Adını bile koymakta zorlandığımız, herkesin kendine göre adlandırdığı ‘sorun’u yaşamaya devam ediyoruz. Bazılarının ‘Kürt sorunu’, ‘Doğu meselesi’, ‘Güneydoğu sorunu’ dediği baskıyı, bütün şiddetiyle solumayı sürdürüyor bu ülke.

Kimilerine göre ‘demokrasi’ var sorunun odağında, kimine göre ‘yoksulluk.’ Bazıları ‘bireysel özgürlükler’in ‘azlığından’ yakınır, bazıları ‘fazlalığı’ndan.

‘Sallandıracaksın üçünü beşini, bak bir daha olur mu?’ diyen de vardır, işi ‘uluslararası terör’e bağlama eğilimde olan da.

Çoğunluğun kafası karışık…

DTP, Türkiye’deki partilerin hazin kaderini yaşıyor; ama kendi kulvarında ve kendince. Birilerinin-ki bu birileri silahlıdır, dağdadır-oyuncağı çizgisine, bilerek ve isteyerek yerleşmektedir.

Olaya en serinkanlı yaklaşan, AK Parti Bu konuda bilgi ve deneyimi olabileceklerden, çözüme dair raporlar alıyor, bunlar birleştiriyor… En önemlisi de, bu çalışmayı ağırbaşlılıkla yapıyor. Gelecek seçimde de bölge insanını temsil etmeyi amaçlıyor.

En büyük risk, paniğe kapılmak… AK Parti bunun bilincinde.

CHP, söz üzerine kurduğu yapıyı koruma çabasında… İşe ve uygulamaya, hatta belirleyici düşüncelere yönelik bir değerlendirmeden çok, hamasete yaslanan bir söylemi, sözü parlatmaya dayanan bir eylem tarzını benimsiyor…

Oysa ki, muhalefetten sağlıklı bir yönlendirme bekliyor insan. Eğer, partilerin amacı, sonuçta, ülkemiz ve insanımızın mutluluğu ise, CHP bunu algıladığını davranışlarıyla ortaya koymalıdır. Aksi halde, sorumluluk konusunda ciddi bir yara alır.

Akıllı ve delikanlı sesler bekleniyor, herkesten. İktidardan da, muhalefetten de. Yerel yöneticilerden de, STÖ’lerden de. Özellikle yöre milletvekilleri, bu yöreyi temsil eden insanlar olarak inisiyatif almalı, hangi partiden olurlarsa olsunlar, eylem ortaya koymalıdır.

Bu, bir dostumuzun dediği gibi, ‘Gandi’vari pasif eylem de olabilir. Halkın tek temsilcisi olduklarını hissettirerek, yapayalnız ve korumasız, seçim bölgelerinde çarşılarda, camilerde, şehrin işlek caddelerinde, kenar mahallelerde, ara sokaklarda; halkın içinde, halkla birlikte yaşamalı; bu davranışlarını da ulusal ve uluslararası basında, gerekçeleriyle ve felsefesiyle anlatmalıdırlar.

AK Parti Hakkari Milletvekili Mustafa Zeydan’ın, partisinin Yüksekova ilçe kongresinde, sözünü ettiğimiz içerikte bir konuşma yaptığını, memnuniyetle okuduk internette, Yüksekova Haber’de.

Özet olarak, ‘Arkadaş, ne istiyorsun?’ sorusunu soruyor Zeydan, açık yüreklilikle…

Aynı gazetede Bedri Çallı’nın, yörenin tarımsal sorunlarını irdeleyen yazısı da umut verici…

Yöre, sadece ‘Şemdinli’deki olay kitabevi’ni konuşmuyor.

Buğdayın dekara veriminden, ticarete kadar her şeyi konuşuyor.

Şunu da eklemeli; bu olaylar, Türkiye’de her sorunun başı olan ve birleşik kaplar teorisine göre yörenin de ana sorunu olan, insan da dahil, ‘birimden verim’ meselesine çözüm getirir mi?

Ne yaptığını bilmeden, belki de bir oyun formatıyla, uçanı-kaçanı taşlayan ‘çocuklar’ın eğitim sorunundan, on yıl sonra içine düşecekleri işsizliğin çaresini, araştırır mı şimdiden?

Partiler, yerel yönetimler, sivil toplum örgütleri, aydınlar…

Asıl mesele insan değil mi? İnsanın mutluluğu, insanın refahı, sağlığı, eğitimi, işi-gücü… Asıl mesele bu değil mi?

Biraz da tarihin bakış açısından bakmayı denemeliyiz olaylara…

Daha önce de yazdım, Fethi Gemuhluoğlu ne demişti 1970’lerde?

‘Bir gün Anadolu Beylerbeyliği’ni de size çok görebilirler.’

Devam ediyordu…

‘Utanın, daha dün vali gönderdiğiniz Şam’a, Bağdat’a, Beyrut’a bugün büyükelçi gönderiyorsunuz!’

Bu utancın sorumluluğu ve gereği, bugünü yaşayan herkese, ama herkese düşer bu ülkede.

Popularity: 8% [?]

Bu Konu İle İlgili Yazılar