Bu bir şiir aslında. Şöyle: ‘Hüzün-Ey hüzün-Taç yapraklarını bir bir-Uçuran gelincik ey!-Dağılıp, yok olacaksın!-Sonbaharı savurmadan az önce…’
Nasıl da ilginç bir benzeşme var ‘güz’ ile ‘hüzün’ arasında. Okumaya devam et >>> »
Popularity: 13% [?]
Bu bir şiir aslında. Şöyle: ‘Hüzün-Ey hüzün-Taç yapraklarını bir bir-Uçuran gelincik ey!-Dağılıp, yok olacaksın!-Sonbaharı savurmadan az önce…’
Nasıl da ilginç bir benzeşme var ‘güz’ ile ‘hüzün’ arasında. Okumaya devam et >>> »
Popularity: 13% [?]
Bu da nereden çıktı’ diyeceksiniz, anlatayım.. Ankara’da üç tane ‘Devlet Mahallesi’ var. En eskisi, Kızılay’da, Saraçoğlu’nda. Herkesin, birbirine aşina olduğu yıllarda, üst düzey görevliler için düşünülmüş.
Diğeri, Eryaman’da. Okumaya devam et >>> »
Popularity: 10% [?]
Yıllar önce, bir 11 Nisan’da Urfa’ya gitmiştik, kurtuluş şenliğine; davet ettiğim gazetecilerle. Urfa, apayrı bir dünyaydı o yıllarda çoğumuz için. Gazeteci olarak Yalçın Özer’i, Metin Işık’ı, Ruşen Çakır’ı hatırlıyorum. Yusuf B. Özal’ın gezisine eşlik etmek üzere.
Urfa, Adıyaman ve GAP’ı kapsayan bir gezi yapacaktık. Okumaya devam et >>> »
Popularity: 36% [?]
Bu yazıyı yazdır
Tema’nın Karapınar Yürüyüşü’ başlıklı yazısında (Hürriyet, 11. 11. 2005), özetle, Konya-Karapınar’ın çölleştiğini, insanların yöreyi terk ettiğini, bunun üzerine TEMA’nın kolları sıvayarak, Karapınar’ı hayata döndürdüğünü yazıyor Yalçın Doğan.
İçinizden, ‘bravo’ diyorsunuz, ‘olursa bu kadar olur!’ Okumaya devam et >>> »
Popularity: 12% [?]
Önce aşk vardı’ diyor sözbirliğiyle tüm bilgeler. ‘Önce söz vardı’ diyenler gibi. Söz de, aşk da akkor kelimelerden damıtılıp, kalbinizin narin kalıbına mı döküldü? Öyleyse, helal olsun size, her ikisi de, ananızın ak sütü gibi. Aşk sözcüklerini hak ediyorsunuz demektir. Yüreğinizden doğan ırmaklar, denizlere, oradan okyanuslara, yani başka yüreklere, bambaşka ülkelere ulaşıyor demektir tüm gümrahlığıyla; kırılganlığı ve coşkusuyla. Okumaya devam et >>> »
Popularity: 13% [?]
Epeyce yoğun bir bayram tatili geçirdik. Hem Türkiye, hem de dünya gündemi hızla değişti. Fransa’da çıkan olayların, Belçika ve Almanya’ya, hatta İsviçre’ye yayılma endişesi, Avrupa’nın konuyu enine boyuna düşünmesini gerektirecek noktalara geldi.
Aslında, Avrupa’nın gözünü açması bakımından yararı da olabilir. AB fikri, çatışmalardan, hatta uzun süren savaşların sonunda varılan uzlaşmalardan çıktı, bilindiği gibi. AB’ye sadece ‘demir-kömür birliği’ gözüyle bakmak, hem bizim açımızdan, hem de Avrupalılar için, çok yanıltıcı olur. Okumaya devam et >>> »
Popularity: 10% [?]
Hikayeyi hatırlayacaksınız. Devir, Osmanlı dönemi. Bursa’da bir çoban, üstelik de kestaneyi çok seven bir çoban. Gel gör ki, kestane yemesi, bekçiler tarafından engellenen bir çoban… Çobanın içinde nasıl bir dert! Hayvanlarını otlatırken habire söylenip geziyor; ‘Külahımı havaya atayım, düşünceye kadar padişah olayım, yapacağımı bilirim’ diye. Okumaya devam et >>> »
Popularity: 11% [?]
Bir siyasal parti kurma hazırlığındasınız. Bir partiden çekirdek kadronun dışında, farklı düşüncelerde insanlar da size katılıyor. Ülke sorunları ile ilgili değişik bakışı olanlar da sizinle birlikteler. Oluyor mu, gümrah dalgalar gibi büyüyen bir siyasal hareket!
Eğitim sorunundan, ulaşıma kadar raporlar gelmeye başlıyor. Görüyorsunuz ki, ülkenin bütün sorunları, sizden önce yönetenlerin yanlışları yüzünden oluşmuş. Sizin doğru tespitlerinize göre, yönetime gelince, her şey bitecek gibi görünüyor. Okumaya devam et >>> »
Popularity: 11% [?]
Ölen gelsin işte meydan!’Hatayi’nin şiirinden seçtiğim bir dize ile size merhaba demek geldi içimden. Merhaba! Bilmeyenler için söyleyeyim, söz doğru. Ben gerçekten dün doğdum. Yani 29 Ekim’de, ama yıllar önce, 1949’da… Zaten, böyle özel bir günde doğmasaydım, belki de hangi gün doğduğumu bilmeyecektim. Nüfus cüzdanımda, bir gecikmeden dolayı, doğum tarihim 06.02.1950 olarak görünüyor. O nedenle, sorulduğunda ve resmi tarihi de bir çırpıda söyleyemediğimden, karşıdakinde şüphe uyandıran bir tereddütle cevaplıyorum hep. Eski nüfus cüzdanları kitap gibiydi. Son sayfaya, babam el yazısıyla, ‘esas 29 Ekim 1949’da doğdu’ notunu düşmüş, bereket ki… Okumaya devam et >>> »
Popularity: 12% [?]
Çocukluğumuzda satılırdı. Bir telin üzerine sürülmüş kimyasal bir maddeydi, sanıyorum. Yakınca, havai fişek gibi kıvılcımlar dökerek yukarıdan aşağıya doğru yanar ve kısa sürede biterdi. Şerrareler döktüğü o kısacık sürede, bizi mutlu ederdi. Hayattan kopardık. Şimdi aynı yüz ifadesini, gecenin ğöğünde beklenmedik güzellikler oluşturan havai fişekleri seyredenlerde görüyorum. Aynı mutlu yüz, kısacık da olsa, aynı kopuş…
‘Yıldızdöken’in bize sunduğu o kısacık an, sanki hayatımızdı… Okumaya devam et >>> »
Popularity: 10% [?]
Son Yorumlar