Şahin görünümlü Mersedes
Makaleler
Bu yazıyı yazdır
17 Mayıs 2006
Bir süre için, bugün ülkemizde yaşanan gündemin dışında kalmayı başarabilsek, ortalığı toz duman eden tartışmalara kuşbakışı bakabilsek, sonra dönüp ülkemizin sorunlarını görebilsek…
Kendi kendimize sorsak; bugün tartıştığımız şeyler, tartışmamız gereken şeyler midir?
Televizyonlar ve gazeteler başta olmak üzere,konuştuklarımız,yazıp çizdiklerimiz, kamuoyu oluşturduklarımız, gerçekten insanımızın sorunları mıdır?
Siyasetin birçok tarifi olmasına rağmen ‘o ülkede yaşayan insanların mutluluğu’nu amaçlamak, bu tarifi özet olarak ortaya koyduğuna göre, bugün gündemde tuttuklarımız, insanımızı mutlu edecek şeyler midir?
Yüzde yetmişini gençlerin oluşturduğu, ama eğitimi böylesine sorunlu bir ülkenin, daha başka şeylere kafa yorması gerekmez mi?
Yüzde yetmişini gençlerin oluşturduğu, ama eğitimi böylesine sorunlu bir ülkenin, daha başka şeylere kafa yorması gerekmez mi?
Başta kız çocuklarının eğitilememesi olmak üzere, meslek eğitimi de dahil, sorunlar yumağı, dağ gibi dururken…
Bebek ölümlerinin hala dünyanın kabul edebileceği yüzdenin çok üstündeyken…
İnsanımızın sağlık meselesi kör topal yürüyorken…
Şehirlerimizdeki keşmekeş hayatımızı zindan ediyorsa…
Yaşadığımız çevre,dünyada en kötü kullanılan,bu nedenle de mesela, erozyon yönünden, dünyanın ellide biri gibi rekor bir toprak kaybını ortaya koyuyorsa…
Çevremizi bizim bozduğumuz yetmiyormuş gibi, İskenderun’daki ‘Ulla’ gemisi örneğinde görüldüğü üzre, dünya çöplüğü olarak kullanılmasını önleyememişsek…
Yüzyıllardan beri yurtdışına kaçırılıp, bu coğrafyada kurulmuş medeniyetlerin hakkı olarak yine bu coğrafyada sergilenmesi gereken tarih mirası, hala kaçırılmaya devam ediyorsa ve bu bizim meselemiz değilse…
Prof. Dr. İlber Ortaylı gibi bir yetkili, Topkapı Sarayı’nın yağmalanma ihtimalini dile getirebiliyorsa…
Kişi başına milli gelirin bu kadar düşük olması, hiçbirimizi utandırmıyorsa…
Hala toprağımızdan,tarımla ilgisi olmayan ülkelerin üçte biri kadar verim alıyorsak… İneklerimiz koyun, koyunlarımız hindi kadarsa… Tarım ülkesi olup, birçok tarım ürününü dışarıdan alıyorsak…
78 milyon hektar toprağı, 70 milyon nüfus için bir ‘bela’ya dönüştürmüşsek…
Bunları mı tartışmalıyız Allah aşkına?
Gazetelerimiz günlerce, bilmem hangi tarihte yapılacak seçimde, kimin cumhurbaşkanı olacağı, kimin olamayacağı üzerine kurgulanan yazılar mı yazmalı?
Filanın eşinin başını kapatması veya açık olması,insanımızın karnını mı doyurmakta, eğitmekte mi, yoksa,sağlık sorununu mu halletmekte?
Üstelik,kanla kirlenmiş bir coğrafyada, ölüm kuşağında, acıların enlem ve boylam olarak çekildiği bir toprakta oturuyorsanız…
Dikkat ister… Çaba ister… Özgüven ister… Böyle bir ateşte semender olarak yaşamak.
Siyaset, siyasal partiler aracılığıyla yapıldığına göre,istediğimiz, sadece seçimlerden önce partilerin,yayınladıkları ‘seçim bildirgesi’ne bakmaları,nelerin bozuk olduğunu yazmışlarsa,onların düzelmesi için çaba göstermeleri…
Hepsi bu.
Çok şey mi istedik?
Bir zamanlar, ‘doğan görünümlü şahin’ satılırdı bu ülkede,hatırlayın.
Şimdi, ‘şahin görünümlü mersedes’ oluyoruz.
Yazık değil mi?
Kendi derdine derman olmak
Vahap Munyar pazartesi günü köşesinde yazdı, Malatya Eğitim Vakfı (MEV) aracılığıyla, ‘Malatyalı işadamları’nın onlarca okul yaptırıp, binlerce gence, eğitimleri için burs verdiğini…
Emeği geçen herkesi kutlamak lazım.
Eğitimi temel sorun olarak görmek de, tek başına bir kalitedir aslında; marka olmaktır…
Değil mi?
Popularity: 7% [?]

Son Yorumlar