Seçime çeyrek kala…
Star Gazetesi Yazıları
Bu yazıyı yazdır
7 Haziran 2006
İster erken yapılsın, ister zamanında; Türkiye, seçim ortamının o bol adrenalin salgılayan havasına giriyor yavaş yavaş. Aklın yerine duyguların, açıklayıcı konuşmalar yerine hamasetin, hatta şovun ağırlıkta olacağı, biraz da çılgın bir hava…
Henüz zaman varken, hepimizin aklı başındayken, siyaset üzerine hafızamızı şöyle bir yoklayalım mı?
Üst üste birkaç olayı hatırlamakta yarar var.
Önce, bugünkü siyasi yapıyı ‘teşrih masası’na yatıralım.
Bence, kırılma noktası, ‘RP kongresi’ydi. O kongrede, genel başkan adayı olan Abdullah Gül ve ekibinin başarısız olması için, yasal görünen ama ahlakiliği tartışılabilir ne varsa yapıldı. Üzeri çizilen isimleri taşıyan bir listeyi olduğu gibi geçerli addetmek, hangi insaf ölçüleriyle bağdaşırdı mesela?
Seçimi yitirdiler ama, yeni bir parti oluşumunun akli ve haklı gerekçeleri de o seçimde oluştu.
Arkasından, RP’nin kapatılması davası…
Gülmece yazsaydım, resmi gazetede yayınlanan RP davasından, iyi bir kitap çıkarırdım.
Anayasa Mahkemesi Üyesi ‘Prof. Dr. Sacit Adalı’nın muhalefet şerhi’ni de, hukukun onur madalyası olarak muhafaza ederdim.
Ardından, bu siyasal dağınıklığın tetiklediği erken seçime dörtnal gidiş…
Bir önceki iktidarın bıkkınlık veren yolsuzluk söylentileri… Koalisyonların, zaman zaman devlet erkini zayıf düşüren yapısı… İç çekişmeler…
Derken, 2002 seçimlerinin gelip çatması.
En hazırlıklı parti olan AK Parti, beklenen zaferini kazandı ve Genel Başkan R. Tayyip Erdoğan’ın yasaklı olmasından dolayı, A. Gül, hükümeti kurdu.
AK Parti’nin seçimi kazanmasının ana nedeni, diğer partilerdeki dağınıklığın getirdiği kaosa karşılık, düzen içerisinde yürüyen, belirlenmiş hedefe kilitlenen ‘nizam’ olgusunun, tarihin her döneminde ulaştığı kaçınılmaz başarıydı…
İki şeyi çok önemsemek gerek. Birincisi, partilerin, halkın karşısına çıkarken ahitleşmeleri demek olan ‘seçim bildirgesi’, ikincisi de hükümetin, yine halkla sözleşmesi sayılacak olan ‘hükümet programı’.
AK Parti, seçim bildirgesinde ve 58-59. hükümet programlarında, mevcut durumun isabetli bir teşhisini, gelecek seçime kadar yapılması gerekli işlerin sıralamasını yapmıştır.
Gerçekleştirdikleri ve yapamadıkları konusunda, bazılarının sorusuna, yetkili durumda olanların verecekleri yanıtlar olacaktır.
Bir şey çok önemli: 2002 seçiminde partinin gösterdiği adaylar, kimliğine ve kişiliğine bakılmaksızın seçildi. Parti ve bilinen üst kadrosu, bir bakıma garantör oldu.
Milletvekili seçilenler de, seçmenlerine karşı, kendi kişisel sınavlarını verdiler.
Bundan sonraki seçimde AK Parti’nin, yerel anlamda tasvip görebilecek, TBMM ve hükümette çalışabilecek kişilerle seçime girmesi de aklın gereğidir.
Türkiye açısından, iktidar partisinin, değerlendirmenin odağında olması doğaldır.
Önümüzdeki seçimde MHP ve DYP barajı zorlar, ANAP da bunlara katılırsa, DTP de etkili olacağını düşündüğü bölgelerde bağımsız adaylarla seçime girmeyi denerse, bu, çok sayıda iktidar milletvekilinin parlamentoya girememesi anlamını taşıyacak; ayrıca tüm partilerin de gelecek seçimde kişi ve strateji değerlendirmesini, kırk ölçüp bir biçmesini gerektirecektir.
Bunlara bir de, CHP’nin, merkez sağ yapıda olan ve yörelerinde oy getireceğine inanılan adayları, listenin etkili yerlerine koyma düşüncesini ekleyin.
Her şey, düne göre daha zor olacak demektir. Herkes için.
Partiler, gelecek seçimde, programlarını uygulayacak sayı ve kaliteyi amaçlıyorsa; kendi iç dinamiklerini, atardamarlarını, halkın, temsilci olarak sorunlarını çözme konumunda görmek isteyeceği adaylarla beslemelidir.
‘Siyaset’in, ‘azgın at terbiyesi’ anlamını da unutmamak gerekir…
Popularity: 19% [?]

7 Mayıs 2007, 19:34
60.cı hükümet milliyetçi hareket olacağına inanıyorum.Sizin gibi değerli şahsiyetleride böyle bir harekette görmek isteriz.
saygılarımla
3 Mayıs 2007, 16:17
Konusmalariniz ve aciklamalariniz cok etkileyici sizin konusmalarinizin devami isteriz .size basarilar dilerim.