Rüyası olan adamlar…
Star Gazetesi Yazıları
Bu yazıyı yazdır
7 Mayıs 2004
Söz, çok eski bir hikayeye sahip. Biraz kişisel, ama yine de anlatmak istiyorum izninizle.
9-10 yaşlarındayım, ilkokuldayım, yaz tatilinde bir aya yakın bir süre terzi çıraklığı yaptım.
Malatya-Yeşilyurt’ta tabelasında ‘Bizim Terzi Mahmut Özer’ yazan bir dükkanın arka bölmesinde… Babamın dostlarındandı Mahmut Usta…
Bir yaz ikindisi. Usta dükkanda yok. Yaşları belki 15-18 civarındaki iki kalfa Bayram ve İsmet, iki sineğin kanatlarını koparmış, heyecanla yarıştırıyor.
Birdenbire usta içeri girdi.
Kalfalar o utançla toparlandı ve..
Mahmut Usta konuştu.
Askerden dönünceye kadar mesleksiz olduğunu, terziliği de bundan sonra öğrendiğini anlattı. Gece rüyasında elbiseler diktiğini, sabahlara kadar kusurları ile uğraştığını hikaye etti…
‘İşini rüyasında görmeyen adam başarılı olamaz’ dedi.
Bu sözü hiç unutmadım.
Tarihe merak sardım. Okuduğum her kitap, işiyle yatıp, işiyle kalkan adamların başarılarından söz ediyordu. Babür Şah, oğluna Hindal adını koyuyor daha sonra da Hindistan’ı alıyordu.
25 yıl önce Malatya-Topraksu’da Başmühendistim. Bir seferberlik başlattık; eğimli, susuz alanlarda binlerce dönüm kayısı bahçesi kurduk. Önce terasladık, sonra küçük su kaynaklarından yararlanarak suladık. Malatya kayısı plantasyonunun üçte birine yakın kısmını bu yolla gerçekleştirdik.
İlkbaharın geç donları yılda 100-150 milyon dolar ihracat sağlayan kayısıyı çiçek döneminde vuruyordu. Her şey bir günde donup yok oluyordu. Dona dayanıklı çeşit aradık. Doğanlar Köyü’nde bulduk. ‘Kabaaşı’ denilen çeşit şimdi plantasyonun yüzde 40′ını kapsıyor. Bu yıl dona dayandı, sadece bu çeşit, meyveye yatabildi. İşimiz rüyamızdı. Gece yarılarına dek köy köy dolaşıp projeler, uygulamalar yaptık. Hiç unutmam, bir yaz gecesi, ay ışığında ölçüm aletine (nivoya) çakmak tutup, miraya (ölçek) da gaz feneri tutarak, ışığıyla etüd yaptık. Yağmur, çamur demeden uğraştık yıllarca.
Sonra 17 yıl öncesine dayanan Yusuf B.Özal’lı yıllar. Bakanlığında birlikte çalışma, ekonomiye yöneliş, sonrası Beysukent’te geniş katılımlı gece sohbetleri…
Şu yararı oldu…
Yetiştirdiğimiz kayısının, bir üretici birliği eliyle değerlendirilmesi düşüncesiyle, ‘Kayısıbirlik’e öncülük edilen toplantıların ilkini, geniş katılımlı olarak 1990′da düzenledik. Arkasından başka toplantılar… ve birlik kuruldu.
Klasik ihraç ürünü olan kuru kayısı dışında mamul madde dışsatımı için yol aradık. Standart Dergisi Kayısı Özel Sayısı’ndaki ilk çalışmanın verdiği ivme, bugün üreticiyi yeni mamul arayışları için zorluyor.
Bütün bunları şunun için anlattım.
Uçakla her seyahatimde, gödüğüm manzara içimi acıtır.
Dağlar, bir yaraya dönüşmüştür Anadolu coğrafyasında. Aşına aşına ana kaya açığa çıkmıştır. Erozyonu görmek isteyen dağlara baksın kuşbakışı.
Malatya çalışması, %13′lük kayısı ormanı kurulması yönünden bir orman çalışması, çok meyilli çıplak alanların teraslanıp daimi ağaç örtüsü altına alınmasıyla bir çevre kurtarma çalışması, kaysı gibi sadece Malatya’da yetişen özel ürün alanını artırma açısından bir tarım, kabaaşının bulunmasıyla da örnek bir ıslah çalışmasıydı.
İşlenmiş dışsatım ürünleriyle 1 milyar dolarlık bir dışsatım hedefini ortaya koymasıyla da örnek bir ekonomi çalışmasıydı.
Rüyası olan adamlar bunu tüm Türkiye için düşünür…
Malatya’daki kayısı denemesi, başka meyve çeşitleriyle ülkemizin meyilli, susuz her alanında başarıyla uygulanabilir. Hem erozyon önlenir, hem de getirisiyle ekonomide patlama olur.
Tarım, orman ve çevrenin birlikte düşünüleceği bu uygulamanın dışında başka yöntem yok gibi.
Y. Doç. Dr. Bayram Murat Asma’nın ‘Mişmiş’ adlı, kayısı ile ilgili olarak bu güne dek yapılan en kapsamlı çalışma olan kitabında konu ile ilgili ayrıntıları okurken bir film şeridi gibi geçti gözümün önünden… Mahmut Usta’nın sözü, kabaaşı, Topraksu ve bitmez tükenmez çabalarımız…
Rüyası olan adamlardık…
..ve Türkiye’ydi rüyamız…
Yüreğimizdeki ateşi içimize sığdıramadığımızdan; kağıtlardan çıkarıp dağları, ovaları süslemek sevdamız…
Popularity: 7% [?]

Son Yorumlar