Türkiye’nin tarım sorunu; tam bir kördüğüm…
Mikadonun çöpleri gibi,bir tarafa dokunsanız öbür tarafta deprem oluyor.
Kökten önlemlerle sorunu çözmekten başka çare yok.
Aynı zamanda uygulamadan sonra ortaya çıkan sonuç,herkese “gönül rızası” duygusu vermeli.
İşin püf noktası da burası..
“Ortak aklın çözümü”nün gündeme geldiği yer yani…
Bizans döneminden başlayarak,Osmanlı dönemini de ağırlıklı olarak içine alacak şekilde Anadolu’daki tarım sistemi tam ve bilimsel olarak incelenip,araştırılması,ondan sonuçlar çıkarılması ilk koşul.
Cumhuriyet döneminde; 1923-1938 Atatürk dönemi, 1938-1950 İnönü dönemi, 1950-1960 DP dönemi,1960 sonrası 27 Mayısçılar dönemi, 1965 sonrası Demirel, kısa süreli Ecevit,sonra koalisyonlar, 12 Eylül dönemi;1984’te başlayan Özal dönemi;yine Demirel, daha sonra Ecevit ve koalisyonlar dönemi ile AK Partili birbuçuk yıl…
“Tarım,Orman ve Çevre”yi bir bütün olarak düşünelim. Bu dönemlerde yapılanları-yapılmayanları,dünya normlarını,dünyadaki örnek uygulamaları göz önüne getirelim.
Türkiye tarımı için netleşen fotoğrafı hiç aklımızdan çıkarmadan,ne yapılması gerektiği ile ilgili olarak özellikle Atatürk’ün 1937’de TBMM’nin 5.devre 3.toplantı yılını açış konuşması ile, Bahri Dağdaş’ın yılların deneyimini aktaran Türkiye’nin Toprak Meselesi adlı çalışmasını, S.Demirel’in ve D.Baykal’ın 1993 konuşmalarındaki esasları ve AK Parti’nin seçimden önce halka sunduğu tarım politikasını denklemin ortak paydası olarak alalım.
Bunu,DPT’nin beş yıllık kalkınma planlarının tarım-orman-çevre özel ihtisas komisyonu raporlarıyla zenginleştirelim.
ABD ve AB ile İsrail’in tarımı nasıl rehabilite ettiklerini bilelim.
Ortak aklın çözümünü görmeye başlayacağız. Resim yavaş yavaş ortaya çıkacak,fotoğraf netleşecek.
Bu fotoğrafa,bazı sendikaların çok ciddi tarım raporları ile,tarımı önemseyen şirketlerin düşüncelerini de eklemeliyiz.
Uygulanma kabiliyetine sahip bir “tarım siyaseti”nin ipuçları ortaya çıkacaktır ve bu ortak aklın çözümünü yansıtacaktır.
Türkiye tarımının ana sorununun “toprak” olduğu görülecektir.
Ana sorun tarıma elverişli toprak üzerindeki yoğun baskı. Hor kullanılması,verimsiz kullanılması, bilinçsiz kullanılması… Bunun sonucunda da, ülkemizi ve insanımızı tehdit eden bir silaha dönüşmesi..
Tarımın dallarını incelediğimizde, hepsinin sorununun toprağa dayandığı görülecektir.
Hayvancılığı ele alalım. Yeterli ve kaliteli ortam, yani uygun ölçekte toprak bulunmayınca büyük ölçekli hayvancılık nasıl yapılacak… Bizim üç mislimiz olan ileri ülkelerdeki verim nasıl yakalanacak? Mümkün mü? Her evde bir-iki hayvanla ve ilkel ahırlarla;verimli meralar,kaliteli yem bitkileri olmaksızın hayvancılığın sorunlarını tartışmak, göle maya çalmaktır…
Sanayinin hammaddesi olarak tarıma baktığımızda,sorunun yetersiz büyüklükte, çok parçalı, bu nedenle de ekonomik kurallara göre tarım yapılamayan alanlardan kaynaklandığını  görürüz. Böyle bir toprak  yapılanmasının sonuç vermesi mümkün mü?
Genel kural şu: “Optimal olmayan arazi büyüklüğü içinde,katma değeri yüksek olmayan ürünleri üreten ülkeler sürekli fakirleşir.”
Bu nedenle sürekli fukaralaşan bir Türkiye,bu yanlış siyaset uygulandığı sürece, kaçınılmaz sona doğru hızla gitmektedir.
İhracata yönelik,tamamen rekabete dayanan, çok amaçlı (çevre,sağlık ve sosyal koşulları gözeten),verimliliği ön plana alan,sürdürülebilir politikalar… Bunlar,AB’nin 21.YY hedefleri…
Türkiye,hiçbir politikası olmaksızın,temel sorunları çözmeye başlamadan bitkisel ve hayvansal üretim,orman ve çevre olarak özetlenen tarımı çözemez. Bu mümkün değil..
Bütün bunlar bilinmeli ve Türkiye’nin günübirlik tedbirlerle tarımını ancak büyüyen bir sorunlar yumağına dönüştüreceği de akıldan çıkarılmamalı.
Geriye tek ihtimal kalıyor:Tarım sorununu çözmeyi düşünmek.
Ortak aklın çözümü yani..

Popularity: 6% [?]

Bu Konu İle İlgili Yazılar