Tarım, Demetevler olmadan
Makaleler
Bu yazıyı yazdır
20 Temmuz 2005
Demetevler, Ankara’nın büyük ve önemli bir yerleşim yeri, bildiğiniz gibi. Yüzbinlerce insanı barındırır. Burasını; hiçbir mühendislik-mimarlık eğitimi, hatta, belki de hiç eğitim almamış, kısaca, ‘Laz müteahhit’ denilen kişilerin, kendi kafalarına göre kurduğu söylenir. Eskiden beri kötü örnek olarak anlatılır.
Devlet düşüncesinin hiç olmadığı, tam bir anarşizm...
Geçenlerde gazetede okudum. Belediye, emlak vergisi alacak, 30 yıllık, on katlı apartman, kayıtlarda tarla görünüyor. Belediye kıvranıyor, vergi de alamıyor.
Başta İstanbul olmak üzere, ülkemizin seçkin kentlerinde, bu yöntemle oluşturumuş ne mahalleler var, biliyorsunuz.
Tarımda da, bu yöntemin uygulanma tehlikesi artmaya başladı.
Herkesin kafasına göre takıldığı, tam anarşist bir düzen.
Şu andaki sorunların bu umursamazlıktan doğduğu düşünülürse, geleceği bu denli karartacak faaliyetlerin de önlenmesi gerekir değil mi?
Onun için de devlet, planlayıcı, düzenleyici, yönlendirici yüzünü göstermeli ki, boşluk oluşmasın.
Tam tersine, uygulamada, tarım, emekli edilmiş durumda.
Düşünün ki, hayati öneme haiz bir sektörden söz ediyoruz.
İstihdama, ihracata, GSMH’ya yüksek orandaki katkısını; AB müzakereleri için önceliğini bir yana bırakın, yediğimiz içtiğimiz her şey tarımla ilgili. Bu bakımdan yaşamsal önemi var. Diğer yandan, başta toprak olmak üzere, sonu çevreye ulaşan hemen hemen her şey, bir ölçüde tarıma dayanıyor. Bu bakımdan da hayati öneme haiz. Son günlerde tüm çıplaklığıyla eklenen Doğu-Güneydoğu başta olmak üzere, ülkenin tüm kırsalındaki terörü besleyen gelir dağılımındaki adaletsizliği de tarımla ilişkilendirirseniz, ne kadar önemli bir konudan söz ettiğimiz anlaşılır.
Geçtiğimiz üç yıl içinde, görüşlerini önemsediğim birçok yazar, tarımda hiçbir şey yapılmamasına, yapılanların da sorunun çözümünü güçleştirici asprin tedavileri olmasına rağmen, eski bakanı öve öve uçurumdan aşağı attılar. Seçim ortamına girilsin, bugün övdükleri AK Parti’yi, nasıl yerden yere vuracaklar, onu da göreceğiz.
Cüneyt Ülsever’in tarım konusundaki analizlerini, yıllardır beğenirim. Doğruları yazması, onun en önemli özelliği.
Tam, tarım konusunda kendimi yalnız hissedecektim ki, Ülsever’in, pazar günkü yazısı yetişti.
Tarım sektörünün sıkıntılarını yazdıktan sonra, şu yargıyla bitiriyor: ‘AKP Hükümeti’nin (Doğrusu AK Parti olmalı, onlar kendilerini öyle adlandırıyor. Saygı göstermek gerek - CÜ) içeride en büyük zaafı tarım sektörü!’
Doğru, dosdoğru bir tespit. Benim bu konudaki düşüncelerimle, (ki, aylardır bu gazetede bunları yazıyorum, eski yazılarımın yüzde doksanı, bu konuları dile getirir) yüzde yüz örtüşmektedir.
Erkan Mumcu’nun, köylüyü dinleyip, ona göre muhalefet yapacağını yazıyor.
Bence, iktidarın olduğu gibi, ülkemizdeki tüm muhalefet partilerinin de en büyük eksikliği, tarım.
Tarımda ne yapacaklarına karar veremiyorlar. Bu da, meseleyi daha karmaşık bir hale getiriyor.
Halbuki, sorunun tespiti de, çözümü de çok basit: A4 boyutunda bir kağıda sığacak kadar.
Eylem planı da, kendi içerisinde saklı.
Bütün mesele, masalda…
Çocukluğumuzda bir masal anlatılırdı. Kahramanımız bir yere girer ki, at ve it açlıktan ölmek üzere. Her ikisi de bağlı. İtin önünde ot, atın önünde et var. Çok basit bir şey yapar, atın önündeki eti, ite; itin önündeki otu da, ata verir. İkisini de ölümden kurtarır.
Tarım, önemsenmesi gereken ciddi bir sektör. Türkiye, önce tüm gücünü kullanarak, kendi tarımını sorun olmaktan çıkarmalıdır.
AB öyle yaptı.
Önce önemsemeli. Akıllıca düzenlemeli. Israrla uygulamalı…
Aşkla, şevkle, dirayetle…
Gerisi masaldaki gibi gelir…
Popularity: 6% [?]

Son Yorumlar