Önce birbirimizi öldürelim, kalanlar konuşsun!
Malatya Yenigün
Bu yazıyı yazdır
20 Eylül 2007
“Devlet” kavramının binlerce tarifi var, biliyorsunuz.
Felsefenin var olduğu günden beri, hayata ilişkin her şeyin sayısız yorumu yapılmış, bunun da farkındasınız.
Geriye dönüp tarihe baktığımızda, ulusları, belli bir kıvamda bir arada tutan ortak paydaların var olduğunu görürüz. Bu ortak paydaya bağlı olarak, toplumların kaderi de biçimlenir.
Bugün, dünyanın ileri ülkeleri bir yerde, biz de başka bir yerdeysek, toplumumuzun geçmişte olan/olmayan/ ya da olması gereken ortak birleşme noktalarına bakacağız.
Bakacağız ki, tarih denen akıl hocasından dersimizi almış olalım.
Önce bir soru:
Bu ülkede yaşayan insanların ana sorunu nedir?
İşsizlik mi? Yaşam düzeyinin düşüklüğü mü? Kendilerini Kürt olarak isimlendiren bir grup vatandaşımızın, bu ülke ile var olduğunu düşündükleri sorunları mı? Dünya ortalamasına göre bebek ölümlerinin yüksekliği mi? Aleviler’e karşı uygulandığını, bazı Aleviler’in ifade ettiği Sünni ayrımcılık mı? Eğitimin, düzey olarak düşüklüğü mü? Yoksa bazılarının düşündüğü gibi “türban”la isimlendirilen bir olgunun laisizmle çatışması mı? Sularımızın kirliliği mi? Askeri bürokrasinin devlet erki üzerindeki egemenliği mi? Gıdalarımızın güvenli ve güvenilir olmaması mı? AB’ye girip girmememiz mi? Topraklarımızın her yıl, bütün Avrupa kıtasının dört katı kadar büyük bir oranda erozyona uğraması mı? Kadınlara uygulanan negatif ayrımcılık mı? Şehirlerimizin yaşanamaz hale gelişi mi? Yargının adaleti sağlayamaması mı?
Yazın yazabildiğiniz kadar…
Sonra dönüp seçin, seçebildiğiniz kadar.
Yetmezse ekleyin, ekleyebildiğiniz kadar…
İsteseniz, test sınavlarındaki gibi şıkları doğrulayın, isterseniz “hepsi” deyin, isterseniz “hiçbiri”…
Ulaşacağımız sonuç, yapacağımız seçimin ne kadar akla uygun olduğudur…
Yani, adına sorun dediğimiz ve onun için kıyameti kopardığımız şeyin, akılla ne oranda telif edilebildiği önemli olmaktadır. İkinci olarak da, dünyanın, bu olaya nasıl baktığı önemlidir.
Aklı başında, okur-yazar bir yabancıyı getirip bu ülkede tartışılan, uğrunda kıyametler kopartılan konular konusunda aydınlatın, bunları tartıştığımıza inanmayacaktır.
İktidar da, muhalefet de, basın da, yargı da, askeri-sivil bürokrasi de, sivil toplum örgütleri de, üniversiteler de suçludur…
Ortada binlerce sorun varken, bu sorunlar insanımızı ezim ezim ezip posasını çıkarırken, küçük müdahalelerle büyük sonuçlar alarak iyileştirmeler yapmak mümkünken, hala Türkiye, saçma sapan konuları tartışıyor ve bir avuç suda fırtına koparıyorsa…
Çekin kuyruğunu…
İş öyle bir noktaya geldi ki; en aklı başında olması gereken insanlardan, en saçma sapan düşünceleri dinleyebiliyorsunuz ve şaşırmıyorsunuz.
Halbuki şaşırmanız gerekir.
Ortada dönüp duranları bir kalıba koyamamanız gerekir.
Karşı çıkmanız, isyan etmeniz gerekir…
Kuran-ı Kerim’de Et-Tekvir suresi var, 81. sure…
Biz insanlar için çok büyük olayları anlatarak başlıyor; ama bir insan için çok önemli olan bir sonuçla, bir kız çocuğunun öldürülmesinin nedenini sorarak sonuçlanıyor…
Şöyle…
“Güneş dürüldüğü zaman,
Yıldızlar bulanıp söndüğü zaman,
Dağlar yürütüldüğü zaman,
Gebe develer salıverildiği zaman,
Yaban hayatı yaşayan tüm canlılar toplandığı zaman,
Denizler kaynatıldığı zaman,
Ruhlar, bedenlerle eşleştirildiği zaman,
Diri diri gömülen kız çocuğunun, hangi günahtan ötürü öldürüldüğü sorulduğu zaman…”
Sözü nereye getireceğimi elbette ki anladınız…
Yenigün’ün gündeme getirdiği, Bülent Kutlutürk’ün yazısıyla, bir ülke gerçeği olarak sunduğu, bu ülkede var olan nice binlercesi gibi, bu ülkede yaşıyorum diyen herkesi doğrudan ilgilendiren, insan olarak hepimizin sorumluluk duyması gereken “Karagöz Ailesi”nin simgeleştirdiği durum.
Belki göçten kaynaklanan işsizlik, belki işsizlikten kaynaklanan yoksulluk, belki devletin nice yıllardan beri kötü yönetilmesinden kaynaklanan yoksulluğun getirdiği sonuçlar…
Ama bütün bu olumsuzlukları insanlar yaşıyor…
İnsanlar aç, konutsuz, sağlıksız, eğitimsiz…
Ve daha da önemlisi bu sayı haylice kabarık.
İşin temelinde bu var, herhangi bir insanın duyduğu acı…
Başta, devlet tarifi demiştik.
Tarif aramaya ne gerek var, devlet bu demek…
Bir insanın acısını ne kadar dindiriyor ve insan onurunu ne kadar koruyorsa, o kadar var olan şey…
Ya insanlık?
Ya, toplumun bireyleri olarak bize düşenler?
Böyle bir devleti sağlayamıyorsak, biz de yokuz demektir…
Popularity: 17% [?]

Son Yorumlar