Cumali Ü. Hasannebioğlu

Güldeste/Konya
Haziran’83
Sayı: 18 Sh. 7

Bir ademoğlu olarak, yeryüzündeki işlevini bitirip, göçtü Necip Fazıl. Müslümanlığı kızgın bir saç olarak sardı bedenine yaşadığı sürece. Ürün vermeye başladığında hep kendi çelişkilerini, uyuşmazlıklarını, diğer insanlardan ayrıcalığını vurguladı. Onu sanatçı olarak topluma aşılayan şey de buydu, önce kendisiyle, sonra toplumla çelişkisi. Şablonlara ve standartlara uymayan yapısı, ivme kazandırıyordu ona.

Sonraları yadsıdığı, söküp attığı gençlik yaşantısı, doruğa ulaşan eyleminde ilk hızı bu çelişik yapıdan aldı. Ondaki bu “hal”i ilk anlayan kişi, onu yoğurup biçimlendiren, “efendim” dediği Abdülhakim Arvasi’dir. Sorunu çözmüş, parlamış bir atı okşayarak sakinleştirmiş ve ona yeni bir işlev yüklemiştir. Bu yaşantısı da (örtü bile olsa) yapısının ipuçları ile doludur. Mahkemeleri, tartışmaları, hapishane hapishane gezişi, hatta günlük yazıları bile aynı “mizacı” yansıtmaktadır.

Türkiye şiirinde, sorumluluk yüklendiği yaştan ölümüne dek bir doruk noktasıdır Necip Fazıl. Hem kısa şiirleri, hem de “Çile” başta olmak üzere uzun şiirlerinde, kumaş kıvrımlarının arasına gizlenmiş “sim zerreleri” gibi “insan” vardır. Hatta, Sakarya Türküsü gibi destansı nitelikleri olanlarda da.

Doğayı kuşatıcı bir biçimde yorumlamıştır Necip Fazıl. Olduğu gibi değil. Kendi doruk kişiliği ile uyuşturup sunmuştur şiir okuyucusuna. Bu da canlılık ve keskinlik açısından Türkiye şiirinde yeni bir şeydir.

Amacım Necip Fazıl’ın ardından bir yazı yazmak değil. İnsanlara, övgü ve yergiyi yüzbeyüz yapmak gerekir inancını taşıyorum. Bir derğinin sorumlu müdürü beni zayerete gelmişti, Malatya’ya. Bir önerim olup olmadığını sordu. En başta ve ivedi olarak bir “Necip Fazıl Özel Sayısı” çıkarmalarını rica ettim. Sağlığında çıksın istedim böyle bir özel sayı. Ne yazık ki yetişmedi. Türkiye’de bir borcu vardır müslüman sanatçıların Necip Fazıl’a. Bir onur borcu, müslüman sanatçı oluşun ilk düğümü olan (Cumhuriyet türkiye’sinde) Necip Fazıl’a. Bu borcu ödemeliydik, hem de sağlığında.

Birçok sanatçı müslümanlığı seçti Necip Fazıl’dan sonra. Hiçbir şair, geçmişte yazdığı şiirleri (İslam’a uymayan yönleriyle) yadsımadı Necip Fazıl gibi. Zordur, vazgeçmekşiirden bir şair için, intihardır da ondan.

Rahmetle anıyorum o onur onarıcısını, şiir hünkarını.

01.06.1983

Popularity: 23% [?]

Bu Konu İle İlgili Yazılar