Tarım siyasetine kanava
Makaleler
Bu yazıyı yazdır
27 Temmuz 2005
Toplumun her kesiminde anlaşılmaya başlandı ki, bu ülkenin geleceği için tarım önemlidir. Büyük çapta, AB müzakereleri ile ilgili tartışma, bizi, bu gerçekle tanıştırdı.
Doğru sonuca ulaşabilmek için de, doğru başlangıç yapmak gerekir.
Önce, tarım nedir?
Günümüz dünyasında, Tarım ile Çevre ve Orman Bakanlıkları’nın görev alanına giren işlerin, tarım çerçevesi içine alınması yönünde bir eğilim vardır.
DSİ’den sulama, Sanayi Bakanlığı’ndan ürün birlikleri; TCZB, Şeker Fabrikaları, kırsal sanayi ve arazi kadostrosunun da tarımın içinde olması, savunulmaktadır.
Bu, bakanlığın şişirilmesine yönelik değil, aksine hantal yapıdan kurtulmak için, işin, özel sektörden yerel yönetimlere kadar birçok birime pay edilerek, manevra kabiliyeti yüksek, dinamik bir yapı kazandırılması amaçlıdır.
Bilimin verilerini, dünya ve ülkemiz gerçeklerini, bu konudaki uygulamaları, bulunduğumuz coğrafyada Bizans ve Osmanlı arazi mülkiyet rejimini dikkate alarak, yeni bir tarım siyaseti hazırlamalıyız.
Bu, toprağı esas almalıdır.
Toprağı esas alırken de, Türkiye’yi yağış havzalarına göre yeniden inşa etmelidir. Gerekirse idari yapılanmasını, 26 yağış havzasına göre yeniden düzenlemelidir.
İnsansız toprakla, topraksız ya da az topraklı eğitilmiş genç insan buluşturulmalı; ekonominin kuralları içerisinde, tarıma, ekonomi boyutu eklenmelidir.
Türkiye’deki orman tahribatının merkezden uçlara doğru olduğu; onarımının da kenardan merkeze doğru ve hiçbir zaman yakılmayacak meyve ormanlarıyla olması gerektiği unutulmamalıdır.
İşsiz ve gizli işsizlere, tarımsal eğitim verilmeli. Optimal büyüklükteki topraklara sahiplendirilerek, ülkeye ve hayata kazandırılmalıdır.
Ülke ormanlaştırılmalıdır. Badem, ceviz, kestane, zeytin, narenciye, bağ ve diğer meyvelerle…
A’dan Z’ye tarım envanteri çıkarılarak bütün Türkiye, arazi kullanma kabiliyetine göre ve ihtiyaç duyulan ürün bazında, yeniden planlanmalıdır.
Bitkisel üretim, meyvecilik, hayvancılık, arıcılık, su ürünleri ve orman bölgeleri ile kırsal sanayi bölgeleri belirlenmelidir.
Verimsizliği aşmalı; üretebilmeli, işlemeli ve dışarıya satabilmeliyiz.
Bu amaç doğrultusunda yapılanma tamamlanmalıdır. Üretimin, tüketici taleplerine göre en yüksek gelir getirecek biçimde oluşması sağlanmalıdır.
Tarımın kanavası, taslağı budur.
Kaysı unu olur mu?
Hürriyet’te, Vahap Munyar’dan mutlulukla okudum. Malatya’da, çocuk mamasına katılmak uzere kaysı unu yapılacağını.
Şahsen gayret ettiğim bir konuydu. Malatya’da Tv’ler de dahil, her platformda öne çıkardım.
11 yıl önce, TSE’nin Standard Dergisi’nde Mayıs’94, Kaysı Özel Sayısı’nda ‘Yıllık Kaysı İhracatında Hedef:1 Milyar Dolar’ ara başlığı ile şunları yazmıştım: ‘ABD pazarında, Amerikan toplumunun istediği ürünlere dönüşüp, işlenmiş madde olarak satılmak zorunda. Dondurma ve pasta için toz halde satılması durumunda, ABD’nin tüketimi, tüm Malatya kaysısını bitirebilir.’
Tasarılarınızı gerçekleşme aşamasında görmek büyük mutluluk. Ülkemize ve insanımıza yararı olsun da, kim sahip çıkarsa çıksın. Bize de bir tatlı huzur kalsın.
Toprak Kanunu delindi mi?
Star’da Şeref Oğuz, 5403 numaralı Toprak Koruma Ve Arazi Kullanımı Kanunu üzerine yazmış. Endişesinde haklı.
TBMM internet sitesine girin. Kanunla ilgili önergeleri okuyun. Zülfü Demirbağ’ın önergesinin gerekçesine de bakın… Kanunun yürürlüğünün ‘11.10.2004’e çekilmesi bütün kesimlerin yararınadır’ diyor.
Kimin, niçin ve nasıl yararına? Neden bu tarih?
Açıklanmalı.
Bir şey daha. Tarım mikadonun çöpleri gibidir. Bütün olarak düzenlenmeli.
Aksi halde birini çekerken, diğerleri de dağılabilir.
Popularity: 6% [?]

Son Yorumlar