YIL 1988 Malatyaspor Asbaşkanıyım: Sorunlu bir yönetim teslim aldık ve Türkiye’de bir ilki gerçekleştirdik. Spor kulüpleri dernek sayıldığından şirket kurması mümkün görülmüyordu. Bakanlığın ‘özel bir yorumu’yla Malatyaspor A.Ş.’yi kurduk. Takıma kişilik ve kimlik kazandırmayı amaçlıyorduk.

O günlerde İstanbul İnönü Stadı’nda Beşiktaş’a 4-0 yenildiğimizde, kaptanımız Ünal Karaman’la durumu kritik ediyoruz. Ünal ‘Abi, bizim sırtımıza Beşiktaş formasını geçirin, biz onları 4-0 yenelim!’ deyiverdi.

‘Büyük Takım’, ‘küçük takım’ ayırımına hep karşı oldum. Formadan ziyade içindekilerin önemli olduğunu inandım.

‘Tamam, hakemler pahalı takımların oyuncularına daha müşfik davranıyorlar, kuşkularına daha çok tolerans gösteriyorlar, ama sende özgüven olursa, işini iyi ve doğru yaparsan her engeli aşarsın’ diyordum.

Yani ’sen sensin, ben benim’ diye düşünüyordum.

Sürekli ve yeterli gelir kaynaklarına sahip olan yönetim altyapıyı hazırlar, futbolculara ödemeleri zamanında yapar, yeterli tesis imkanı sağlarsan, çıkar oyununu oynarsan, özgüvenini yitirmezsen, stratejik düşünürsen işler doğru yürür ve kazanan sen olursun diye düşünüyordum.

Benim bu rüyam Hikmet Tanrıverdi’nin kulüp başkanı, Ziya Doğan’ın antrenör olduğu dönemde gerçekleşti. O isimsiz çocuklar, büyük denilen takımları sahada mahalle takımına çevirdi.

Şimdi bu bayrak Aykut Kocaman’la hedefe yürüyecek mi? Beşiktaş maçı, Malatyaspor’un, bu stratejik düşüncenin neresinde olduğunun göstergesi oldu.

Görüldü ki, takımın iskeletindeki adı bilinen futbolcularını yitirip başka bir hocayla çalışsa da, Malatya eski misyonunu sürdürüyor. Taktik olarak da tertip olarak da Malatyaspor daha iyiydi. Murat, Fevzi, Ömer öne çıkan futbolculardı. Yunus çok iyi bir transfer. İroni gibi golü 22. dakikada attı. 23 Elazığ’ın plakası ve Yunus, Elazığspor’dan geldi.

Sonuç olarak, Malatyaspor futboldaki bu kişiliği ile önemli bir takım olduğunu Beşiktaş karşısında gösterdi.

Popularity: 6% [?]

Bu Konu İle İlgili Yazılar