Çok önemsiz sorunlar için kullanıldı bu sözler şimdiye kadar. O kadar ehemmiyetsiz ki, ‘sudan bir mesele..’

Biz de hep öyle anladık, konuşmaya değer bulmadık su sorununu, üzerine kafa yormadık.

Gün geldi, suyun, dünyanın en önemli meselesi olduğunu anlamamız için, arka planında suyun olduğu savaşların yaşanması gerekti. Ortadoğu, yıllar yılı adı konulmamış su savaşları yüzünden kanadı durdu. Bundan sonra nelerin olabileceği, kimsenin meçhulü değil.

İnsan vücudunun çok büyük bir yüzdesi su olduğu gibi, dünyanın da büyük bir kısmını su teşkil ediyor.

Dünyanın sahip olduğu 1.360.000.000 km3 suyu dünya üzerine eşit olarak yayabilseydik, bu suyun derinliği 2,7 km olurdu. Ne yazık ki, bu suyun %97’den fazlası deniz suyu, %2’si buzullar. Bize kalan ancak %1’lik kısım ve bunun çoğunluğu da yeraltı suyu.

İşte, bizim bütün suyumuz, bu %1’in yarısından az olan su.

Tahmin edilmektedir ki, bir su darlığı, muhtemelen dünyanın 2020 yılında karşılaşacağı en ciddi kaynak problemi olacaktır. Artan sayıda Kaliforniyalı ve Avustralyalı şimdiden su ekonomisi yapmak için alışkanlıklarını değiştirmeye başladı bile.

‘Suyun değerini ancak kuyu kuruduğunda anlarız’ demiş B.Franklin.

Kuyu, hızla kuruyor, 1950’den beri dünyadaki su kullanımı üç katına çıktı.

Yeni sulama alanları açmak da öyle çok kolay değil. Olağan koşullarda 1 hektar alanın sulanması için gerekli sermaye 1500-4000 dolar iken, Brezilya’da 6 bin, Meksika’da 10 bin dolar olmakta, Afrika’da ise 20 bin dolara kadar yükselmektedir.

Peki bu sular nereye gitmektedir?

Dünyadaki suyun %65’ini tarım sektörü, 25’ini endüstri sektörü kullanmaktadır. Evlerde, okullarda, iş yerlerinde ve diğer belediye hizmet alanlarındaki su tüketimi, tüm dünyada kullanılan suyun %10’unudan daha azdır.

Su, gün geçtikçe büyüyen bir sorun olacaktır.

Peki, ne yapmak lazım?

Yapılacak şey çok basit: Doğadaki suyun sınırlarının farkında olmak ve bu sınırlar içerisinde yaşamayı öğrenmek… Hepsi bu.

Yani, az miktarda su ile çok şey yapmayı öğreneceğiz. Suyu daha etkin kullanarak, yeni bir kaynak yaratmış olacağız. Tasarruf edilen her litre su ile, yeni bir baraj yapmadan ya da fazla yeraltı suyu tüketmeden, yeni talepleri karşılıyor olacağız.

Bugünün yöntemleri ve teknolojileri sayesinde ekonomik kazançtan ya da yaşam standardından taviz vermeksizin su tüketimi, tarımda %10-50,endüstride %40-90, kentlerde %30 oranında azaltılabilir.

Dünyada sulanan alanın son 100 yılda 5 kat arttığını unutmamak gerek.

ABD’de 20 milyon hektar alanda sulu tarım yapılmaktadır. Bunun beşte biri yeraltı suyu ile sulanmaktadır. Dünyadaki tüm sulanan alanın %20’si Hindistan’dadır.

İsrail’de pamuktan mısıra, domatesten kuşkonmaza, tuzluluk sınırının iki katından daha fazlasına sahip su ile sulanmaktadır. Bundan böyle tuzu kaldırabilen, kuraklığa daha dayanıklı, suyu etkin bir biçimde kullanabilen ürün tiplerinin yetiştirilmesi yoluna gidilecektir zorunlu olarak.

Diğer bir deyişle ekonomik hedeflerle ekolojik kriterlerin uyumunu sağlamak durumundayız.

Su, önümüzdeki günlerde, dünyanın en önemli siyasal sorunlarından birisi haline gelecektir.

Onun için su, zorunlu olarak tasarruf edilmelidir (damlama sulama).

Küçük su kaynaklarından yararlanılmalıdır.

Atık su, kaba arıtmayla sulamada kullanılmalıdır.

Su istemeyen, ya da çok az su ile yetinen bitki türleri sisteme sokulmalıdır.

Türkiye gibi, sulanabilir nitelikteki 8 milyon hektar toprağının ancak yarısını sulayabilen, bu gidişle geri kalanını ancak 1000 yıl sonra sulayabilecek bir ülke için bu öneriler, daha çok önem kazanmaktadır.

Su,’Sudan bir mesele’ değil yani.

28.09.2005

Popularity: 22% [?]

Bu Konu İle İlgili Yazılar