Ölü çocuklar anıtı
Makaleler
Bu yazıyı yazdır
9 Ağustos 2004
Yeryüzünün gündemi değişti yine. Her zamanki gibi insan öne geçti. Ölümle birlikte, ölümün kundağında. Çocuğu olan büyükler ve ailesi yok olan çocuklarla hemzemin. Her zaman ve her yerinde yeryüzünün, durmadan kendini yineliyor tarih. Bu mezarlar, bu minicik, oyuncak gibi mezarlar Boşnaklar’ın çocukları için de açılmıştı, Çeçenler’in çocukları için de, Araplar’ın çocukları için de… Şimdi dünyanın, adını bu ölümlerle öğrendiği Kuzey Osetya’da analar, babalar bu mezarlara, minicik, oyuncak mezarlara şaşırıyor. Daha nice ana-baba, tüm yüreğiyle kendini gömmek isteyeceği mezarlara baka baka ağlayacak yıllar yılı.. İçini çeke çeke ve başını tuğla duvarlara gömerek… Sırtını insana, insanlığa, gülüp oynayan bir dünyaya dönerek.. Hep kendi dünyasının uğuldayan yalnızlığını özleyerek..
Sular, seller çekilecek. Toprak kuruyacak, gün vurdukça çatlayıp yarılacak. Analar çocuklarını hep öldükleri yaşta hatırlayacak. İp atlarken, çizgi oynarken saçları denizlerin suyunda dalgalanacak kız çocuklarının.. O sağlıklı gülümseyiş yankılanacak oğlan çocuklarının yüzünde hep.. Bosna’da, Çeçenya’da, Filistin’de, Irak’ta… Ve şimdi haritada bir nokta bile olmayan Kuzey Osetya’da, bir ana gün doğarken ve batarken hatırlayacak hiç unutmadığı o çılgın yüzü, gülen gözleri, uçuşan ayakları…
Parça parça dökülen yüreğin kılcal damarları, toprağında çürüyen kök gibi. Ağaç, oyulacak içten içe, dağlanacak, devrilecek.
Anaların yüreği düşecek toprağa. Anaların yüreği yeşerecek. Güneşe uçan bir beyaz güvercinin kanatları tutuşacak. Günbatımında yuvasına hep yangınlar taşıyacak.
Benim çocuklarımdı onlar, yeryüzünün tüm ölü çocukları. Zulme şaşırmış gözleriyle donup kalan çocuklar. Zulme bakakalan insanları ayıplayan çocuklar. Anaların yüreğine hüzünler damıtıp giden çocuklar. Büyük adamlar niye böyle yapar, bilmeyen çocuklar… Ağıtlarını evlerinde unutmuş, gülüşlerini sokaklara yayan çocuklar.. Gülüşleriyle dünyamızda donup kalan çocuklar. Bizim çocuklarımız onlar, yeryüzünün tüm öldürülen çocukları.. Dünyanın her yerinde, her zaman..
Büyük büyük adamlar dünya haritalarını açacak önlerine. Parmaklarını koyacaklar bir yerlere. Silahlar, tanklar, toplar üretecekler. Uçaklar, gemiler, arabalar dolusu… Vuracaklar bir yerleri ve çocuklar bırakacak analarının ellerini çözülecek yürekleri, sönecek gözbebekleri..
Çocuklar ölecek unutup güneş ışığının çimleri yalayan aydınlığını.. Elmalar onlarsız ısırılıp, kararacak. Üzümler onlarsız olacak. Mevsimler değişecek, zaman akıp gidecek onlar olmadan. Onlar hep çocuk kalacak, öldükleri yaşta analarının yüreğinde. Hayat hep onları hatırlatacak. ‘Ham meyvalar gibi dallarından koparılan’ körpecik bedenleri..
Büyük adamlar savaşacak, karartacak çocukların geleceğini.. Büyük adamlar silah yapan fabrikalar kuracak, insanları bir yel gibi kurutup geçen kimyasallar yapacak, çocukların gözlerindeki o kutsal ışıltıyı çekip alacak.. Büyük adamlar büyük büyük işler yapacak tarihe nakşolacak! Büyük adamlar savaşacak!..
Çocukların oyuncağı kırılacak.
Çocuklar, sebebini bilmedikleri bir çarpışmanın ortasında kalacak. Böcekler gibi, kediler gibi, yapraklar, çimenler gibi, fidan gibi kırılıp yok olacaklar.. Oysa hep yerinde duracak dağların dalgınlığı. Kırılan çocukların farkında bile olmayacak. Anaların acısını duyurmayacak dağdan dağa, yıldan yıla duman diliyle…
Gecenin bir yarısı yataklarından fırlayacak analar. Üşüyen çocuklarının üstünü örtmek için Bosna’da, Çeçenya’da, Irak’ta, Filistin’de, Afganistan’da, Osetya’da… Dünyanın herhangi bir yerinde… Bir bakacaklar ki minicik mezarlar girmiş çocuklarıyla aralarına..
Ve dünya devam edecek dönmeye..
Popularity: 7% [?]

Son Yorumlar