Nedir? Köhne, hantal, tembel, yaratıcı çözümler üretemeyen, bilimsel ve ekonomik olmayan yapısıyla Tarım Bakanlığı’dır. Üstelik bu, günümüze özgü bir görüntü de değildir. Kurulduğu günden beri tarımının önündeki engel Tarım Bakanlığı olmuştur.

Filmi başa alalım.

Ne vardır Tarım Bakanlığı’nın ülke tarımına kazandırdığı? Pancar mı, çay mı, TOPRAKSU mu, Meksika buğdayı mı? olumlu olan ne var? Tek tek bunların hikayesine baktığımızda, bakanlığın dışlanmasıyla gerçekleştikleri görülür. Önce bir kişinin, sonra küçük bir grubun gayretiyle bugün övündüğümüz şeyler olabilmiştir.

Peki, Bakanlık neden engeldir?

Gelecek için senaryoları olmadığı için.

İş yapmaktan çok konuşmak gibi bir hastalık hali olduğundan engeldir. Misal mi? Ekmek konusunu hatırlayın doksanlı yılların sonunda. Aylarca ekmeğin poşete gireceği konusunda ‘yaygara’ yapıldı. Bütün gündemi işgal etti, her gün Tarım Bakanı medyaya konuştu. Sonuç: Kocaman bir sıfır! Ekmek poşete girdi mi? Hayır, hiçbir zaman. Bakanın reklam aracı olarak kaldı. Yazık değil mi onca emeğe, zamana?

Peki başarılan işler yok mu?

İsterseniz Ziraat Yük. Mühendisi ve İstanbul (E.) Belediye Başkanı Ahmet İsvan anlatsın Meksika buğdayının Türkiye’ye geliş macerasını. Yüksek verimli tohum bulup, uygulamak Bakanlığın asli görevidir. Sanki öyle değil de engellemek görevi. Kurak ortama adapte olabilen, saptan çok dane veren, Meksika buğdayı diye adlandırılan tohumu Tarsus’lu çiftçi Can Eliyeşil, yurtdışından kendi bavulunda gizlice getirir. Kendi çiftliğinde deneyerek sonuç alır. Ziraat Yük. Mühendisi Tarım Bakanı Bahri Dağdaş’a, Bakanlık bürokrasisinden gizli olarak ulaştırır. Bakan, yine kendi bürokrasisini atlatarak ilk yıl 60 ton, ikinci yıl 20.000 ton tohum getirir, köylüye dağıtır. Sonuç; o yıl, ekim alanı, gübreleme, sulama aynı olduğu halde verim iki misli artar.

Bu minik başarı öyküsünü niye anlattım?

Kurulduğu günden beri Bakanlığın, tarımımızın önünde bir engel oluşturduğunu gözler önüne sermek için.

Hiç mi başarısı yok? Olağan seyri içerisinde ne yazık ki hayır. Nedeni çok kısa: Tarım Bakanlığı, sorunlara hiçbir zaman bilimin sürekliliği içerisinde yaklaşmamış ve çözümler üretmemiştir. Her zaman keyfi davranışlar bakanlığı yönlendirmiştir. Güncel politikanın etkisi, ya da bakanların kişisel yönlendirmeleri bilimselliği aştığından iyi yönetilememiştir. Sonuç olarak yapılanması yanlıştır.

Geçmişte, yanlış taban fiyatlarla yönlenen teşvikler tarımı ajite eden konuların başında gelmekteydi. Şimdilerde adı başka olan bir sürü aldatmaca var. Ama olumsuz sonuç aynı, değişmiyor.

Yine hangi Tv. kanalını açsanız Tarım Bakanı’nı konuşur halde görürsünüz. Eskiden olduğu gibi yine incir çekirdeğini doldurmayacak meseleler hakkında içi boş şeyler söyleyerek saatlerce konuşulmaktadır. İş ve eylem olmadığından, ülke tarımının fakirliği de katlanarak artmaktadır.

Ne yazık ki, son günlerde haber ve yorum olarak basında artan tarım yazıları da, bakanlıkla aynı doğrultuda, çoğu zaman bilgisizce aynı yanlışları savunmaktadır.

Bugün tarımımızın en önemli sorunu olan küçük ve bölünen işletme sorununu, Almanya 1949’dan sonra aldığı önlemlerle, 200 dekardan büyük işletmelerin çoğaldığı ve bir daha bölünmediği bir sistem kurarak çözdü. Verim sorununu 1960’dan sonra AB ülkeleri hızla bitirdi. İsrail’in tarımsal kalkınması 1950’lerden sonra rayına oturdu. Kanada ve ABD’de de öyle.

Peki, bu sıralar bizim Tarım Bakanlığı ne yapıyordu dersiniz? Muhtemelen tayin ve nakillerle uğraşıyordu. Bundan dolayıdır ki, tarımın önündeki en büyük engel, yine Tarım Bakanlığı’nın bizzat kendisi olmaya devam etmektedir.

Ne dersiniz? Bugünkü durumun karanlığına bakıp, bu yapının bundan sonra da aynen böyle süreceği, aklın gereği değil mi?

Tarım Bakanlığı, Orman ve Çevre Bakanlığı ile birlikte üretim ve verimi sağlayacak biçimde acilen yeniden yapılandırılmalıdır. Finansmanını, insan kaynaklarını, tarımsal imkanını ve zamanını olumlu kullanır hale getirmelidir.

Ortak akıl da budur…

Popularity: 7% [?]

Bu Konu İle İlgili Yazılar