Kökten – Devrimci gelenekçiler
Makaleler
Bu yazıyı yazdır
26 Haziran 2004
Uzun bir süre geçti üzerinden… Muhafazakarlık tartışmaları bir saman alevi gibi bitti.
İnsanların gündeminde bambaşka şeyler var şimdi.
Irak olayı, Kıbrıs’ta yıllar süren çözümsüzlüğe akılcı çözüm arayışları öncelikli olmak üzere ilişkimiz olan başka ülkelerle akla dayalı ilişkiler. Risk alabilme, senaryo üretebilme, yönlendirme…
Bütün bunlar Türkiye’de aklı başında her kişi ve grubun düşündüğü, gerçekleşmesi imkansız bir temenni olarak dillendirdiği ve imrenerek başka ülkelerin bu türden uygulamalarını izlediği konulardı.
Bugün işbaşında olan hükümetin bu özlemi karşılaması hala üzerimizden atamadığımız bir şaşkınlık yarattı doğrusu.
Düşüncemizin temelleri sarsıldı.
Yeniden oluşmaya başladı değer yargılarımız.
Kavramların içini yeni bir anlayışla doldurmaya çalışıyoruz.
Ayrıca, siz yönetir ve yönlendirirseniz, birçok şey de size yardımcı oluyor. Amacınıza ulaşmanızı hızlandırıyor. Bu da tüm açıklığıyla ortaya çıktı. Özellikle de dış politikadaki görünüm bu yargıyı perçinliyor.
Ekonomik ve sosyal konularda alışılmış yaklaşımlar bırakıldı, kararlı bir biçimde, bilimselliğin gereği yapılmaya başlandı. Birçok konuda devrim sayılacak köktenci çözümler üretildi.
Ekonomiye ilişkin olanlar paylaşımla ilgiliydi.
Ama bir yanı sakattı.
Üretim ve verim… Üretmek ve üretilen şeyler büyük artı değerler eklemek, büyük hasılalar elde etmek. Bu yanı henüz zayıftı ekonominin.
Bir yandan sosyal konularda alınan büyük mesafe… Diğer yandan üstüne varılmayan bakir alanlar…
Yine de devrimci yanını, yenilikçiliğini, bütüncülüğünü, popülizme prim vermemesini alkışlamak gerekti hükümetin.
Pürüzler yok mu?
Var doğal olarak. İş olan her yerde yanlış da olur. Yanlış adamlar seçilebilir, bu yanlış adamlar yanlış eylemler yapabilir. Ancak, temel niyet iyi olunca ve yapılan herşey ciddi bir özeleştiri ile gözden geçirilirse, en aza indirgenir yanlışlar.
Devrimcilik ile muhafazakarlığın birbirinin yerine geçeceği anlar vardır. Yönetirken eylemde devrimci, özeleştiri ve özdenetimle son derece muhafazakar olmak doğru olabilir.
Bu durum alışılmış kalıplara girerek düşünce geliştirenlerde de şaşkınlığa neden olabilir. Yönetimin her yeni duruma yeni bir çözüm üretmesi şaşırtıcı olabilir statüko cenahında..
Her yeni durumu bilimin ölçüleriyle anlayıp, algılayıp, çözüm aramak… Üretilen çözümleri soğukkanlılık, kararlılık ve yerine göre elastikiyetle uygulamak. Bütün işlerde, temel amaç olarak insanın ve ülkenin yararını gözetmek. Bu genel bakış diğer konularla doku bakımından uyuşmayı sağlar.
Bir alanda doğru kararlar alınıp, doğru uygulamalar yapılırsa; başka alanlarda da aynı doğruların düşünce ve uygulama alanında beklenmesine hayret etmemek gerekir.
Bu, Türkiye’de hiçbir hükümetten istenmemiş bir uygulama çapını ve hızını gerektirebilir. Bir bakıma sorunların çokluğu, büyüklüğü, birikmiş olması, büyük beklentileri de beraberinde getirdiği için…
Devrimci olarak adlandırılanların, kozasında kımıldamayan bir krizalit(pup) gibi hareketsiz ve soğuk olduğu bir ülkede, muhafazakar olarak düşünülenlerin devrim diye algılanacak her eylemi düşünmüş ve kısa sürede, cesaretle uygulamış olması gökkuşağının altından geçmek gibidir.
Halkta beklentilerin artması bu yüzdendir. Bu yüzden küçük arızalar büyütülebilir.
Güzel şeye kolay alışır insanoğlu. Bir süre önceki terslikleri hatırlamaz bile… İnsanın doğasında bu var. Geçmişte de kısa süreli güzellikler yaşadı, hafızası silindi ve bunların tümünü unuttu, hatta inkar etti…
Bu bakımdan geçmişi bir ders gibi irdelemek gerek.
Şimdi yönetime tek şey kalıyor: Ufkunu genişletmek. Kendi beklentilerini de yeniden gözden geçirip, daha büyük hedeflere yönelmek.
Bir bakıma yaptıklarını yapmamış farzetmek kendi nezdinde…
Sıfırdan başlayabilmek…
Popularity: 6% [?]

Son Yorumlar