Müdür, Daire Başkanı, Müdür, Vali, Kaymakam gibi sivil; Genelkurmay Başkanı, Kuvvet Komutanı, General vb. askeri bürokrat olmanın amacı, sadece iyi bir maaş ve iyi bir ek gösterge almak mıdır?
Bir insan niçin yargıç olmak ister? İçindeki adalet duygusunu tatmin için mi? Yoksa, herkesten daha geç emekli olmak, daha çok maaş almak, gücünün tadına varmak, yargıç kisvesinin sağladığı otoriteyi, gündelik hayatına da taşımak için mi?
Ya serbest çalışmak? Ülke kaynaklarından daha çok beslenme, pastadan hak etmediği halde daha büyük pay alma uğraşı mı?
Eğer öyle olmasaydı, bugün, bu ülke insanı 2500 dolar civarında milli gelire talim eder miydi adam başı? Üstelik bu ortalama rakam lafın gelişi. Gelir dağılımındaki adaletsizliğe bakarsanız insanımızın büyük çoğunluğu sefalet içinde.
Sakın Türkiye’nin 1923 sonrası çıktığı nokta ile bugün ulaştığı nokta konusunda spekülasyon yaptığım sanılmasın. Ayrıca yukarıda yazdığım tüm meslek gruplarının, ülkenin yararına çalışmadığı gibi bir yanlış anlama içinde de olmayın. Sadece şunu söylemek istiyorum, yıllardan beri bu ülkenin kaynakları neden yanlış kullanıldı ve neden bize yakışmayan bu noktadayız?
Bulunduğumuz noktayı hak etmemiz için, her şeyin olumsuz olması ve yukarıya aldığım hipotezin doğru olması gerekir. Şüphesiz ki öyle değil. İyi niyetle çaba gösterilmiştir. Türkiye üzerinde kafa yoran her insan için bu durum üzüntü kaynağıdır.
Yine sorumuza dönelim: Türkiye size yetiyor mu?
%70’i genç ama büyük çoğunluğu eğitimsiz ve mesleksiz nüfusuyla, ortalama bir ülke nüfusu kadar olan işsiziyle, kırsal alanda yaşayan nüfusun çokluğuyla, yasaların yetersizliğiyle, bireyin her alanda devlet karşısında peşin mağlubiyetiyle, kendi kendine güvensizliğiyle, üretimin ve verimin çok düşüklüğüyle daha sayfalar dolusu yazılabilecek olmusuzluklarıyla bu ülkeyi içinize sindirebiliyor musunuz?
Bu nüfusun, bu yüzölçümünün, bu potansiyelin karşılığı bu yaşam düzeyi mi olmalı?
Güneydoğu’da var olan huzursuzluğun çetelesini tutanlar 1984’ten bugüne kadar maliyetini 130 milyar dolara bağlıyor. Bu olmalı mıydı? Bu imkan, kalkınmaya harcanabilseydi, şimdi fukaralığın kol gezdiği yerler, kalkınmış ve halkın huzur duyduğu, mutlu olduğu yerler olmaz mıydı?
Sahip olduğumuz 20 milyon hektar tarım arazisinden, Konya’dan bile küçük Belçika’nın yarısı değil, çeyreği kadar verim alabiliyorsak, bu işte bir yanlışlık var demektir.
Kırk paralık üretim yapan fabrika müsveddelerinin tüm atıklarını güzelim ırmaklarımıza veya denizlerimize boşalttığı, onları temizlemek için dünyanın parasını harcadığımız halde temizlemeyi başaramadığımız bu durum, bu çevre felaketi sizi mutlu ediyor mu?
Bir yılda tüm Avrupa kıtasının yitirdiği toprağın dört katını yitiriyoruz, bu sizi utandırmıyor mu?
Yargı, yürütme, yasama… Bugüne kadar, bu sorunun temelinde olan şey ne?
Bu ülke, bu insanlar böyle mi olmalı?
Bu haliyle Türkiye size yetiyor mu?
Asıl çaba bundan sonra başlamalı. Olumsuz olan her şeye karşı savaşmalı bu ülke insanı.
Ama dosdoğru, ama aldatmadan, ama bilimsel yöntemlerle…
Popularity: 6% [?]

Son Yorumlar