Tarım’ın Tanımı
Star Gazetesi Yazıları
Bu yazıyı yazdır
31 Ağustos 2007
Yazının Devamı: 1 2
- Tarım, hem gıda güvenliği açısından stratejik önemi nedeniyle; hem çevrenin, dünyanın geleceği açısından önceliğinden dolayı, hem de doğası gereği katma değeri düşük olduğundan tüm dünyada desteklenen, kollanan, yönlendirilen, korunan bir sektördür.
- Tüm dünyada ve ülkemizde, devletin planlama örgütlerinde Tarım denildiği zaman, bitkisel üretim, hayvansal üretim, orman, köy hizmetleri ve bunların oluşturduğu “çevre” anlaşılır. Bundan dolayı tüm dünyada bu hizmetler tek Bakanlıkla yürütülür.
- Ülkemizde tarım, dört ayrı bakanlık tarafından yürütüldüğünden kaostadır. Kaos, nizamın tersi olduğundan dağınıklıktır. Bunu sonucu olarak da dünya ölçeğine göre “birimden verim” düşüktür.
- Günümüzden 65 yıl önce 1.11.1937 tarihinde TBMM’nin 5. Devre 3. Toplantı yılını açış konuşmasında M.K. Atatürk aynen şu sorunları ve çözümleri ortaya koymuştur.
- Milli ekonominin temeli ziraattır.
- Ciddi etüdlere dayalı bir ziraat siyaseti tespit etmek lazımdır.
- Memlekette topraksız çiftçi bırakılmamalıdır.
- Memleketi iklim, su ve toprak verimi bakımından ziraat bölgelerine ayırmak icap eder.
“….başta buğday olmak üzere, bütün gıda ihtiyaçlarımızla endüstrimizin dayandığı türlü İptidai maddeleri temin ve harici ticaretimizin esasını teşkil eden çeşitli mahsullerimizin ayrı ayrı her birinde ;
- Miktarını artırmak,
- Kalitesini yükseltmek,
- İstihsal masraflarını azaltmak,
- Hastalık ve düşmanlarıyla uğraşmak
İçin gereken teknik ve kanuni her tedbir, vakit geçirilmeden alınmalıdır.”
- Günümüzde 2002 yılında 8. Beş Yıllık kalkınma planında da benzeri tespitler ortaya konulmaktadır. Bu bir tek şeyi gösterir:tarımda, vakit geçirilmeksizin dünyanın uyguladığı çağdaş yöntem ve teknolojiler yani bilim devreye sokulmalıdır. Aksi halde bundan sonra bilimle tarımın buluşması daha zor olacaktır.
- Türkiye’nin tarihiyle, coğrafyasıyla, insanıyla barışık bir bakış açısının, bilimle birleşerek insanımızın yaşam standardını çağdaş seviyeye ve birey mutluluğunu sağlayacak düzeye ulaştırma şevki, tarım meselemizin esasını teşkil etmektedir.
- “Verimlilik” esas alındığında “toprak-su-insan” kaynağının en rantabl biçimde düzenlenmesi öne çıkmaktadır. Arazi mülkiyet rejimi, hazine arazileri konusu ile birlikte “kaynak verimliliği”, “kırsal sanayi” unsuruyla elde edilen tarım ürünleri işlenerek dünyanın yararına sunulma yoluyla da “ürün verimliliği” sağlanacaktır. Türk tarımının ana sorunu bir ikamet biçimi olan “köylülük”ten, bir ekonomik faaliyet olan “çiftçilik”e geçememektir. Bu proje, “çiftçilik”e ve “çiftlik”e geçme seferberliğidir. Yılların ihmalini kısa sürede gidermeyi amaçlamaktadır.
- Hazine arazilerinin, arazi toplulaştırmasının, büyük çiftliklere verilecek teşvikin oluşturacağı ortam, bölgelere göre optimal arazi büyüklüğünün de tespitiyle verimli çiftçiliğe yönlenecektir. Medical ve aromatic bitkiler üretimi, yem bitkileri ekimi, uygun yerlerde meyve ormanları teşkili yoluyla birimden elde edilen verim yükseltilecektir.
- Meyve ormanları da dahil olmak üzere elde edilecek bitkisel üretim ile hayvancılık, orman ve su ürünleri üretimleri, kırsal sanayinin ortaya koyacağı imkanlarla, kesinlikle işlenerek ve dünya pazarlarının istediği biçime dönüşerek pazarlanacaktır.
- Ülkemizde bitkisel üretim, hayvansal üretim, orman ürünleri ve çevreye ait verileri dünya ile kıyasladığımızda tarımın ne derecede önemli, ne derecede stratejik, ne ölçüde bir “milli güvenlik meselesi”olduğunu daha iyi anlayabiliriz. Bu, bütün gücümüz ve dikkatimizle tarım önceliğini gözetmemiz gerektiğini göstermektedir.
- Türkiye sanıldığının aksine toprak, su ve orman kaynaklarınca fakirdir. Kişi başına düşen su miktarının 2000 - 1000m³/yıl olduğu ülkeler su stresi içerisinde sayılır. Türkiye ‘de 1997 rakamı 1757 m³/yıl/kişi iken bu rakamın 2025 yılında 1210 m³/yıl/kişi ‘ye düşmesi bekleniyor.
Toprak kaynakları da öyle…77.9 milyon hektar olan yüzölçümünün 26.6 milyon hektarı tarıma uygundur. (yaklaşık 1/3) Bunun ancak 8.5 milyon hektarı ekonomik olarak sulamaya uygun (yaklaşık 1/3), bunun ancak 4.8 milyon hektarı sulanıyor (yaklaşık yarısı), 4 milyon hektar alan sulamaya açılmayı bekliyor (yaklaşık yarısı), bu durumda her yıl yüz bin hektar alanın sulanması planlanmıştır.(bu şartlarda ancak 40 yılda topraklarımız sulanabilecektir)
- GAP ayrı bir konu… Sulanması planlanan 1.7 milyon hektar alanın ancak 120 bin hektarı sulamaya açılmış, gereken tedbirler alınmadığından 20 bin hektarı çoraklaşmıştır.
- 77.9 milyon hektar yüzölçümün 57.6 milyon ton hektarında erozyon sorunu var. Her yıl 500 milyon verimli tarım toprağı yok oluyor. Bu Avrupa kıtasını tüm kaybından fazla, bir başka benzetişle her yıl bir Kıbrıs adası kadar verimli toprağımız yok oluyor. Bu nedenle tarım acil önlem alınması gereken bir “Milli Güvenlik Sorunu”dur.
- Son 20 yılda yerleşim alanı için 450 bin hektar toprak tarım dışı bırakılmıştır.
- Sonuç olarak yanlış tarım siyasetine terör de eklenince tarım alanlarını boş bırakılması noktasına gelindi. Tüm ülkede tarım yapılabileceği halde boş bırakılan tarım arazisinin 2.5 milyon hektarın üzerinde olduğu tahmin edilmektedir.
- Türkiye’de yorum yapmak için kullandığımız bütün rakamlar hatalıdır. En iyimser söyleyişle tahminidir. Bu da sorunun boyutlarının hangi çarpıcı noktaya ulaştığını gösterir. Bu nedenle bütün kaynaklarımızı ve zenginliklerimizi tespit edecek sağlıklı bir sayım ilk yapmamız gereken iş olarak öne çıkmaktadır.
- Orman konusu, Türkiye için bir yürek yangınıdır. GSMH içinde ormanın yeri %0.8’dir. O da yakacak odun ve yapacak odun olarak. Sanki bir düşman ülkenin ormanı … orman ile milletimizin konumu ne yazık ki böyledir. “İleri Dünya”da uygulanan meyve ormanları yöntemiyle, halk, ormanla barıştırılmalıdır.
- Hayvancılık için acilen hayvancılık bölgeleri, hayvancılık çiftlikleri, entegre hayvancılık işletmeleri kurulması, çok sayıda hayvan besleyen işletmelerin teşviki, et ithalatı için harcanan finans kaynaklarının hayvan üretimine yönlendirilmesi ; kısaca “verimin” kısa sürede kabul edilebilir bir noktaya yükseltilmesi gerekmektedir. Ayrıca, damızlık sorunu da yerli ırkların ıslahı ile çözülmelidir.
- Dünyada 30/70 biçimindeki Bitkisel/Hayvansal üretim oranı, bizde 65/35 biçimindedir. Bu tedbirlerle kısa sürede dünya standardının yakalanması amaçlanmaktadır.
- Gıda güvenliği yok, güvenilirliği de…Hormon ve zehir, gıdalarımızın katığı…öncelikli sorun olarak çözülmelidir. Uluslararası akreditasyona sahip gıda lâboratuarlarının özel sektör eliyle kurulması teşvik edilecektir. Ayrıca organik tarım büyük boyutlarda desteklenecektir.
- “Dünyada kendi kendine yeten yedi ülkeden biri” söylemi, sorunu görmemize engellemiştir yıllar yılı . Kişi başına et tüketimi bizde 27 kg/yıl iken AB ülkelerinde 87kg/yıl ‘dır. Süt ve süt ürünleri ise bizde 160 kg/yıl AB ülkelerinde 350 kg/yıl ‘dır. Üstelik bunun dağılımındaki adaletsizlik de uçurumlar kadardır.
- Tarım sinyal veriyor. O sinyali algılamazsak ülkemiz enkaza dönüşür… dönüşüyor da…
- 1994 yılı rakamlarına göre nüfusumuzun %8’i mutlak yoksuldur, %24’ü ise yoksulluk riski altındadır. Krizleri yaşadıktan sonra bu yoksullukla boğuşan toplam %32’nin % kaç olduğunu tahmin etmek zor değil . İnsanımız ve çevremizle birlikte tam bir felaket çizgisindeyiz.
Popularity: 45% [?]
Yazının Devamı: 1 2
Bu Konu İle İlgili Yazılar
“Tarım’ın Tanımı” yazısına 5 Yorum yapılmış.
Sayfalar: [2] 1 » Hepsini Göster
Sayfalar: [2] 1 » Hepsini Göster

22 Aralık 2008, 13:26
Cumali Bey Merhaba;
Sitenizi çok beğendim. Tarımı salt eleştirel açıdan değil çözüm üretmeye dönük sonuç odaklı olarak tartışmalıyız.
Atatürk tarım insanları açısından büyük bir kayıp bence. Biraz daha yaşamalıydı.
Ben de tarım adına inceleme, gözlem ve fikirlerimi paylaştığım bir blog yayınına başladım.
Ziyaretlerinizi ve yorumlarınızı beklerim…