Nesli korumak

Yazan: Cumali Ünaldı ; Tarih 23 Ekim 2004 Bu yazıyı yazdır Bu yazıyı yazdır

Devletin varoluş sebeplerinden belki de en önemlisi bu. Üstelik de, Doğu devletlerinde bu konuya, tüm siyasetname’lerde öncelikli olarak değinilmiştir. Çağdaş batı normlarında ne derecede önemsendiği, anlatılagelen olaylarla kanıtlanmıştır. Siz bir gıda ihraç ediyorsanız ve gönderdiğiniz gıdada insan sağlığına aykırı bir durum tesbit edilmişse, birçok ülke o ürünün tamamını imha ediyor. Bir daha başka insanlara yedirilmesin diye…

Okumaya devam et >>> »

Popularity: 8% [?]

Yediğimiz içtiğimiz ağuyla zehir (mi)

Yazan: Cumali Ünaldı ; Tarih 20 Ekim 2004 Bu yazıyı yazdır Bu yazıyı yazdır

Ziraat Mühendisleri Odası’nın öncülüğünde düzenlenen ve Gıda Mühendisleri Odası ile Tema Vakfı’nın da katılımıyla 15-16 Ekim 2004’te iki gün devam eden ‘Tarladan Sofraya Gıda Güvenliği’ adlı bilimsel toplantı bu Eğin türküsünü hatırlattı.

İki nedenle..

Okumaya devam et >>> »

Popularity: 9% [?]

Zamanın üretim felsefesi

Yazan: Cumali Ünaldı ; Tarih 16 Ekim 2004 Bu yazıyı yazdır Bu yazıyı yazdır

İnsan niçin üretir? Üretimin amacı nedir? İnsanoğlunun tarihinde atılan her adımın, her yeniliğin, her buluşun bir sırrı var mı?

İkinci özellik olarak yöneten ve yönetilen ayırımı. Yönetenlerin, yönetilenlere karşı zamanla sınırlı olan bir üretim felsefesi var mı? Daha doğrusu olmalı mı?

Okumaya devam et >>> »

Popularity: 9% [?]

Yusuf Bozkurt Özal’ı anlamak…

Yazan: Cumali Ünaldı ; Tarih 14 Ekim 2004 Bu yazıyı yazdır Bu yazıyı yazdır

Yıl 1987’nin sonu. Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Dr. Yusuf Bozkurt Özal’la Malatya’ya gidiyoruz.

Uçakta VIP’deyiz. Havalandıktan sonra hostes ikramda bulunmak için çok zengin bir ikram tepsisiyle yanımıza geliyor. Yusuf Bey’e ne içeceğini soruyor. Yusuf Bey, hepimizi şaşırtan şu soruşu soruyor: ‘Uçaktaki herkese aynı ikramı yapacak mısınız?’ Hostes, ‘Hayır’ diyor ve Yusuf Bey, uçakta hiçbir ikram kabul etmeden o yolculuğu tamamlıyor.

Okumaya devam et >>> »

Popularity: 9% [?]

Hal ve gidiş pekiyi…

Yazan: Cumali Ünaldı ; Tarih 13 Ekim 2004 Bu yazıyı yazdır Bu yazıyı yazdır

Avrupa’nın en çok satan gazetesi Bild, 160 sayfalık ilerleme raporundaki verileri esas alarak Türkiye için bir karne hazırlamış. Hayır, haylaz çocukların karnesi gibi değil. Yani matematik zayıf, hal ve gidiş pekiyi formatından uzak.

Önce en ‘zayıf’ olan not; tarım. Bu, bizim de aylardır yazıp durduğumuz kaçınılmaz sonuç. Sonra, insan hakları: ‘yeterli’. Yani zayıf ile orta arası. Geçmişte o kadar kırıktı ki, bu noktaya yükselmek büyük başarı. İşsizlik, güvenlik, sosyal ve ticaret ‘orta’. Davranış, ekonomik güç ve enflasyon konusundaki sonuçlar ‘iyi’. En önemlisi de, hükümetin performansını değerlendiren, bir bakıma bu notların bu seviyeye getirilmesini sağlayan çalışkanlığın ‘pekiyi’ olması.

Okumaya devam et >>> »

Popularity: 8% [?]

Rapor TÜSİAD’dan danışman Polonya’dan…

Yazan: Cumali Ünaldı ; Tarih 11 Ekim 2004 Bu yazıyı yazdır Bu yazıyı yazdır

Tarım Bakanlığı’nın, TÜSİAD başta olmak üzere birçok kurumdan tarım raporu istediği, Bakan tarafından açıklandı. Ülke çapında ‘ortak akıl’ edinimi için olumlu bir adım. Ancak tarım sorunlarını çözmek için birinci öncelikli olan kurumu önemsizleştirme,ülke tarımcılarını yok sayma noktasından da olumsuzluklar taşımaktadır. Kuşkusuz ki, özellikle Türkiye gibi ülkelerde tarım, yaşamsal önemdedir. Ekonominin sağlığı da bu nedenle tarıma dayalıdır. Bu doğruların gelip dayandığı ana doğru da, bu sorunu başta tarımcıların ortak amaç oluşturduğu bir konsensüsün çözeceğidir. Bu gerçek hiçbir zaman gözardı edilmemeli.

Okumaya devam et >>> »

Popularity: 9% [?]

Kısa Kısa

Yazan: Cumali Ünaldı ; Tarih 7 Ekim 2004 Bu yazıyı yazdır Bu yazıyı yazdır

Aynı kelimeleri kullansalar da… Birinci dil sayıların dili, yüzdelerin; bilim dili… Soğuk mu soğuk…

İkinci dil sokakların, sofraların, evlerin, ailelerin dili… Sıcacık… 

Okumaya devam et >>> »

Popularity: 9% [?]

Yapıyor gibi olmak…

Yazan: Cumali Ünaldı ; Tarih 29 Eylül 2004 Bu yazıyı yazdır Bu yazıyı yazdır

İktidar olmanın, hükmetmenin biraz şımarıklık, biraz ‘ne oldum’, biraz da tanınma ile açıklanabilecek bir göz kamaşma hali var. Bazıları bu durumu ‘körleşme’ ‘olarak görüyor.

Birileri akıl veriyor, bir bakıyorsunuz olmayacak bir konuda altyapısı olmaksızın, ileride yanlış sonuçlar verecek biçimde, sloganlara dayalı bir hareket başlamış.

Muvakkat-geçici-işçilik diye bir yapı vardı. Yazın işleri yoğunlaşan kurumlar(YSE,TOPRAKSU,DSİ,Karayolları…) geçici işçi alırlar, ihtiyaçları olduğu kadar çalıştırırlar, inşaat sezonu bitince de işten çıkarırlardı. Ama bu işçiler de daimi işçiler gibi sigortalı olurlar, sonraki yıllar da çalışırlar, bu şekilde belli bir süreyi tamamlayanlar emekli bile olurlardı.

İşçileri çok sevdiğini ileri süren bir iktidar geldi. 50 bin dolayında geçici işçiyi kadrolu yaptı. Şu anda, bir doktrodan, bir mühendisten, bir yargıçtan, bir öğretmenden fazla maaş alan bu işçiler, devletin geçmişte kendi yaptığı işleri ihaleyle müteahhite yaptırması sonucu çoğunlukla işsiz oturuyorlar. Daha da önemlisi, eğitimin, sağlığın, yargının hakkı olan parayı da haksızca tüketiyorlar.

Geçici köy korucusu konusu da aynı mantıkla şimdi içinden çıkılmaz bir hal aldı. Sanıyorum 50-60 bin civarında insan devletten sürekli beslenme mücadelesinde ve kamuyu yoruyor.

Türkiye’de şöyle bir mantık var: Devlet memuru ol, ölün de para, dirin de para. Bu yüzden de, vatandaşımızın nihai hedefi devlet memurluğudur.

Tarım Bakanlığı, son günlerde ‘1000 kişiye 1000 tarımcı’ gibi kulağa hoş gelen bir sloganla yeni bir uygulama başlattı. 3-5 köye bir tarımcı gönderilecek, il özel idareleri de bunların ücretini ödeyecek. Uygulama başladı.

Gözden kaçan bir şey var. Bugün, Tarım Bakanlığı kendi kadrolu elemanını köye gönderemiyor. Maaş verdiği bu insanları değerlendiremiyor. Çoğu, dairede oturuyor. Başka işler yapıyor. Bu yıllardan beri böyle. Bakanlık felç olmuş durumda. Arazide olması gereken personel masa başında. Dışarıda ikinci işi olanlar mı ararsınız,işe gitmeyen mi? Köylü, mühendisi-teknisyeni unuttu artık.

1000 köye gönderdiğiniz ve ücretini şuna buna ödettiğiniz 1000 tarımcının tek hedefi var, bilesiniz. Kadroya geçmek. Yeni bir geçici köy korucusu olayı ile karşı karşıyasınız. Fazla değil, iki yıl sonra genel seçimlere doğru bu konuda yakınmalar, eylemler başlar.

Birkaç yıl önceki gazeteleri açın. Tarım Bakanlığı’nın o günlerdeki tek işi, ekmeği poşete koymaktı. Bakan, aylarca basında en çok görünen siyasetçi oldu ekmek sayesinde. Konu aylarca tartışıldı. Savunanlar, karşı çıkanlar… Savaş gibi.. Şimdi ekmek poşette mi? Değil. Türkiye, aylarca enerjisini boşa harcadı.

Türkiye bir yandan AB’ye girme mücadelesi veriyor. Tarım büyük sorun. Bir yandan işgücünün büyük kısmının tarımda istihdam edilmesine rağmen GSMH’da tarımın değerinin azlığı… Yani verimsizlik. Parçalanmış ve küçük işletmeler.. İhtiyacı olan ürünlerde yetersizlik(yem bitkileri,yağlı tohumlar..), ihtiyacı olmayan ürünlerde fazlalık. Hayvancılığın tarım içindeki yerinin azlığı.. İşlenemeyen, sulanamayan araziler.. Atıl işgücü. En az 6-7 milyonluk gizli işsiz…

Tarım, tam bir devrime muhtaç.. Türkiye’nin son birkaç yüzyıldan beri yaptığı tüm yanlışkları bir çırpıda değiştirmek gerek. Tarımı, ekonominin verimli bir kaynağına dönüştürmek zorunluluğu var. İnsanımızın, mutlu olduğu, aş-ekmek yediği bir sektör olarak yeniden düzenlemek, bunu da seferberlik şevkiyle yapmak gerek.

Olaya şöyle bakmakta yarar var: Basınla ilişkileri olumlu bir çizgide sürdürerek sürekli gündemde kalmak mümkün. Bu yolu seçen siyasetçiler, belli bir süre iş yapıyormuş gibi görünebilme başarısını da gösterebiliyorlar. Ama, genel anlamda o hükümet başarısız oluyor ve bu nedenle de çekip gidiyor. En önemlisi de unutuluyor.

Geriye ne kalıyor?

Geriye o konudaki başarısızlıkla birlikte, konunun etki alanındaki insanların ağır sorunlar altında ezilmesi kalıyor.

Bir de boşuna geçirilmiş ve geri getirilemeyecek yıllar…

Popularity: 7% [?]

Siyaset yaratıcı olmak zorunda…

Yazan: Cumali Ünaldı ; Tarih 25 Eylül 2004 Bu yazıyı yazdır Bu yazıyı yazdır

Star’da okudum. Bir aile… Babanın ağır hasta olduğu 11 çocuklu bu ailenin geçimini halıcılık kursuna giden 11 yaşındaki kızları sağlıyor… Ayda kaç lirayla dersiniz? Yirmi milyon lirayla. Doğru okudunuz ayda yirmi milyon Türk Lirası ya da 13 dolarla, küçük bir kız çocuğunun minicik ellerinde dönen aile çarkı… Acıdan da acı…

Olay nereden çıkıyor? Bu Siirt’li aile, geçimlerini sağlayan 11 yaşındaki minik kızı ilkokula gönderemiyor. Devlet de yakasına yapışıyor. Araya giriliyor. Aile ikna ediliyor, sorun çözülüyor.

Okumaya devam et >>> »

Popularity: 7% [?]

Güneydoğu kahramanını arıyor

Yazan: Cumali Ünaldı ; Tarih 22 Eylül 2004 Bu yazıyı yazdır Bu yazıyı yazdır

Bekliyor mu, arıyor mu? Bence arıyor, bunca genç nüfuslu bölgeye aramak yakışır.

İkincisi, kahraman ve hain olmak arasında kıl kadara fark var, Güneydoğu’da bu fark daha az.

Bir de Gaffar Okan olayı var, çözülmesi, incelenmesi gereken. Acıklı ölümü, bir milat oluşturuyor. Sosyolojik bir örnek olay niteliğinde. Kafkas kökenli olmasına rağmen, asayişi sağlayan devlet görevlisi kimliğiyle, ölümünün üzerinden geçen onca yıla karşılık, Diyarbakır’da her işyerinde hala fotoğrafı asılı. Altında ‘seni unutmayacağız’ yazısıyla.

Okumaya devam et >>> »

Popularity: 9% [?]


Copyright © 2008 Cumali Ünaldı. All rights reserved.
Kapat
E-posta ile paylaş