Kendimiz üzerine bir üstyazı
Makaleler
Bu yazıyı yazdır
11 Ocak 2006
Bayılırım, resmi yazılara. O birbirine benzeyen, asık suratlı; önemini içeriğinden değil, yazandan yazılana doğru, ast üst ilişkisini vurgulayan edasından alan yazılara… Bir bakarsınız, ufacık bir ilçede, sırf yazışma yüzünden, mesela Malmüdürü ile İlçe Tarım Müdürü arasına soğukluk girmiş. Kaymakamla Savcı Bey, bunu gidermek için planlar yapıyor habire.
Benzeri bir olayı, Güneydoğu’da bir ilçe yaşıyormuş bu günlerde.
Adliye on-line sistemine geçiyormuş. Bu nedenle, hükümet konaklarının münasip bir yerine çanaklar yerleştirmek iktiza etmiş. Kaymakam bozulmuş, çıkarttırmış, savcı taktırmış. İki taraf da, bu müsademe için silahlı bir güç kullanmak isteyince, olan ilçe Emniyet Müdürü’ne olmuş. Resmen arada ezilmiş ve il emrine alınmak zorunda kalınmış, durumunu kurtarmak için.
İş bununla da bitmemiş.
Bu kez ilçe halkı ayaklanmış. Müdürlerini geri istemeye başlamışlar. Çünkü, Müdür Bey, ilçede futbol kulübü kurarak, gençlerin meşgul olacağı bir alan oluşturmuş. Ahali de bu gerekçeyle ayaklanmış, dilekçe üstüne dilekçe, müdürü istiyorlar.
İşte böyle, boş zamanı olan memurlar yazı yarıştırır bizim ülkemizde. Kim daha uzağa ulaştıracak diye.
Başarı, performans bir ölçüt olmayınca, resmi arabaların marka ve modellerinden, hükümet konağındaki odanın tefrişine kadar, başka özellikler öne çıkıyor.
Ne yani, önemsiz midir bunlar?
Doğrudur, önemlidir, anlaşılmıştır komutanım!
Anlaşılmış mıdır?
Tarımı konuşmak
TV 8’de, sabah kuşağında tarımı konuştuk pazartesi günü. Öncelikle avian influenza; eski adıyla tavuk vebası, yeni adıyla kuş gribi…
Dünyanın başka ülkelerinde yok mu? Var. Ama 28 Avrupa ülkesinde 38 laboratuar, 13 bin bilim adamı ile takip ediliyor. Her hafta hazırlanan rapor, tüm ilgililerin bilgisine sunuluyor.
Peki bizde?
Uzun sözün kısası; ‘deprem öldürmez, tedbirsizlik öldürür!’
Kimse iş yapmaz, yeni bir depreme kadar, kocaman kelimelerle depremi konuşursa…
Bu da ölümleri önlemeye yetmiyor doğal olarak.
Bu sütunlarda iki yıldan beri, tarım konusunda neler yapılması gerektiğini, bazılarının hoşuna gitmese de, söyleyip duruyoruz.
Bu işin başında olanlar, zamanlama yapar, ‘şu işi, şu kadar zamanda yapacağım’ der, namusları olacak sözü verirler.
Ya yaparlar, ya da yapamazlar.
O zaman da edebiyle istifa ederler… Başarısızlık, harakiri ile cezalandırılamayacağına göre.
Sorun da bu galiba. Kimse, kırmızı plaka hasretine dayanamıyor ülkemizde, bu iş tatlı geliyor.
Bu tarım düzeni, topraktaki bu yanlış yapılanma, bu bürokrasi böyle sürdükçe, kuş griplerinin zararını da hiç kimse önleyemez.
Ülkenin kıt kaynakları çarçur olur, gider.
Boşuna fakirleşilmiyor, bir nedeni olacak elbette, değil mi?
Eğer, iktisat bilim ise…
Akıllının bayramı
Depremler olacak, salgın hastalıklar, hatta tsunami…
İnsanoğlu, tedbirler geliştirecek, standardını yükseltmeyi amaçlayacak. Çalışacak, çabalayacak, bilimi öncü kılıp, önlemler alacak.
Yapacağını yapacak, kadere de tevekkülle katlanacak.
Hiçbir şey yapmadan, sadece tevekküle sığınmak, Allah’ın verdiği akla ihanettir.
Ancak, insanlık için, ülkesi, yurttaşları için ‘olumlu şeyler yapabilmiş olanların bayram kutlamaya hakkı vardır’ diyelim mi?
Mehmet Akif’i, herkes çok seviyor görünüyor bu ülkede. Ama çok az insan anlıyor. Safahat, ilginç bir kitap. Doğu ile batıyı kıyaslayan öyle şiirler var ki, tam bu günümüze göre…
Ah, bizim o muazzam geriliğimiz, gericiliğimiz, ‘mürteci’liğimiz.
Akif’in kızdığı da o.
Şu kuş gribine ne derdi acaba, ‘Baytar Mektebi’ni birincilikle bitirmiş, ‘zalimin hasmı’ Akif?
‘Bayramınız mübarek olsun’ der miydi bize?
Saygıyla bayramınızı kutluyorum efendim; iyilikler ve güzellikler dileyerek!
Popularity: 7% [?]

Son Yorumlar