Biz, koşu bittikten sonra da koşan atlarız’ sözü, sadece Sezai Karakoç’un şiirinin bir figürü değildir. Toplumsal hayat da, eylem ya da durgunluk boyutuyla, bu şiirin bir yansıması gibidir.

Başka bir yazarın düşünceleri de, günümüz siyasetinin tarifi için, bu mısralarla örtüşen çok sağlam ipuçları veriyor bize…

Siyasal olayların, özellikle de Ortadoğu’da, fazlasıyla içinde olan Muhammed Esed’in (Leopelde Weiss), 1926’dan sonra, belki de en çalkantılı dönemde, İslam dünyasını analiz ederken, başvurduğu kavram statükodur.

Bunu, bir hatırasıyla da destekler. İran’da, dağ başında, göçerlerle sohbet ederken, yaşlı bir kadın, durgun suyun çürüyüp, koktuğundan sözeder. Gezginliğin kendilerini diri tuttuğunu düşünmektedir: Aynen bir akarsu gibi… Bundan siyasal sonuçlar çıkaran M.Esed de, İslam dünyasındaki durgunluğu, bu statik yorgunluğa bağlama eğilimindedir.

Statik yorgunluk, insanda, toplumda, devlette olur da, metalde olmaz mı? Cansız bildiğimiz nesneler de böyle bir sorunla içiçedir.

Hareket halinde olmak, hayatın gereği gibidir.

Siyaset, kendi iç dinamikleri itibariyle, görüntüsünü halkta, halkın davranışlarında bulur. Hz.Ali’nin Mısır valisi Malik Eşter’e mektubu,bilinen en eski siyasetnamelerdendir. Rahmetli Turgut Özal, onu çok sık okur, yorumlar yapar, dersler çıkarır ve uygulardı. Çevresindekilere de ısrarla okumalarını önerirdi. Hatta, o dönem ABD Dışişleri Bakanı James Baker’a verdiğini, onun da, ‘Burada yazılanları uygulayan bir devlet başkanı, dünyaya hakim olur’ biçiminde bir yorum getirdiğini, rahmetli Yusuf B.Özal nakletmişti.

Hz.Ali’nin başta gelen tavsiyesi, devletin yapılanmasının, yoksullara göre düzenlenmesiydi. Ekonomik önceliğin, en yoksulun durumunun iyileştirilmesi noktası olduğunu vurgular. O günden bu güne kadar değişen bir şeyin olmadığını görüyoruz. Vahşi kapitalizm diye nitelendirilen yapı da dahil olmak üzere; ekonominin büyümesine yoğunlaşsalar bile, sistemler, yoksulun durumunun iyileştirilmesi önceliğini taşırlar.

‘Fıçı teorisi’, burada da geçerlidir. Yani bir fıçının çeşitli yerlerine delikler açsanız, su ile doldurmaya kalksanız, en alttaki deliğe kadar doldurabilirsiniz. Ancak alttaki delikleri kapata kapata, fıçıyı, ağzına kadar doldurmak mümkün olabilir.

Ekonomik canlılığın bu boyutu, her dönemde, devlet üzerine kafa yoran her bilim, düşünce ve devlet adamının ulaştığı sonuçtur. Mesela ‘Cumhuriyet, en çok, kimsesizlerin kimsesidir’ sözü, aynı anlamın başka bir biçimde ifadesidir. Bütün yolların çıktığı kavşak, yoksulluk sorununu çözmeden, bir yönetimin başarılı sayılmayacağı yönündedir.

Önceki yazılarımda da sözünü ettiğim bir araştırmaya göre (MetroPOLL, Mart 2005), Halkın çoğunluğu, ‘yoksulluğun azaltılması’ ve ‘gelir dağılımındaki adaletsizliğin giderilmesi’ konularında, hükümeti başarısız bulmaktadır. Diğer birçok konuda çok başarlı bulduğu hükümetin dikkatini yoksulluğa çekmektedir insanımız.

Türkiye’de en yoksul kesimin, orman köylüsünün de içerisinde bulunduğu tarım kesimi olduğunu tekrarlamaya gerek var mı? Nüfusun yarıdan çoğu, bu yoksulluğu, en ağır bir biçimde yaşamaktadır. Türkiye’nin en öncelikli sorunu da, bundan dolayı tarımdır.

Bir yandan metropollerin candamarını kesen asayişsizlik, diğer yandan ekonominin nefesini kesen, sanayiye hammadde girişini kısıtlayan tarımsal verimsizlik… Türkiye’de, hangi sorun olursa olsun, tarımla kesişen bir yanı vardır mutlaka.

Tarımda yapısal değişik savunulurken, aslında, hükümete, yoksulluk sorunuyla birlikte, ‘ikinci yeni’yi başlatma iması da var.

Doğu ve Güneydoğu için kökten çözümdür tarımda yapısal değişiklik. Onun üzerine Orta Anadolu’nun sorunlarını da koyun, bu değişiklik, pırıl pırıl bir ülke sunacaktır bize. Orman ve çevrenin tarımla birleşik düşünülmesi, büyük ufuklar açacaktır.

Nice bin yılların yorgunluğunu taşımaktan bunalan bu coğrafyaya, bir nefes alma imkanı verilmeli. Yoksul halk yığınlarına, umut ve gelecek aşılanmalıdır.

Yoksulluk ve tarımın aynı anlam yüklenerek anılması, ne acıdır…

Bunu çözmek, İskender’in Gordion’da çözdüğü kördüğümü çözmek gibi; hem çok zor, hem de çok kolay!..

Popularity: 6% [?]

Bu Konu İle İlgili Yazılar