MALATYASPOR’UN İstanbul’daki maçları, hep kendi evinde oynadığı karşılaşmaların heyecanını taşımıştır. Tıpkı Galatasaray’ın Avrupa kupası maçlarını Türkler’in yoğun olduğu Almanya’da oynaması gibi. İstanbul’daki çok sayıdaki Malatyalı da, sıla özlemini Malatyaspor’la gidermiştir.

Takım oturmaya başladı. Kendi kişiliğini, kimliğini ve üslubunu buldu. Yenildiği maçlarda bile iyi futbol oynayarak, seyircisini gururlandırıyor. Mütevazı imkanlarla kurulan takım; futbolcu, antrenör, yönetim ve seyirci arasındaki uyumla futbol adına güzel şeylere imzasını atıyor.

Özellikle futbolcular açısından, kendini gösterme imkanı veren bir camia oldu Malatya. İstanbul’un yıpratıcı ortamında ve kulüplerin keşmekeşinde kendini gösterme fırsatı bulamayan yetenekler için de iyi bir vitrin konumunda.

Sezonun ilk maçında, Beşiktaş gibi bir takımın, bütün hatlarıyla yüklenmesine rağmen beraberliği 92. dakikada sağladığında nasıl sevindiğini hiç unutmuyorum.

Yıllardır, oynadığı olumlu futbolla büyük olarak nitelendirilen üç ile sınırlandırılan kategoriyi, Trabzon’un kırdığı ve Malatya’yla birlikte birkaç Anadolu takımının da arkasından geldiği söylenebilir.

Bundan sonraki maçlarda yense de yenilse de Malatya, oynadığı futbolla, izlenmesi keyif veren bir takım oldu, markalaştı. Hikmet Tanrıverdi yönetimindeki ekibin Aykut Kocaman gibi futbolculuğunda da üslubu olan bir antrenör ile çalışması, doğru bir tercih.

Maça gelince; Birinci yarı Malatyaspor’ üstündü. İkinci devre Galatasaray daha iyi oynadı. Ancak her iki yarıda da Malatyasporlu futbolcular her zaman her yerde daha çok çoğaldı. Oyun disiplini yönünden çok iyidi. Oyuncular birbirleriyle çok iyi anlaşıyorlardı. Goller 5’inci dakikalarda geldi. 35’inci dakikada Yunus Malatya’yı öne geçirdi. 55’inci dakikada da Volkan topu ağlara gönderdi.

Hakem Kuddusi Müftüoğlu iyi bir yönetim gösterdi. Malatya çok iyi bir takım. Galatasaray da fena değil!..

Popularity: 6% [?]

Bu Konu İle İlgili Yazılar