Tarımın sorunları
Makaleler
Bu yazıyı yazdır
21 Nisan 2004
Soruyu şöyle soracaktım: Tarımın sorunlarını çözmeden Türkiye’nin sorunlarını çözmek mümkün mü?
Ama, tarım, sorun değil Türkiye’de.
‘Sorun’ nedir? Mesela tıkır tıkır çalışan bir düzenekte binlerce çarktan birisi arızalanırsa sorundur. Onarırsınız sorunlu kısmı, sistem çalışmaya başlar.
Türkiye’de tarım öyle mi? Öyle değil. Tarım diye bir sorunu olmayan ülkelerde tarımda çalışanların oranı yüzde 2 ile 5 arasındadır, Türkiye’de yüzde 40′tan fazla. Sorun bu mu?
Tarımın sorun olmadığı ülkelerde GSYİH’da tarımın oranı azdır. Ama bu az yüz milyarlarca dolardır. Türkiye’de ise yüzde 50′lere varan oran, yüzde 15 civarına düşmüştür. Ama çok-çok düşüktür. İhracatı çok fazla olmayan ülkemizde tarımın işlevi getiri açısından çok düşüktür. Sorun bu mu?
Tarımını bir sorun olmaktan çıkarmış ülkelerde hayvanların et-süt-yumurta verimi bizdekinin üç katıdır. Bitkisel üretim de öyle. Dönüme 200 kg. buğday verimi bizi mutlu ederken, birçok ülke 600-700kg’a burun kıvırıyor. Sorun bu mu?
Biz, salçadan zeytinyağına kadar her şeye sanayi gözüyle bakarken, tarıma emek çekmiş ülkeler, bunları tarım diye nitelendiriyor. Sorun bu mu?
Bizde bitkisel üretim tarımın yüzde 70′i iken, tarımı sorun olmayan ülkelerde yüzde 30; bizde hayvancılık yüzde 22 iken tarımına imrendiğimiz ülkelerde yüzde 70. çünkü, hayvancılık bitkisel üretimden en az 5 kat daha karlı. Sorun bu mu?
Bizde orman…
Bizde çevre.. Bizde aşınım (erozyon)…
Sorun bunlar mı?
Tarımı sorun olmaktan çıkarmış ülkelerde bir çiftliğin büyüklüğü ortalama 263 dekar ve tek parça iken, bizde 54 dekar ve 8 parçadır. Bu mu sorun?
En güzel tarım alanlarına binalar doldurmuşuz…
Bunlara eklenecek birçok konuyu alt alta yazıp ‘cem’ edersek, Türkiye’de tarımı ’sorun’ diye nitelendirmenin çok hafif kaldığını göreceğiz. Tarım sorun değil!..
Tarım bir cehennem, tarım bir ‘hükümet-göçüren’.
Tarım bir bela..
Üstelik çözümü de var.
Nedense hiçbir hükümet tarımı çözmek istemiyor. Çünkü, S. Demirel’in dediği gibi ‘aslında tarım da yok…’ Onun yerine köylüyü (dikkat edelim çiftçi değil, köylü. Yani köyde oturan) ufacık avantalarla yerinde bırakmak için yapılan politik kurnazlıklar var. Birkaç inek vermek, tarımı baştan ayağa kanser olan ülkede aspirin tedavisi uygulamak… Yani ağrıyı kesmek gibi…
Bu aklın alacağı bir yöntem değil.
En zor iş tarımı adam etmek. Çünkü, üretimin sonucu süreye bağlı. O nedenle hemen başlansa yıllar-yıllar alır onarım… Milyonlarca işsiz orman köylüsü, milyonlarca gizli işsiz insan. Açlık sınırında bile olmayan zavallılar. Boşuna uğraşan, uğraşıyor gibi yapan, bir gelir elde edemeyen, ülke ekonomisine artı değer katamayan zavallılar…
Ve kendilerine sadece bakıp seyreden yetkililer…
Avrupa Birliği ülkeleri de tarımsal alanda çok kötüydü, şimdi iyiler.
İsrail tarımda harikalara imza atıyor.
ABD, tarımına gözü gibi bakıyor.
Biliniyor ki tarımın sorunlarını çözmeden o ülkenin -ekonomi başta olmak üzere- diğer sorunlarını çözmek olanaksız. Onun için ‘akil adamlar’ seyretmiyor, yapıyor.
Tarımı çözmeden; yani bitkisel-hayvansal üretimi halletmeden, kırsal sanayii kurmadan, meyve ormanlarına yönelmeden, çevreyi kurtarmadan, ekonomik açıdan soluk almak mümkün mü? Üretmeden, ekonomi nasıl gelişir, bir ülke nasıl kalkınır?
Türkiye’nin tarım arazisi yaklaşık 20 milyon hektar. Buna, bu kadar tarım arazisi eklemek yani Türkiye’yi ikiye katlamak mümkün toprak yönünden. Hem aşınımı önleyerek, hem meyve ormanları kurarak, hem de tarımsal sanayiye ve dışsatıma geçerek.
Tarımsal geliri arttırmak..
Onun üstüne sağlam bir sanayi, doğru yürüyen bir hizmet sektörü ve en önemlisi bilgiyi sektör olarak eklemek…
Tekrar başa dönelim.
Türkiye’de tarım sorun mu?
Hayır!..
Ama Avrupa Birliği’ne dönüp bakmadığımız sürece..
Popularity: 11% [?]

Son Yorumlar