Yirmiüç yaşındaydım,bir oğlum oldu…
Ona, çok gençken düşündüğüm bir ad verdik.. Genç kartalların büyük vadilerde yankılanan çığlığı kadar yiğit ve erkekçe bulduğumuz bir ad… Atıf…

Beni hiç yanıltmadı.
Hep omuzumda gezdirdim çocukken,birlikte dolaştık,sohbetler ettik.. Dünyayı birlikte tanımaya çalıştık.
Şiirler yorumladım ona..
Uyumadan önce güzel kitaplar okudum her gece… ‘Fareler ve İnsanlar’dan ‘Dede Korkut’a, Yunus’un şiirlerinden ‘Taras Bulba’ya kadar nice güzel kitaplar…
Birçok şeyi öğrettik birbirimize;hem öğretmeni olduk yaşadıklarımızın,hem öğrencisi…
Güzellikler doldu gözbebeğimize,dünya bizi emzirdi,doğa en acımasız renkleriyle coşturdu yüreğimizi… Hayatın akışı razı kıldı gönlümüzün hayallerini kendi gerçeklerine..
Çok istediğim bir alanda uzmanlaştı. Geleceğin bilgi aracını,bilgisayarı seçti. Kendi seçimiydi; iyi öğrendi,iyi özümsedi.
Çocukken,onlara anlatmak istediğim şey,Türkiye’de birinci olmanın ehemmiyetsizliğiydi.. Asıl önem,dünya ile yarışıp kazanılacak değerdi. İyi anlatmışım… Onu da yaşadım. Dünya ölçeğinde başarılar kazandı.. Beni yine yanıltmadı..
Daha da önemlisi,iyi bir insan olmak için,dünyanın var olduğu günden bugüne dek oluşan değer yargılarıyla barışıklığı..
Oğlum bana birçok şey öğretti..
İnsan yetiştirme çabasının,bir başyapıt oluşturmak kadar değerli olduğunu..
İnsanlar hakkında iyi düşünmenin gerekliliğini..
Su gibi akıp geçen zamanın,geri dönüşü mümkün olmayan doğrular ve yanlışlarımızın ’sergen’i olduğunu..
Bize verilen güzellikleri,çabalayarak ilerilere taşımanın,daha da geliştirmenin, hayatımızın amacı olması gerektiğini..
Bütün bunları,yaşarken öğrendik.
İğde çiçeklerini koklar gibi..
Cevizliklerin ağır kokusunun ve gölgesinin baskın olduğu koyukaranlık dereboylarında yürür gibi..
Ailemin bana tevarüs eden her özelliğini,oğlumun üzerinde görmekle geriye doğru yüzlerce yıllık seceremi izliyormuş duygusunu yaşadım..
Oğlum büyüdü.. Büyüdükçe de arkadaşım,dostum hatta babam gibi olmaya başladı zaman zaman. Birbirimizi eleştirebildik ancak olağanüstü muhabbetimiz her zaman daha başat oldu.
Benden önce köşe yazarlığına başladı.
‘Babam için…’ başlığıyla,benim için yazdığı duygusal yazı,pek az yazara nasip olacak olumlu tepkiler aldı. Üniversitelerde okutuldu. O yazıyı okuyan ve yıllardır babasıyla görüşmeyen insanlar,babalarını aradılar. Bunu da yazının bir ‘hayrı’ olarak bize bildirdiler.
Bazen bir türküyle birisi başlar,susar,diğeri sürdürür..
Bizim arkadaşlığımız onun gibi..
Babasının dostları yetiştirdi onu İstanbul gurbetinde…
Dostlarım onun arkadaşı oldu,amcası oldu,dostu oldu.
Benim dostluğumun bir kıvamı varsa,oğlum da o kıvamı tutturdu. Kendi dostluklarına da bizim olan,kültürümüze ait,köklerimize dair ne varsa kattı.. Bundan dolayı ‘kardeş’ce dostlar edindi.
Kültür,süregelen bir olay ve biz kendi kültürümüzün eseriyiz.. Çocuklarımız da hem kendi kültürümüzün oluşturanı,hem de o kültürün çocukları.. Ortak paydası aynı olan çicekler..
Zaman gelecek,nasibini tamamlayan her canlı gibi göçeceğiz bu ellerden.. Geride, ormanın içinde bir kuş cıvıltısı, ya da bahçeler içinde bir gül kokusu bırakabilmek umuduyla..
Eskiler ‘hayr-ül halef’ derlerdi,hayırlı evlat anlamında.
Ülkemize,insanımıza ve insanlığa güzel bir ses,iyi bir soluk bırakır, güzel bir seda olursak gökkubbede..
Ne kadar çok şey yazmak istiyorum,sayfalar dolusu.
İlkokula başladığında birlikte daktiloyla yazı yazardık. Bir gün okula giderken bana bir not bırakmıştı,hala saklıyorum. Şöyle diyordu: ‘Baba ben ve sen bir kitap yapalım ortaklaşa. Okuldan dönünce daktiloyla başlarız. Ben gelene kadar bekle Not: 1.tabi işe git Akşam yaparız 2.her şeyi hazırla Not:Atıf Ünaldı yazdı’ (Noktalama dahil hiçbir şeyi değiştirmedim.)
Bugün evleniyor oğlum..
Yıllar önce bana yazdığı gibi..
‘Baba,ben ve sen bir kitap yapalım.Ortaklaşa.’
Bugün,hayatımızın ortaklaşa kitabını okuyoruz oğlumla.. Ona yepyeni bir sayfa ekleyerek…

06.05.2004

Popularity: 25% [?]

Bu Konu İle İlgili Yazılar