Başbakan’ın, TOBB Üniversitesi’nin açılışında söyledikleri ilginç. Televizyonlara yansıdığı kadarıyla, teori ve pratiği ayrı ayrı inceleyen Başbakan, hayatta, teori ve pratiğin kıvamlı irilikte, olması gerektiği kadar bulunmasına işaret ediyor, sonuca ulaşmanın görüntüden daha önemli olduğunu vurguluyor. Örnekleri çok ilginç. 

Okul hayatında not alma yönünden başarılı olan birçok sınıf arkadaşının gerçek hayatta ‘sefilleri oynadığı’nı söylerken; bir başka örnekte de doktorun damara iğne takmada başarısız olabileceğini, oysa ki pratiği fazla olan bir hemşirenin, hastanın hayatını tehlikeye atmadan bu işi daha kolay başarabileceğini ekliyor.

Başbakan eski futbolcu olunca, örnekler arasında bir de futbol taktiği yer alıyor. Orta sahada top gezdirmenin, seyredenler açısından iyi futbol gibi görünmesine rağmen, gol atılamadığı için de sonuç getirmediğini, bu nedenle bir yararı olmadığını ders olarak anlatıyor Başbakan.

Anlattıkları çok doğru.

Türkiye’de yapılan ezberci, sonuca gidemeyen, yaratıcı olmayan eğitimin çok ince bir eleştirisi gibi… Bu eğitim sisteminin eğittiği insanların ortaya koyduğu bürokrasi de aldatıcı oluyor, politika da… Dikkat edin, bu ülkenin ana sorunu samimi olamamak… Herhangi bir çağdaş ülke ile kıyasladığımızda ekonomisi, sağlığı, tarımı, sanayisi, ulaşımı… Her şeyi, çok gerilerde. İnsanını, yararlı olacak biçimde eğitemiyor, eğittiklerini değerlendiremiyor.

Öyle olunca da, sorunlarımızın çözümü için kendi çabamız yerine, dışarıdan çözüm önerileri, dışarıdan eleman, hatta dışarıdan finansman bekleyip durduk. Bir bakıma, cinler gibi görünmeyen varlıkların gelip sorunlarımızı çözmesini, daha sonra da bize yaşanabilir bir ülke bırakıp, sessizce gitmelerini bekledik sanki…

Rahmetli Necip Fazıl’ın çok sevdiğim bir mısrası bu hali tarife çok güzel uyuyor: ‘Hayattan muhacir, eşyadan öksüz…’

Hayatın içinde olmamak, hayattan dışlanmış olmak, hatta hayattan kovulmak… Bir de hayatın avadanlıklarından mahrum olmak. Bu ülkenin yaşadıklarını anlatıyor sanki yıllar önce üstad…

AK Parti’nin, seçimden önce hazırladığı Acil Eylem Planı, bu tesbitlerle ve çözüm önerileri ile doluydu ve çok doğruydu. 58. ve 59. Hükümet Programları da, bu çözümleri sıralıyordu, onlar da doğruydu.

Ben, Başbakan’ın TOBB Üniversitesi’nde anlattığı dersten, hükümet ederken de yararlanması gerektiğini düşündüm. Hükümetin maliye ve insan hakları gibi alanlarda, iki yıllık sürede olumlu sonuçlar almasına rağmen, üretimin artırılmasını gerektiren alanlarda ‘yaprak kımıldamaması’nı çok kişinin anlamakta güçlük çektiğini sanıyorum.

Özellikle tarım başlıbaşına bir sorunlar yumağı.

Gıda üretimi gibi hayati önemi olan stratejik bir konuda üretim yok; gol yok, ama habire orta sahada top gezdiriliyor.

Bizim haklarımızı AB’de savunmak üzere Polonya’dan danışman getirmekten; beğenmediğimiz, eleştirdiğimiz, başarısız bulduğumuz geçmiş dönemlerin emeklilerini bürokrasinin en tepesine taşımaya kadar bir yığın garabet ne yazık ki Tarım Bakanlığı’nın uygulaması…

Şu günlerde Tarım Bakanlığı işi gücü bıraktı, bu emekli taifesinden birisini AB Başmüzakereci Yardımcısı yapmanın yollarını döşüyor. Gerekçe de hazır. Müzakereler tarım ağırlıklı ya…

Tarımdan sorumlu olanlar orta sahada top gezdirmeyi bıraksın! Amerika’ya, AB ülkelerine, İsrail’e baksın… Tarımı nasıl sorun olmaktan çıkarmışlar. Anlamaya çalışsın!

Olmadı mı? Kendi tarihimize dönelim. Kavalalı Mehmet Ali Paşa, Mısır’a vali olarak atandığı 1804’te, tarımda aldığı tedbirler ve çağdaş tekniklerle ilk yıl 13 bin kese olan Mısır gelirini ikinci yıl 18 bine, dördüncü yıl 35 bine, sonraları 400 bin keseye yükseltiyor bu okuma yazması olmayan adam…

Demek ki çalışınca oluyor.

Bu yüzden Sayın Başbakan tarım (orman, çevre) gibi ülkemiz için hayati önemde olan bu konuya bizzat el koymalı. Yapılması gerekenleri de eylemle ortaya koymalı. Aksi halde…

İki yıl daha orta sahada top gezdirilir, durulur…

Bu ülkeye ve yarıya yakını tarımdan geçinen bu millete yazık olur!

Popularity: 6% [?]

Bu Konu İle İlgili Yazılar