Siyaset yaratıcı olmak zorunda…
Makaleler
Bu yazıyı yazdır
25 Eylül 2004
Star’da okudum. Bir aile… Babanın ağır hasta olduğu 11 çocuklu bu ailenin geçimini halıcılık kursuna giden 11 yaşındaki kızları sağlıyor… Ayda kaç lirayla dersiniz? Yirmi milyon lirayla. Doğru okudunuz ayda yirmi milyon Türk Lirası ya da 13 dolarla, küçük bir kız çocuğunun minicik ellerinde dönen aile çarkı… Acıdan da acı…
Olay nereden çıkıyor? Bu Siirt’li aile, geçimlerini sağlayan 11 yaşındaki minik kızı ilkokula gönderemiyor. Devlet de yakasına yapışıyor. Araya giriliyor. Aile ikna ediliyor, sorun çözülüyor.
Belki olay başka türlü gelişti. Belki konuşulanlar başka, belki rakam daha farklı. Ama, yıllardır bir gerçeği yaşayarak, görerek öğrendik hepimiz. Asgari ücretli bir insanın bile küçük göreceği paralarla bir ay geçinmeye çalışan aileler var Türkiye’de, özellikle Güneydoğu’da…
Ayda yirmi milyon liranın anne baba dahil 13 nüfuslu bir ailenin geçimi için söz konusu edildiği bir ülkede siyaset yaratıcı olmak zorundadır.
Ayda yirmi milyon lirayla ne yapılır demeyin. Yapılıyor. İş imkanı olmayan, çalışamayan, gelirsiz insanların en asgariden ‘yaşama payı’ ile ailelerini geçindirmek için akla gelmeyen yöntemleri denedikleri, inanılmaz derecede yaratıcı oldukları bir ülkeyi yönetenlerin, olağan koşullar varmış gibi statükocu olmaya hakları yoktur.
Bu şimdi oluşan bir sorun da değil. Yıllar, yüzyıllar boyu süregelen bir uygulamanın sonucu. O uygulama, herşey normalmiş gibi davranmaya çalışan bir yönetim anlayışından kaynaklanıyor. İktidar olduğu zaman koltukta bulduğu bu sorunu, bu hükümet çözmek zorunda. Fazla zaman kalmadığını, olayların doruğa çıkmasıyla daha iyi anlıyoruz. Herşey yönetmeyi öylesine ağırlaştırıyor ki, zaman sorununu daha öncelikli kılıyor.
Gelin, hep birlikte bir itirafta bulunalım. Sosyologlara göre bu kadar yoksulluğun olduğu bir ülkede, aşırı sıkışmanın oluşturduğu baskı nedeniyle zamana karşı bir iyileştirme yarışı söz konusu olmalı.
İmadan vazgeçelim, gerçeği konuşalım. Günlerdir Güneydoğu’dayım. Minicik çocukların aile geçimine katkıda bulunmak için rehberlikten ayakkabı boyacılığına, el yapımı basit hediyelik eşyadan peçete, sakız satışına kadar herşeyi yaptığı Güneydoğu’da, bu çocukların kendilerine ‘karşılıksız’ verilen parayı almadıklarını hayretle gördüm. Gözlerinde bir ‘vekar’ denizi dalgalandı, bunu okudum. Duruşlarında bir ‘asalet’ fışkırdı, ona şaşırdım. Bunca fukaralığın silip süpüremediği ‘insani’ davranışların hala varolduğunu sevinerek izledim.
İnsanların dar olanaklarla harikalar yaratarak geçinmek için aklın sınırlarını zorlayan yöntemler bulduğu bir ülkede, devletin sınıfta kalması tabi ki hoş görülemez. Ne yazık ki gerçekler bizi doğruluyor. Bu ülkede siyaset yaratıcı olmak zorundadır.
1.7 milyon hektar araziyi sulaması planlanan, bitimine 6 yıl kalmış bir projenin bunca yılda 120 bin hektar alan sulaması ne büyük bir başarısızlık. Bunun da 20 bin hektarında yanlış sulama sonucu direnaj problemlerinin meydana gelmesinin aklı başında bir açıklaması var mı?
Güneydoğu, ülkemizin diğer bölgelerinden bir kaç misli fazla sorunlu.
Gelir dağılımındaki adaletsizlik en uç noktalarda. Tek gelir kaynağı olan tarım, en verimsiz durumda. Arazi mülkiyet problemleri had safhada. Sosyal, ekonomik sorunlar yakıcı ateş olmuş. Bir sürü sorun bu yörenin insanına tam bir cehennem hayatı yaşatıyor. Hasılı Güneydoğu bir sorunlar yumağı, bir ‘Pandora Kutusu’. Kapağı açılınca başta ekonomik sorunlar daha sonra da sosyal sorunlar dağılacak. En doğrusu bilimsel verilerle bu sorunu çözmek. Bunun için de yaratıcı olmak zorundadır.
Hükümetler bu güne kadar çare üretmemiş. Bu hükümet üretir mi?
Şimdiye kadar Diyarbakır milletvekili Aziz Akgül’ün Mikro Kredi projesinden başka ayağı yere basan bir uygulama yok. Halbuki AK Parti’nin hükümet programı tek başına yeterli. Söylenecek söz : Ya bu sorunları, bu hükümet temizler… Ya da…
Söylemeye dilim varmıyor ama… Bu hükümeti bu sorunlar temizler. Türkiye’ye de yazık olur.
Popularity: 6% [?]

Son Yorumlar