Geçenlerde, çok yararlandığım bir yemekli sohbete katıldım.

Ankara’daki evde bitişik komşum, eski tarım bakanlarından Cemal Külahlı, beni bir yemeğe götürdü.

Yemek, İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi’ni de yapan Güriş’in sahibi İdris Yamantürk’ün ofisindeydi. Yaklaşık dört saat sürdü.

TBMM eski başkanlarından Ferruh Bozbeyli, ANAP’ın kurucularından Prof.Dr. Ercüment Konukman ve eski milletvekillerinden Şadi Pehlivanoğlu da konuktu.

Bu beş insanın ortak yanı, 1940’lı, 50’li yıllara damgasını vuran Milliyetçiler Derneği yöneticileri olmalarıydı. Konuşmalar, daha çok o yılları kuşatan bir havada geçti.

Milliyetçiler Derneği, Demokrat Parti, AP, MHP, ANAP, DYP ve diğer partilerden söz edildi. Adnan Menderes, Celal Bayar, İsmet İnönü, Nurettin Topçu, Süleyman Demirel, Fethi Gemuhluoğlu, Nihal Atsız, Turgut Özal, Alparslan Türkeş ile daha başka düşünür ve politikacıların da adının geçtiği hatıralar anlatıldı.

Ferruh Bozbeyli, bugüne ışık tutacak birkaç olay anlattı.

Birisi, İsmet İnönü’den naklendi…

1969’da, Bozbeyli’nin meclis başkanı olduğu yıllar, İsmet İnönü’nün özel kaleminden bir rica: O yıl 10 Kasım konuşmasını İnönü yapmak istiyor. Bozbeyli kabul ediyor, Türk Tarih Kurumu’nda konuşma yapılıyor. Kurum Başkanı, İnönü ve Bozbeyli’yi ofisinde kahve içmeye davet ediyor.

Ofiste, cumhuriyetin ilk yıllarına dair, birçoğunu sadece İsmet Paşa’nın bildiği konular üzerine bir sohbet sürdürülür.

İnönü, bir olay anlatır.

1922-1923 arasında etkin olan İkinci Grupla ilgili…

Yasalar, CHP Grubunda tartışıldığı için, mecliste başka bir siyasal parti de olmadığından, mecliste tartışılmadan kabul edilmekte imiş.

İkinci Grup adıyla anılan, sayıları da sanıyorum 12 ile sınırlı olan bir grup milletvekili, TBMM’de sorular sormakta, konuyu tartışmak istemektedir.

CHP Grubunda zaten tartışıldığından, mecliste yeniden tartışma, zaman zaman Atatürk’ü bunaltmaktadır.

Bir ara çok sinirlenir ve meclisi kapatmayı düşünür. Çok kızgındır, ikisinin yalnız olduğu bir odada, İsmet Paşa’nın fikrini sorar. Paşa, bir süre bir şey söylemez, Atatürk’ün kızgınlığının geçmesini bekler. Sonra, ilk meclisi açanın Cumhuriyet yönetimi olmadığını, ilk meclisin II. Abdülhamit tarafından açıldığını, ama tarihin II. Abdülhamit’i meclisi kapatan padişah olarak kaydettiğini söyler. Ve ekler: “Siz de böyle anılmak istiyorsanız meclisi kapatın.”

Atatürk, meclisi kapatmaktan vaz geçer.

Bozbeyli, bunu başka bir olayla da irtibatladı.

Demokrat Parti kapatıldıktan ve Yassıada faslından sonra (Ferruh Bozbeyli Yassıada’da tarihçi ve yiğit bir insan olan Prof.Dr. Osman Turan’ın avukatıymış), Adalet Partisi kurulur. O günün hakim güçleri, her vesile ile AP’ye baskı ve hatta terör uygulamaktadır. AP’nin bir toplantısını Başkan olarak Ferruh Bozbeyli yönetecektir. Gel gör ki, tehditler nedeniyle milletvekillerinin büyük bir kısmı, korkudan toplantıya gelmemiştir. Az sayıda milletvekilinin olması, Bozbeyli’nin moralini bozar. Gelmeyenlere, korkaklara ağır eleştiriler yapmak üzere kürsüye doğru yürür.

Sadettin Bilgiç durdurur.

“Ne konuşacağını tahmin ediyorum; beni dinlersen gelmeyenleri eleştireceğine, gelenleri öv” der.

Ferruh Bey de öyle yapar.

Daha sonra, iyi ki Sadettin Bey beni ikaz etti ve ben de onun önerilerini dinleyerek, korkanlara kızacağıma, yürekli arkadaşlarıma övgüler yağdırdım, der.

Uzun zamandan beri, ben de, özellikle Malatya ile ilgili işlerde, bu prensibi uyguluyordum.

Üniversitede oluşan barış havasını çok önemsediğimi, bunun bütün Malatya’ya yayılması gerektiğini söylüyorum her yerde. Bunun için başta belediyeler olmak üzere, valilik ve kaymakamlıkların da, tüm Malatya sivil toplum örgütleri ile birlikte, bu olumlu havaya katkıda bulunmaları gerektiğini savunuyorum.

Sadece savunmuyorum, uygulamaya da katkıda bulunmaya çalışıyorum.

Bu doğrultuda bir eylem de başlattık.

Hangi partiden siyasete soyunursa soyunsun, hemşehrilerimizi yalnız bırakmamak, onlara destek vermek için gerekeni yapmaya karar verdik…

İlk uygulamayı da, İstanbul’un bir ilçesinden belediye başkan adayı olarak CHP’den siyasete girecek olan Arguvan Dernekleri Vakfı Başkanı Sadık Kayhan kardeşimiz için yaptık.

İstanbul’dan gelen MASTÖB yöneticileri ile birlikte, Ankara’daki ve İstanbul’daki Arguvan köy dernekleri yöneticileriyle birlikte, yaklaşık 50 kişilik bir grup halinde Deniz Baykal’ı, meclisteki odasında ziyaret ettik.

Mehmet Sevigen ve Mevlüt Aslanoğlu da toplantıda bulundu.

Meseleyi anlattık, yardım istedik.

Bu, Malatya için bir örnek olaydır ve devamı da gelecektir.

Yararlı olduğuna inandığımız her hemşehrimiz için bu girişimde bulunacağız.

Olumlu sonuç alacağımıza da inanıyorum.

Biz değişmek istiyoruz, değişeceğiz ve Malatya’yı da değiştireceğiz.

Bir konuyu da belirtmek isterim.

Malatya Belediyesi çok önemlidir. Böyle bir örgütlenme modelinin en çok da belediyelerin desteğine ihtiyacı olacağı açıktır. Malatya Belediyesi’nin bu zamana kadarki yapısı, böyle bir katkıya uygun değildir. O nedenle, Belediye’de bir anlayış değişikliğinin olması gerekir.

Bunu da Malatya kamuoyunu oluşturan siyasi parti, sivil toplum örgütü, basın ve toplum önderlerine söylüyorum özellikle.

Biz, iyileri görmeye devam edeceğiz. Kötüleri görmeyeceğiz.

İyiyi, güzeli ve doğruyu alkışlayacağız.

İnanıyorum ki, bu dip dalga hem Malatya’da, hem de Türkiye’de çok şeyi değiştirecektir.

Popularity: 99% [?]

Bu Konu İle İlgili Yazılar