Bu da nereden çıktı demeyin.. Gerçi, seçim sath-ı mailine girildiği şu günlerde, bunun sözü olmaz. Ama, seçimden hemen sonra gündeme gelebilir; Malatya hazır olsun, Şeker Fabrikası satılabilir.

İyi de olur.

1990-93 yılları arasında, “tarım konusundaki bilgilerimden yararlanılması” gerekçesiyle, üçlü kararnameyle,üzerimde olan Başbakanlık Müşavirliği görevine ek olarak, T.Şeker Fabrikaları AŞ Yönetim Kurulu üyeliğine atandım.

O tarihte Genel Müdür, eski DPT müsteşar yardımcısı Ertan Yülek, yönetim kurulunun diğer üyesi de, uzun yıllar sanayi bakanlığı yapacak olan, TOBB eski başkanı Ali Coşkun’du.

Ali Coşkun sanayi bakanlığını temsilen yönetim kurulundaydı, ben de hazine temsilcisiydim.

Şeker sanayii, zarar ediyordu. Fabrikaların çoğu eski teknolojilerle kurulmuştu. Bir kısmı da sırf siyasi nedenlerle, olmaması gereken yerlere yapılmıştı. Hatta, sosyal amaçlı olanlar da vardı.

Hasılı, hazineye büyük bir yük getiriyordu. Kısa sürede konuyu araştırdık, neler yapılacağı üzerine düşündük. Amasya, Konya, Kayseri, Adapazarı gibi pancar çiftçisinin iyi örgütlendiği yerlerde, çiftçilere satılmasına karar verdik ve bu satışı gerçekleştirdik.
Sembolik bedellerle ve stoklarındaki şekerlerle birlikte…

Çok da iyi ettik…

Günümüzde, bu fabrikalar, tüm pancar çiftçisinin katılımıyla kurulan ortaklıklar aracılığıyla, profesyonel yönetim ilkesiyle, hızla kâra geçti. Elde ettiği kârı, yine kendi alanında yeni yatırımlara yöneltti. Daha da önemlisi, pancar tarımını daha geniş alanlara yaydı.

Bir bakıma, kendi kentlerini taşır hale geldi.

Türkiye’de şu yanlış yapılabiliyor: Özelleştirmeye, aslında değerlendirilmesi çok kolay olan bir arsa satışı olarak bakılıyor. Dikkat edin, süt endüstrisinden, et ve yem sanayiine kadar, tüm özelleştirme, çok değerli olan arsaların pazarlanabilmesi olanağı üzerine kurulmuştur.

Ona da itiraz edilmeyebilir.

Arsası, fabrikanın değerinden daha fazla olabilir.

O zaman, meseleyi, fabrika ve arsa olarak ayrı ayrı ortaya koymakta yarar olabilir.
Arsayı, arsa olarak değerlendirip; fabrikayı da, eğer ekonomikse, daha gelişmiş bir biçimde arsa değeri daha az olan bir alana kurmak denenebilir, düşünülebilir.
Bu da bir yöntemdir.

Malatya Şeker Fabrikası’na dönelim…

Daha özelleştirme lafı çıkar çıkmaz, herkesin ağzı sulanmaya başladı. Kurumlar, büyük lokmalarla yutacakları alanlara, yani arsasına talip oldular.

Bu yanlıştı.

Peki ne yapılabilir?

Öncelikle Malatya Ziraat Odası ve Pankobirlik kolları sıvamalı. Çok zor olduğunu bildiğimiz bir eksikliği gidermeli, yani pancar çiftçisini örgütlemeli, bu konuyu başaracak bilinçlenmeyi sağlamalı.

İşin en zor yanı bu…

Yani, tarımı ekonomi biliminin verilerine göre yürütmek… Zor olan da bu…

Bilindiği gibi, dünyada şekerin % 75’i şeker kamışından, % 25’i de şeker pancarından elde edilmektedir. Şeker kamışı şekeri, daha ucuza mal edildiğinden, şeker pancarının rekabet imkanı çok zordur. Bu bakımdan, şeker pancarı tarımının iyi tohum, verimli toprak, geniş alanlara ekim yoluyla maliyetini düşürmek; çok dengeli bir ekonomik uygulamayı gerektirir.

Ne dersiniz, Malatya kendine güveniyorsa, çiftçilerimiz bir araya gelerek Malatya Şeker Fabrikası’na talip olsun.

Rantabl bir işletmecilikle pancar tarımını, Malatya ve çevresindeki çiftçilerin kuruluşuna ve kurtuluşuna dönüştürsün.

Ayrıca, bir şey daha var.. Gelecekte, dünya petrol rezervinin biteceği biliniyor. Hatta, 25 yıldan daha az zamanı kaldığı söyleniyor petrolün. Peki, o zaman ne olacak? Hayat duracak mı? Dünya için kıyametin başlangıcı mı olacak?

Tabii ki değil… Alternatif enerji öne çıkacak. Bunlardan birisi de tarımsal ürünlerden yakıt elde etmek, yani etanol. Bu durumda, şeker fabrikaları, gelecekte çok kârlı sektörler haline gelebilecektir.

O zaman tarım kapasitesi, bir kent ve bir ülke için altın değerinde bir imkan olacaktır.
Şu günlerde, herkesin “Malatya sevdalısı” olduğunu ilan ettiği şehrimizde, gerçek sevdalıları, göreve davet anlamı taşımaktadır bu yazı.

Pankobirlik ve Malatya Ziraat Odası’nın bu uygulama için şimdiden faaliyete geçmesini öneriyorum. Ayrıca, Malatya için her zaman iyi şeyler yapmak isteyen ESOB ve Malatya Ticaret Odası da, imkanlarını ve deneyimlerini, iyiniyetle bu düşüncenin gerçekleşmesi için seferber etmeli.

Gerekirse, MİAD’ın (Malatyalı İşadamları Derneği) uluslararası ilişkilerdeki ustalığından yararlanmalı.

Malatya’yı, Malatyalıyı temsil eden Malatya Belediyesi ve Malatya’nın geleceğini bilimsel çalışmalarla yürütme amacı taşıdığını düşündüğümüz Malatya Valisi de, bu çalışmanın öncüleri olmalı.

Ne dersiniz değerli dostlarım, mülkiyeti ve yönetme sorumluluğu Malatya ve çevresindeki pancar çiftçisine geçmek üzere, aynı zamanda pancar tarımını coşturması koşuluyla; Malatya Şeker Fabrikası ne zaman satılsın?

Bu yazı 05.07.2007 tarihinde Malatya Yenigün gazetesinde yayınlanmıştır. İlgili yazıya ulaşmak için lütfen tıklayınız.

Popularity: 14% [?]

Bu Konu İle İlgili Yazılar