Ramazan Mengütemür’ü tanır mıydık?
Ölünceye kadar hayır.50 yaşında bir adam, korunmasız, bir kulübede yaşıyor, boyacılıkla üç-beş kuruş kazanmaya çalışıyor.

Mahallelinin ufak tefek yardımlarıyla geçiniyor.

Bütün bunları (Di’li geçmiş zaman) ile yazmak durumundayız.

Ramazan, bu dünyayı, soğuğuyla, sıcağıyla, yazıyla kışıyla, havasıyla, suyuyla… bırakıp gitti.

Muhtemelen donarak öldü.

Ölürken de bize bir yüreğimiz olduğunu hatırlattı.

Daha doğrusu, donmuş yüreğimize, ölümüyle bir nazar eyledi.

Eğer, bizim yüreğimiz, masallarda, hikayelerde anlatıldığı gibi sıcacık olsaydı, hiç donarak ölür müydü boyacı Ramazan?

Ramazan ölerek kurtuldu çektiği çileden…

Nice Ramazan’lar var, aç, çıplak, yoksul, korunmasız…

Nice kadın Ramazan’lar, nice çocuk Ramazan’lar, nice gencecik Ramazan’lar ve yaşlı Ramazan’lar…

Kara kışın pençesinde titreşiyorlar…

Soğuk, açlıkla zayıf düşmüş Ramazan’ları, dondurarak öldürecek…

Kimi, kimsesi var mıydı acaba Ramazan’ın; çoluğu, çocuğu, akrabaları, yakınları?

Var mıydı?….

Ya, yaşadığı şehri yönetenler?

Evlerindeki kaloriferin derecesini birkaç dilim artırmakla mı meşgullerdi?

Bu konuda yazmak istemiyorum artık.

Yüreğim sıkılıyor.

İçim burkuluyor.

Ramazan’la birlikte bir Malatya da donarak öldü.

Hepimiz….

Popularity: 18% [?]

Bu Konu İle İlgili Yazılar