Malatya Valisi Hayrettin Abacı’dan özür dilemelidir; hem de derhal!
Malatya Yenigün
Bu yazıyı yazdır
13 Haziran 2008
Lafı dolandırmadan doğrudan söyleyeceğim.Bu sabah gazeteyi (Malatya Yenigün) okuduğumda, Hayrettin Abacı’nın yazısıyla karşılaştım.
Valiliğe, Malatya ile ilgili bir sorunu iletmek istediğinde, kapıdaki görevlinin, kendisini azarlamasını ve vali muavinlerine yönlendirmesini naklediyor.
İdareciliğin ilk kuralı:
Vali, eğer bu işleri ciddiye alıyorsa, kapısına kimi koyacağını da bilmeli.
Bilmiyorsa valilik gibi büyük bir sorumluluk gerektiren işleri yapmamalı.
Tahsiline uygun bir memuriyet yapmalı, ama bu kesinlikle valilik olmamalı.
Vali, sap saman dernek başkanlarıyla, zamanını geçirebilir.
Onların, “Başbakan” tarafından dinlenilir kimseler olduğunu da zannedebilir.
Onlar zaten, her valiyi buna inandırdılar.
Onların işi bu…
Bazı valiler de kendi gayretlerinden bekleyeceklerini, onlardan bekledi.
Bugün onlara ne olduğunu araştırsın Malatya Valisi… Hangi tozlu odalarda, bir gazeteyi onlarca defa okuyarak ömür tükettiklerini.
Hayrettin Abacı hangi amaçla gitmiş vilayete?
Doğanşehir’de neden fasülyenin artık eski verimliliğinde yetişmediğine dair gözlemini aktarmak için.
Böyle insanlar bir vali için bulunmaz nimettir.
Valinin de yerine düşünecek..
O şehri sevecek…
O şehirde yaşayan ve yaşamayan hemşehrilerinin, lafına itibar ettiği saygın bir kişilik olacak…
Böyle insanlar, kendini bilen vali için eşi bulunmaz bir değerdir.
Hayrettin Abacı Malatya için özel bir insandır.
Yıllarca, her olumlu işte onun önderliği sözkonusudur.
İnönü Üniversitesi’nden Kaysı Birlik’e kadar her olumlu işte onun katkıları var.
Yıllarca Malatya Baro Başkanlığı yapmıştır.
Malatyalılar tarafından el üstünde tutulur.
Abacı’nın yazısında örnek vali olarak gösterdiği rahmetli Recep Yazıcıoğlu benim dostumdu, arkadaşımdı, kardeşimdi.
Kardeşi Said Yazıcıoğlu da, dostluğundan haz duyduğum kadim arkadaşımdır.
Onun nasıl valilik yaptığını yakından biliriz.
İşimiz gereği, başka valilerle de dostluklarımız oldu, olmakta..
Her zaman söylediğim bir söz vardır:
Akıl bedava da akılsızlık parayla..
Yani akıl arayan, başkasının aklından bedava yararlanır.
Ama kendi aklını bir şey zanneden de ağır bedeller öder.
Akılsızlık parayla demenin anlamı budur.
Diyeceğim o ki; Vali Bey istediğiyle görüşür, saçma sapan antolojiler yaptırır, çingene eğlencesi kabilinden kaysı festivallerine imza atar; bütün bunlar, zamanı geldiğinde hesabını vereceği işlerdir.
Ama, Malatya için düşünen bir yüreğe saygısızlık yapamaz, yaptıramaz, yapılmasına seyirci kalamaz.
Kapısına kimi koyuyorsa, onlar da yapamaz.
Bu Malatya çok vali gördü, daha çok da vali görecek…
Ama Hayrettin Abacı’mız bir tane; tek.
Malatya Valisi, Malatya’nın bir temsilcisini kapıdan kovanları, bunlar her kimse, derhal kapısından kovmalıdır.
Kapısına koyacaklarına da, insanlara nasıl davranmaları gerektiğine dair terbiye vermelidir.
Ya bunları yapar ve Hayrettin Abacı’dan özür diler.
Ya da aynı harekete duçar olur.
Malatya’nın 7 milletvekili var; farzetsin ki yedisini birden kapısından kovmuştur.
Başta Malatya basını olmak üzere, herkes de bu olayı böyle algılayacaktır, bilinsin…
Popularity: 17% [?]

Son Yorumlar