Malatya’yı kim kurtaracak?
Malatya Yenigün Yazıları
Bu yazıyı yazdır
21 Kasım 2008
En başta, böyle bir soru yanlış.
Bizim uzun süreden beri anlamadığımız gerçek ve bu yüzden yıllardan beri belimizi doğrultamadığımız sebep bu: Bir şeyi, bir kimse kurtarmaz, kurtaramaz.
Hiçbir şey yapmaksızın kurtarıcı beklemek kadar, hayatın felsefesine aykırı bir şey olamaz.
Kurtarıcı olan kişi değil anlayıştır, yöntemdir, bakış açısıdır, algılama ve anlama biçimidir.
İstektir, kurtulmak için gösterilen çabadır.
Bir söz var: “İçinden çağrılmayan insanı, dıştan çağırmak ne mümkün?” diye.
İşin bam teli, bu sözde gizli.
O zaman kişilerden çok kurumları ve yöntemleri konuşacağız demektir.
Malatya için düşündüğümüz şeyler, Türkiye için de doğrudur. Esasen, bireyden aileye, topluluğa, kente, ülkeye ve dünyaya sirayet eden, yayılan bir akım sözkonusudur.
Aklımıza hemencecik şu soru geliyor: Madem ki, “Kurtarıcı insan”dan ziyade fikir ve yöntem önemlidir, bunları uygulayacak olan insanı, “es” mi geçelim?
Tabii ki değil.
Uygulanacak yöntemi kavrayacak ve uygulayacak olan da insandır. Onun yeteneği, dirayeti, birikimi, olumlu sonuç almamızı sağlayacaktır.
Üç şey öne çıkıyor.
Birincisi, sağlıklı bir biçimde, herhangi bir konudaki sorunları tespit etmek.
İkincisi de, bu sorunları hangi yöntem ve stratejilerle çözeceğimizi, bilimin yardımı ile ortaya koymak.
Üçüncüsü, bütün bunları doğru insanlarla yapmak…
İNTERNETTE DOLANAN “MALATYALI ÇOCUK”
Ta Amerika’dan, elektronik posta eşliğinde, bir görüntü geldi.
Malatyalı çocuğun görüntüsü.
Amerika’da, işletme doktorası yapan Kileykli bacım Ayşe Nilgün Kaya göndermiş.
“Cumali Ağabey, baz istasyonlarına siz de karşı çıkın” ricasını ekleyerek.
Videoyu dikkatle izledim.
Bir grup çocuk..
İçlerinden birisi öne çıkmış…
Eliyle koluyla konuşuyor.
Kimseden pervası yok.
Konuşmasından anladığımız kadarıyla, mahallelerine baz istasyonu kurulmak isteniyor.
Muhtemelen Malatya kırsalından ve belki de Malatya’nın aldığı göçlere kaynaklık eden civar illerden gelen gelen bir çocuk…
Arkadaşlarının sözcüsü gibi konuşarak, itiraz ediyor.
Baz istasyonuna, “radyasyon” diyerek tavrını koyuyor.
Malatya valisini göreve çağırıyor.
Kızıyor.
“Paranız da, şirketiniz de yerin dibine batsın” diyor.
Akıl veriyor, alternatif gösteriyor.
“Alın radyasyonunuzu, dağa dikin gardaşım!” diyor.
İzleyenler de, bu açık sözlülüğe bayılıyor.
Birçok milletvekilinin kem küm ettiği bu önemli çevre sorununa, minicik bir çocuğun duyarlığına ve gösterdiği “Battalgazi cesareti”ne gıpta ediyor, hayranlık duyuyor…
Siz de izleyince seveceksiniz bu Malatyalı çocuğu.
http://www.facebook.com/video/video.php?v=33913599418&oid=114964515552 adresinden ulaşabilirsiniz.
Malatyalı çocuk, sorununu biliyor: Sorun, kendisinin “radyasyon” diye telaffuz ettiği baz istasyonunun, çocukları hasta etmesi.
Çözümün adresini de biliyor: İlk ve tek muhatabı Malatya Valisi…
Alternatifi de var: Dağa kurun, diyor.
YUSUF ÖZAL’LI BİR HATIRA…
“Malatyalı Çocuk” videosu bana bir olayı hatırlattı.
1987 milletvekili genel seçimleri…
Malatya…
Dr. Yusuf Bozkurt Özal DPT Müsteşarlığı’ndan istifa edip, Malatya’dan milletvekili adayı oldu, ANAP’tan.
Uzun yıllar yurtdışında kaldığından, Türkiye’yi, hele de Malatya’yı fazla hatırlayamıyor. Ben o yıllarda TOPRAKSU’da Bölge Başmühendisliği’nden Başbakanlık Müşavirliği’ne geçmişim, yöreyi köy ve mezra bazında çok iyi tanıyorum.
Bu yüzden, onun talebi ile, birlikte çalışıyoruz.
Karakaya barajında su henüz tutulmuş.
Köylerin tüm pislikleri, lağımları da suyun altında kalmış.
Baraj kenarındaki köylüler bu pis olduğu besbelli olan suyu içiyor ve kullanıyor.
Başka imkanları yok.
Baraj kenarındaki köylerden birindeyiz.
Köyde Yusuf Bey konuştuktan sonra, genç bir delikanlı, biraz da bilgiçlik göstererek, marksist terminolojiyi bolca kullandığı bir “söylev” çekti.
İdeolojik konuştu, hemen hemen hiç bir şey söylemedi, hiçbir şey istemedi, halkın hiçbir sorununu dile getirmedi.
Çok yaşlı bir kadın geldi.
“Sen Başbakanın kardeşiymişsin” dedi.
Elinde bir bardak ayran vardı, onu ikram etti.
“Bunu, barajdaki ‘b.k’lu su ile yaptım, başka suyumuz yok” demeyi de ihmal etmedi.
“Biz her gün bunu içiyoruz, mademki sen benim vekilim olmak istiyorsun, sen de iç!” diye ekledi.
Yusuf Bey, tiksinerek de olsa o ayranı içti.
Döndü, marksist terminoloji ile bomboş bir ideoloji nutku atan gence, “Bu yaşlı kadın kadar akıllı değilsin, o derdini biliyor, söylüyor, çözüm istiyor.
Oysa ki sen sadece propaganda yapıyorsun.” dedi.
“Malatyalı Çocuk” videosu ile birleştirdiğimde, çok genç ve çok yaşlı Malatyalıların medeni cesarete sahip olarak sorunlarını farkedebildikleri, bunu ilgililere aktarabildikleri sonucuna ulaşıyorum.
Ama bunların yaptırım gücü de yok.
Çocuklar seçmen değil, çok yaşlılar da etkisiz.
Asıl etkili olanlar, seçmen durumunda olanlar; çocuk ile yaşlı arasındaki kategoride olanlar.
Onlar sorunları bilmeli, çözüm aramalı.
Aksi halde, daha çok “b.k”lu suyla hazırlanmış ayran içeriz.
Malatya’ya bakıyoruz; siyaset sorun ve çözüm üretme üzerine kurulacağına, el sıkma, yüze gülme, şeker ikram etme üzerine kurulu.
Jest ve mimikler yetiyor.
Bilim, bize aklın gerekli olduğunu söylüyor olsa da, Malatya’da siyaseti gülücüklerle, abartılmış bir popülizm yönlendiriyor.
Ne dersiniz?
“Malatyalı Çocuk” videosunu seyredelim sık sık, o alnından öpülesi çocuğun mantık silsilesinden, sorunları algılayışından ve çözüm üretmesinden ders alalım.
Ne dersiniz?
O da yetmezse, Karakaya barajı etrafındaki köylerden birisinde yaşamış olan o mübarek, eli öpülesi yaşlı köylü kadını hatırlayalım.
Onun mantığı da, sorunu ortaya koyma stratejisi de, siyasette yol gösterici olur.
Ne dersiniz sevgili Malatyalılar?
Bir şeyler yapalım artık!
Ne dersiniz?
“Bir topluluk kendini kurtarmadıkça, onları kimse kurtaramaz.”
Doğru mu?
Popularity: 97% [?]
Bu Konu İle İlgili Yazılar
“Malatya’yı kim kurtaracak?” yazısına 6 Yorum yapılmış.
Sayfalar: [2] 1 » Hepsini Göster
Sayfalar: [2] 1 » Hepsini Göster

6 Şubat 2009, 20:50
baştan sona usanmadan okudum mükemmel bir yazı olmuş.bir adanalı olarak isterimki türkiyemin her köşesi yaşanılası bir yer olsun insanlar mutlu huzurlu gelecege bakabilsin.inşallah herkesin istedigi gibi olur herşey saygılarımla.