MGK; kime ne dedi ?
Makaleler
Bu yazıyı yazdır
27 Nisan 2005
İsterseniz, biraz geriye gidelim… 3 Haziran 2004 tarihli yazımda; ‘Dönüp sormalıyız kendimize, milli güvenlik nedir? Bir ülke her yıl Kıbrıs adası kadar toprağı erozyonla yitiriyorsa. Kırsalda yaşayanları %40 kabul edersek, bu da 30 milyon insan ediyorsa, mesela %10’a çekmek için 23 milyon insanı tarım dışına çekme mecburiyeti varsa… Bir ülkenin bundan daha önemli milli güvenlik sorunu olabilir mi?’ diye yazmışım.
Yetmemiş, 8 Aralık 2004 günü ‘Milli güvenlik siyasetinin eksik ayağı’ başlıklı yazımda; ‘Ulusal güvenliğimizin ekonomiye, ekonomimizin tarıma dayandığını savunuyorum. Bu sorunları çözerek, çevreyi bir sorun olmaktan çıkaracağımızı düşünüyorum. Hazırlanacak MGSB’nin bir dönüm noktası olma şansı var. Türkiye’nin geleceği için, insanı esas alarak, ekonomiye ulaşmalı; bu ülkeyi yaşanabilir bir yer yapmanın savaşını vermeli Milli Güvenlik Siyaset Belgesi..’ demişim özetle.
6 Nisan 2005’te; ‘Türkiye’de en yoksul kesim, orman köylüsünün de içinde bulunduğu tarım kesimidir. Yani ülkenin yarıdan çoğu yoksuldur. Bunun sonucunda metropollerde asayişsizlik, ekonomide hammadde kısıtlılığı; tarımsal verimsizlikten kaynaklanmaktadır. Doğu ve Güneydoğu sorununun kaynağı da budur’ diye yazmışım. Çözüm üretilemeyen tarımın durgun su gibi koktuğunu, siyasette ikinci yeni edasıyla, yenilenmesi gerektiğini eklemişim.
20 Nisan 2005 tarihli yazım ‘Ne yapmalı?’ başlığını taşıyor. Tarımdan sorumlu bakanlıkların, kendi konularıyla ilgili ciddi hiçbir şey yapmadıklarını örnekleriyle anlatıp, ‘Büyük şehirlerdeki kapkaçtan, teröre kadar nice konunun, tarımdaki verimsizlikten kaynaklanan gizli ve açık işsizliğin şehre sürdüğü yoksul kitleler tarafından, ülkenin başına sarılan bir bela olduğu’ üzerinde durmuşum.
Bunun hemen arkasından, haftaya damgasını vuran MGK kararı geldi. Büyük şehirlere göçün, verimsizlikten kaynaklanan işsizlik nedeniyle, orman köyleriyle, tarımsal verimsizliğin dorukta olduğu kırsaldan kaynaklandığını tespit etti. İlgili bakanlıkların tedbir almasını tavsiye etti. Asayişsizliği de, verimsizlikten kaynaklanan bu göçe bağladı.
Daha sonra, Genelkurmay Başkanı’nın Harp Akademileri konuşması, bu konuda iki şeyi netleştirdi. Birincisi, ekonomik güçün, milli güç unsurları içinde en fazla öne çıkan unsur haline geldiği, ikincisi de, iç göçle, asayiş sorunları arasındaki ilişki…
Hem sevindim, hem üzüldüm.
Yıllardır savunduğum, yazdığım, panellerde konuştuğum, AK Parti’nin talebi üzerine rapor olarak sunduğum bu konunun, MGK kararı haline gelmesini, devlet politikasına dönüşmesi şansı açısından, doğrusu, sevindirici buldum.
Ne yazık ki sorunu tespit ve çözme makamındaki siyaset, tarım ve tarımla ilişkili konularda hünsa kaldı. Yenilikler bir yana, statükoyu sürdürmeyi bile başaramadı.
Bütün bunlar, ilgili bakana da sunulmuştu vaktiyle.
Anlamı, çözüm üretmek olan siyasetin, konuya uzaklığına, yitirilen yıllara üzüldüm.
Tarım Bakanlığı’nın, bugünkü yapı ve anlayışıyla, hiçbir şeyi çözemeyeceğini biliyorum. Geçmişte sorunu çözemeyen bürokratların, emekli olduktan sonra çözebileceklerini düşünmek, hükümete yakışmayan bir ironi..,
Tarihten ders alınmalı; iktidarın, ülkeye hizmet için bir araç olduğu unutulmamalıdır.
Makamların, unvan edinme yeri değil, projelerin uygulandığı bir çalışma alanı olduğu bilinmeli.
Yüzümüz tarihe döndürülerek; o ihtiyatla, gelecek planlanmalıdır.
Atanmışların siyaset yapmasına itirazımı, bir reddiyeyle mahfuz tutuyorum.
MGK kararına, tarım ekonomisinin girmesi, az şey mi ülke açısından?
Üstelik de tarım, orman ve çevrenin, yeniden düzenlenmesi gündemiyle…
Popularity: 6% [?]

Son Yorumlar