Baştan beri yanılgımız bu… Tarıma, bir ekonomi olayı olarak bakamamak. Bundan dolayı başkaları buğdaydan dekara bizim üç mislimiz verim alıyor. Onun için bir inekten 10 ton süt almak mümkünken, biz 1,5 tonu başarı görüyoruz. Bu nedenle bizim sığırlarımız başkalarının koyunu kadar, koyunlarımız hindi ağırlığında…

Akıl alır gibi değil… Konya’dan küçük Belçika, arpa ekiğimiz alan kadar tarım alanı olan Yunanistan, bizim tarımsal gelirimizin fazlasını elde ediyor…

Neden? Çünkü, tarım bizde hala bir yerleşim olayı olarak algılanıyor. Köyde oturan adama köylü diyoruz. Bizim çiftçimiz yok… Birçok köylünün, işleyebileceği toprağının olmaması, ne yaman bir çelişki!

Tarımın en büyük sorunu nedir? Biz tarımı, bir ekonomi meselesi olarak düşünmediğimiz için, üzerinde tarım yaptığımız alanı, en yüksek verimi alacağımız uygun büyüklükler olarak planlayamadık. İkinci olarak, miras hukukunu o kadar yanlış düzenlemişiz ki, verimli bir çiftlik, iki kuşak sonra, bölüne bölüne saksıda toprağa dönüşüyor… Üçüncü sorun ise, bizde tarım sermayesiz yapılıyor.

Bakış açımız da bilimsel değil.

En basitinden, alın, ‘kendi kendine yeten dokuz ülke’ masalını…

Bütün bunları yutmuşuz, çünkü, öyle olmadığını söyleyen çıkmamış. Tarım (orman ve çevre) bakanları ve bunların bürokrasileri, dünyanın çok gerisinde kalmış.. mevcut potansiyeli ateşleyememişler. Bizim siyaset geleneğimizde bakanlık görevine getirilmek, çoğu zaman kariyer ve liyakattan çok, siyasi dengelerin bir sonucu olmuş. Parlamentonun en paylaşılmaz üyelerinin, en önemli bakanlık olan Tarım (orman ve çevre) Bakanlığı’nın başına getirilmesi gerektiği halde, en iddiasız olanlar bu bakanlığa atanmıştır.

ANAP’ın iktidar olduğu yıllarda, Ekrem Pakdemirli ile Ayaş’a, Yusuf Bozkurt Özal’ı ziyarete giderken, yol boyunca hep tarımı konuştuk. Sayın Pakdemirli, ekonomideki iddiası kadar çiftçilikte de iddialı. Tarım Bakanlığı’nın düşünemediği birçok ilginç şeyleri uyguladığını yakından biliyorum. Tarımın çok önemli bir ekonomik olay olduğunu, bu nedenle de bakanlığın başına bir ekonomistin getirilmesinin verimi etkileyeceğini konuştuk. Aynı düşüncemi, seçimden hemen sonra, Balat’taki Ar-Ge merkezinde, o zaman AK Parti Genel Başkan Yardımcısı olan Hilmi Güler’e de anlattım.

Ne yazık ki, tarımı bir ekonomi olayı olarak algılayan, tarım politikalarını o doğrultuda düzenleyen bir siyasi yapılanma ve onun devamı olan bürokratik oluşum gerçekleşemedi.

Ama başka bir şey oldu…

Işık, hiç beklenmeyen bir yerden geldi… Türkiye’deki iş alemi tarımı keşfetti. Politikacıların, bürokratların ve ilgili sivil toplum örgütü yöneticilerinden bazılarının sahip olamadığı vizyonu, işadamları yakaladı. Önce, Koç-Ata konsorsiyomundan Ethem Sancak, tarımda devrim sayılacak düşünceleriyle şaşırttı. Arkasından Set-Bir Başkanı Erdal Bahçıvan, tüm donanımıyla, tarıma yeni bir bakış açısı getirdi. En son Tab Gıda’nın Yönetim Kurulu Üyesi Erhan Kurdoğlu, ilginç tespitlerle, siyaseti ve bürokrasiyi aşan bir vizyon sergiledi.

Ne diyor Erhan Kurdoğlu?

Özetle, ABD’de kişi başına gelirin ancak %10-12’si gıdaya harcanırken, Türkiye’de bu oranın %50’nin üzerinde olduğunu söylüyor. Tarım ürünlerinin maliyetini düşürmeden ekonominin canlanamayacağını ekliyor. Şehirliler gıdaya yüksek meblağ ödeyerek, nüfusun %40’nı teşkil eden köylüleri finanse ediyor, diyor. Türkiye’nin 30 yıldır en büyük probleminin tarımda verimsizlik olduğunu söylüyor. Tarım sanayileşmeli, diyor. Hasılı, Türkiye’nin krizler yaşamasının nedenini, tarımdaki gerilikte buluyor.

Türkiye, tarım alanında uyuyan bir devdir, diyor. Ekliyor, dönüme 200 dolar olan tarımsal getirimizi, Avrupalılar gibi 600 dolara çıkarırsak, ekonomimiz üç misli büyür, diyor.

Ve siz, benim aziz okuyucularım, bir yıldan beri hep bunları okudunuz bu sütunlarda. Düşünce ikizinizi bulmuş gibi oldunuz Kurdoğlu’nun söylediklerini duyunca…

Tarım Bakanlığı’ndan TZOB’ne kadar tüm suskunlar da dinlemeli, bu aklın sesini…

Cumhurbaşkanı’ndan Hükümete kadar, yetkili ve sorumlu olan herkes, tarım devriminin yolunu açmalı…

Bizi ancak biz düzeltebiliriz zaten…

Popularity: 7% [?]

Bu Konu İle İlgili Yazılar