Malatya Yenigün’de yazmamın, ilginç bir nedeni var…

Malatya dışında yaşıyorum yıllardır. Sık sık Malatya’ya ziyarete geliyorum; dertlerini, sıkıntılarını tespit edip, çözüm yolları için güvendiğim, konusunda uzman bilim adamlarının yardımıyla, bürokrasinin ve iş dünyasının da katkılarını alarak, yararlı olma çabası gösteriyorum.

Öyle olmasaydı, kaysı tozundan, granül kaysıya, çikolatalı kaysıdan reçele kadar, yaklaşık 25 çeşit mamûl madde yapılıp, yurtdışına satılması gerektiğini; bu yolla yılda kaysıdan bir milyar dolar kazanmamız gerektiğini, ta 1994’te, bir makale olarak Standart Dergisi’nde yazar mıydım?

Aradan 13 yıl geçti, hep bu konuyu gündemde tuttum.

Bakın, bu günlerde gerçekleşecek, hep birlikte göreceğiz….

Malatya yerel basınını günü gününe izliyorum. Buna yerel televizyonlar, gazeteler, internet siteleri de dahil. Öyle ki,belki de çoğu kimsenin okumaya gerek görmediği “vukuat raporları” ve “okuyucu platformları”nda, Malatya’nın en ilginç yüzü ile karşılaşıyorum.

Malatya basınının, kıt kaynaklara ve imkansızlıklara rağmen, hemşehrilerimizin dertlerini ve sorunlarını duyurma çabasını da büyük bir hayranlıkla izliyorum.

Sadece kent merkezinin basın yayın organları mı?Arapgir’den Hekimhan’a, Yeşilyurt’tan Pötürge’ye, İzollu’dan Doğanşehir’e, Arguvan’a kadar, çok sevdiğim şehrimin, tüm ayrıntılarına nüfuz etmeye çalışırcasına, Malatya’yı yüreğimde duymaya çalışıyorum.

Mümkün olsa, Malatya hakkında bildiğim her şeyi, tüm yerel basın organlarında dile getirebilsem diye düşünürüm.

Malatya Yenigün’le ilgim, böyle bir dikkat sonucu oluştu.

Yanlış hatırlamıyorsam, iki yıl kadar önceydi. Malatya’nın en önemli sorununun ne olduğu, Malatya Yenigün Gazetesi tarafından okuyucularına soruluyordu. Anket sonuçlanınca, işsizliğin en öncelikli sorun olduğu, çok önemli olduğunu sandığımız sorunların da daha gerilere düştüğü görüldü. Ben bunu, Malatyalıların Bolu toplantısında dile getirdim ve aynı zamanda o sıralar köşe yazarı olduğum bir ulusal gazetede de yazdım.

Doğal olarak, bu anketin Malatya Yenigün Gazetesi’nde yayınlandığını da belirttim.
Bülent Kutlutürk’le, o olay aracılığıyla tanıştık.

Çok sonraları, Türkiye İstatistik Kurumu rakamları yayınlandı. Türkiye ortalaması % 12 olan işsizliğin, Malatya’da %18 olduğu açıklandı. Yani, Türkiye’nin işsizlikte yandığı dönem, Malatya’nın küllerinin havaya savrulduğu günlere denk düşüyordu.

Anket doğrulanmıştı ne yazık ki…

Malatya’ya geldikçe ve fırsat buldukça ziyaret ettim Yenigün’ü de diğer gazeteleri, fikir alışverişinde bulunduk.

Her zaman, Malatya hakkında bilgisi olanların, bunu yazılı olarak ortaya koymaları gerektiğini savundum. Hatta kişisel hatıraların bile, dönem dönem yazılarak, sağlıklı bir Malatya arşivine ulaşılabileceği üzerinde durdum.

Sürekli bu sorunları, yani kaybolmaya yüz tutan Malatya kültürünü konuşurken, zaman zaman bu konuda yazışırken, Bülent Kutlutürk, Malatya Yenigün’de yazmamı teklif etti.

O günlerde siyasal çalışmalar içindeydim. Çalışmalarım sonuçlanınca yazabileceğimi belirttim.

Şöyle bir yarenlik de geçti aramızda, “Bakan olsanız da yazacak mısınız?” diye sordu, ben de evet, bakan olsam da yazacağım, dedim.

Siyaset, benim için sonuçlandı ve ben sözümü yerine getiriyorum.

Şimdilik, haftada bir gün sizlerle sohbet edeceğiz. İleride ne olur, hep birlikte göreceğiz.
Hemen, benim için çok sıcak olan bir konuya, Malatya kültürüne geçmek istiyorum.

Biliyorsunuz, geçtiğimiz günlerde, değerli bir yazar hemşehrimizin, Necati Güngör’ün, Malatya yemekleri üzerine, son derecede güzel bir yazısı yayınlandı yerel basında.

Bu vesileyle, Necati Güngör’le, internet üzerinden muhabbet ettik, biraz da dertleştik.

Necati Güngör, kendi ifadesiyle, “İstanbul’un gelmişi, geçmişiyle” ilgili güzel yazılar yazdı, kitaplar hazırladı. Öyle ki, İstanbullu yazarların, mesela Selim İleri’nin, “Bunca ayrıntıyı nereden bulup çıkardığına şaşırdığı” yazılar… Gün geliyor, aynı şeyi Malatya için niye yapmayayım, diye düşünüyor. Üstelik, çok özgün bir kültür Malatya. Bir etnografya müzesi kurulacak kadar bol tarihi materyal var. Hepimiz hatırlarız, yatırlarda, hayattayken kullandıkları eşyalar bile dururdu yakın zamana kadar. Birdenbire tümü yok oldu.

İşte, Malatya’nın bu tarihi birikimini, bir müzede toparlamak gerekir diye düşünüyoruz Necati Güngör hemşehrimle…

Bir Kültür Dergisi düşünülemez mi?

Bunları, Malatya’yı çok sevdiklerini bildiğimiz işadamlarımızla görüşeceğim. Hep birlikte, kültürel boyutunu ortaya çıkaracağımız bir Malatya için çaba göstereceğiz. Öyle ki, Malatya’nın dualarını, beddualarını, düğün ve ölüm geleneklerini, çocuk oyunlarını, yemeklerini, gündelik hayatına dair tarihi kesitleri… hepsini ortaya çıkaracak bir Malatya Ansiklopedisi’ne uzanacak bir çalışma ortaya koyacağız.

Gün gelecek, bizden öncekiler gibi, biz de bu dünyadaki günümüzü tamam edip, göçeceğiz.

Ama geride, Malatya kültürünün parıldadığı bir çalışma bırakarak…

Geçmişten aldığımız kültürümüzü, bir emanet olduğunun bilinciyle, geleceğe aktararak…

Muhakkak ki, Malatya’nın ekonomik yönüyle ilgili yapmak istediklerimiz de var…

Şehrimizin insan hayatının kalitesini artıracak çalışmalar.

Ama önce kültür konusunu ortaya koyalım.

Sizler de düşüncelerinizi yazın bana (cumaliunaldi@gmail.com adresine), konuyu zenginleştirelim, ortak akıl oluşturalım.

Daha sonra ekonomik konulara, kaysıdan şeker pancarına, tütünden buğdaya kadar gündelik sorunlarımızın tespitine ve çözüm önerilerine geçeriz.

Bu başlangıç yazısıyla, sizlere merhaba demiş olalım şimdilik, canıgönülden…

Merhaba!…

Saygı ve sevgiyle…

Dostlukla…

Bu yazı 28.06.2007 tarihinde Malatya Yenigün gazetesinde yayınlanmıştır. İlgili yazıya ulaşmak için lütfen tıklayınız.

Popularity: 12% [?]

Bu Konu İle İlgili Yazılar