Önce şunu belirteyim; bu yazı kimse için tarafgirlik, ya da kimse için karşıtlık yazısı değildir.
Konuya, ideolojik açıdan kör bakan bir yapısı vardır.Şu günlerde çok popüler olan iktidar yandaşlığı, ya da ağır muhalif takılan bir yanı da yoktur.

Sadece Malatya için, Malatya ve Malatyalıların yararını gözetmeye çalışarak, kent ve üniversite üzerine görüşler ortaya çıkarmayı amaçlayan bir çabadır.

Yalnızca bu günü değil, geçmişi de değerlendirerek, geleceğin yollarını döşemeye çalışan bir yanı olduğu söylenebilir.

Kişisel olarak benim, ya da yakınlarımın, Malatya’da kurulu bulunan üniversite ile ilgili bir çıkar sorunu da yoktur… Şimdiye kadar olmadığı gibi, bundan sonra da olması mümkün değildir.

Bunları belirttikten sonra, küçük bir hatırlatma yapmak istiyorum. Malatya’ya bir üniversite kurulması için, Malatya’da yaşayan ve yaşamayan Malatyalılar tam bir konsensüs oluşturdu, yıllar önce. Uzun ve yorucu çabalar sonucu amaca ulaşıldı.

Hayrettin Abacı’nın çabalarını da özellikle vurgulamak isterim.

Kim bilir adını bile unuttuğumuz nice hemşe(h)rimiz, yatıp kalkıp üniversite rüyası görmüş, ucundan kenarından bu konunun gerçekleşmesi için yardımcı olmuştur.

Herkese binlerce teşekkür…

Kimin adına?

Tabii ki, kendi adıma.

Kimseyi temsil gibi bir yetkim olmadığından, sadece kendi adıma konuşmayı yeğliyorum.

Üniversite kuruldu, yıllarca, kör topal kendini büyütmeye çalıştı.

Özal’ın başbakanlığından Malatya’nın yeterince yararlanmadığı yaygın bir kanaattir. Doğruluk payı vardır. Öngörüsü olmayan, gelecek projeksiyonu da bulunmayan kifayetsiz temsilcileri vasıtasıyla Malatya, ne yazık ki, tayin-terfi gibi basit işler için kredisini kullanmıştır.

Bu doğrudur.

O günlerde Rektör olan Sürgülü Prof. Engin Gözükara ile, Özal’ın talimatıyla, ihtiyaçların görülmesi noktasında birlikte çalıştık. Turgut Özal Tıp Merkezi’nin ihale safahatı bu babtandır.

Yani, üniversite ile ilgili olarak, o günlerdeki görevim gereği, görevimden kaynaklanan avantajı kullanarak, katkım olmuştur.

Bu katkı, babamın malından değil, devletin kaynaklarındandır. Bunu da belirtelim.

Bizim faydamız olmuşsa, sadece bir inisiyatif kullanmak; Malatya’ya olan zaafımızın gereğini yapmaktır.

Malatya İnönü Üniversitesi, Turgut Özal tarafından kanavası oluşturulan tıp fakültesinin, en azından Ortadoğu’ya yönelik, Malatya’ya para ve itibar kazandıracak bir yapıda olması düşünüldü, her şey ona göre düzenlendi.

Bilindiği gibi ABD’ye ihisas için uzmanlar gönderildi.

Bu çabanın sonuçları, birçok üniversite tarafından, Özal’ın vefatından sonra miras malı gibi paylaşıldı.
Tabii, yine bu dönemde, Özal’a düşman olmayı marifet sayan birkaç kifayetsiz politikacı yüzünden, Malatya büyük zarar gördü. Bu paylaşmada onların cehaleti rol oynadı.

Hiç unutmadığım bir şey var…

O zaman Malatya’dan DYP’li bir grup, Başbakan Süleyman Demirel’i ziyarete gidiyor, Turgut Özal Tıp Merkezi’nin adının değiştirilmesini rica ediyor.

Turgut Özal o zaman ölmemiş ve hala cumhurbaşkanı…

Bizim memlekette, ne yazık ki, zaman zaman ender de olsa, böyle turşuluk mallar yetişiyor.

Kişisel arşivimde, o günün belgesini de ibret-i alem için saklıyorum.

Yine de, bizim Malatya insanının sonuna kadar mert ve delikanlı olduğuna inanıyorum. Malatya’nın ekmeğini yemiş, suyunu içmiş adamda nankörlük olmaz, bunu da adım gibi biliyorum.

Bunu yapanlar Malatyalı değil miydi, diyeceksiniz.

İlginç; evet, Malatyalı değildi…

Neyse, devam edelim…

Malatya İnönü Üniversitesi, Türkiye gündemine, şu anda görev süresi bitmek üzere olan rektörüyle oturdu.

Biz rektöre söyleyeceklerimizi, hükmünün dorukta olduğu zaman söyledik. Hem Star Gazetesi’nde, hem de Yenigün’de yazdığım yazılarda, rektöre söyleyeceklerimi eksiksiz beyan ettim.

Birkaç gün sonra, hiçbir şey olmayacak bir adam hakkında, bir şey yazmamı beklemeyin.

Ölüye bıçak sokma adetimiz yoktur.

Malatya’ya hayrı dokunduysa, sağolsun.

Zarar verdiyse, o nun verdiği zararı telafi edecek zihin açıklığını, yeni rektörü seçeceklere nasip etsin Rabbim.

Yeni rektörü kimler seçecek?

Önce öğretim üyeleri oylayarak altı aday belirleyecek, sonra YÖK aday sayısını üçe düşürecek, en sonunda da Cumhurbaşkanı bunlardan birisini seçecek.

İlk etapta, doğru ve düzgün, Malatya ile imtizaç edebilcek, en önemlisi de, hem Malatya’ya hem de üniversiteye yararı olacak insanlar aday olmalı.

Her aklına esen aday olmamalı.

Faydası olacak insanı seçecek oyları bölmemeli.

Malatya için bir kadro harekatı olmalı.

Yeri geldiği için söylüyorum, Malatya İnönü Üniversitesi, geçen seçimde bu bölünme yüzünden, daha sonra tanıdığımda rektör olmadığı için çok hayıflandığım bir adayın seçilmesini önlemiştir.

Eğer o aday seçilmiş olsaydı, üniversitenin çehresi, bugünkünden daha iyi olabilirdi.

Demek ki, çok az aday olmasını, prensip olarak sağlamaya çalışmalıyız.

İkinci sorun kim rektör olmamalı?

Malatya halkıyla kavga edecek birisi rektör olmamalı.

Bilimi bırakıp siyasete soyunan, ama cübbesinden soyunmaya cesaret edemeyen biri rektör olmamalı.

Malatya’nın araştırılacak değerlerini ve araştırılması gereken sorunlarını bir yana bırakıp, kendi ideolojisinin araştırılmasına yönelik masraflı toplantılar düzenleyen birisi rektör olmamalı.

Malatya’da, Ankara’da, ya da İstanbul’da yaşayan, kendini her iktidarın “mutemet adamı” göstermeyi başaran, bazı dernek ya da vakıfların gölgesini kendi gölgesi sanan Malatyalı bazı cahillerin çizdiği yoldan giden birisi de rektör olmamalı.

Şöyle bir karma liste yaparsak, Ebül’ferec’ten Turgut Özal’a, Malatyalı Fahri’den İsmet İnönü’ye Derviş Muhammed’den Hamido’ya, Niyazi-i Mısri’den Ahmet Aşıki’ye, hazeyin dilinden Arguvan havalarına, kaysıdan tüysüz şeftaliye, kirazdan mılloz kavununa kadar aklımıza gelen veya gelmeyen Malatya ile ilgili her konuya serin duracak birisi rektör olmamalı.

Toparlamak yerine dağıtan, sevmek yerine nefret eden/ettiren, bilim yerine günlük siyasa ile uğraşacak birisi, kesinlikle rektör olmamalı.

Rektör adayı olan herkes, programını, gerçekleştirmek istediklerini deklere etmeli.

Hangi yıl neleri yapmayı düşündüğünü, hangi kaynağı kullanacağını da açıklıkla beyan etmeli.

Üniversitenin geleceği ile ilgili düşüncelerini beyan etmek de yetmez, Malatya’nın orta öğretimle ilgili problemleri ve çözümleri hakkında ne düşündüğünü de bilmeliyiz.

Aklımıza yatan, Malatya’ya yararı olacağına inandığımız adayla, işin her safahatında ilgileniriz.

Seçilmesi için her kademedeki seçicilere ricada bulunuruz.

Yeter ki “olumsuz” birisi rektör olmasın.

“Olumsuz”un tarifi ne derseniz…

Sanatta, siyasette, bürokraside, ticarette, bilimde…

“Etrafınıza bakın, yeter” derim.

Popularity: 16% [?]

Bu Konu İle İlgili Yazılar