İki kelimelik bir aşk: ‘Seni seviyorum’
Star Gazetesi Yazıları
Bu yazıyı yazdır
25 Aralık 2005
Hayatın,en ağır baskılarla doldurduğu benliğimize bir yer açalım.Yüreğimize, bir öpücük gibi dokundurduğumuz aşka, merhaba kabilinden bir söylemle bakacağız yeryüzüne çünkü. ‘Yakın komşumuz ay gibi/göğsüm geceye gerilmiş bir yay’ diyerek, ne sayhalar bırakabiliriz gökyüzüne. Görenler, ‘bu adam isyan basıyor damarlara’ diyecekler,varsın desinler.
Aşk isyandır efendiler!
Kabartma bir dünya haritasıdır elinizdeki. İlkçağlardan beri okyanusları, ırmaklar, dağları ve anakaraları düşüneceğimize; bileylenerek incelen duyarlığın evrimini, önce kalbimizde düşüneceğiz, gözyaşında… Değimli ki, ‘faş oldu cümle sırrım yaşım akalı sır sır/arz etti maceramı o kan olası bir bir’ denilmiştir. İnsan yüreğinin incele incele, bir tele dönüşünün hikayesini arayıp bulacağız, arkaik kitabın erimiş sayfalarından. Yok oluş kıssalarının okutulduğu doğuya… Çöllerde, başında kuşlarla deli gibi gezinenlerden, külünglerle dağ delenlere kadar, aşkların vurgun yedirdiği insana bakacağız, bir derviş hüznüyle. Akla, mantığa sığmayacaktır gördüklerimiz.Varsın olsun.
Aşkın aklı yoktur efendiler!
‘Ne kalır benden geriye, benden sonrası kalır’ derse, inanın! Biz kalırız asıl bizden sonrasına, bizim olmadığımız demlere, onu unutmayın. Bebekte, bir kır kahvesinin-kaldı mı ki?- denize iç geçirirken, kulağınıza fısıldadığı falı hatırlayın. Hala söyleniyorsa aşkın kayalara nakşedilmiş adı, yeni çiçeklenmiş badem ağacının bahar azgınlığı vakitlerinde; masalarda, evlerde, otomobillerde, metropollerin akşam vakitlerinde elinizi yok saymanın zamanıdır. Dörtnal koşarak dağlarda kişneyen, delifişek bir yürek olan elinizi.
Aşk elsizdir efendiler!
‘Hayvanlar adsızlıktan, kuşlar sessizlikten ölüyor’. Ya çocuklar, ya tüm naçar insanlar? Ölümle ölmüyor onlar, acıyla… Sınırlarında ölümün kol gezdiği Afrika’ya gidelim mi? Günlerin sadece açlıkla kuşatıldığı bir Kongo’ya mesela. Küçücük çocukların, açlıktan, bir lokma ölüme bile hasret kaldığı, haritaların kara tarafına. Bırakın ana baba olmayı, insan olmanın bile silindiği coğrafyaya, günümüz dünyasının günahı olan kara kıtaya, Afrika’ya…
Kurban diye yüreğimizi yatıralım kan çukurunun başına, bir sabah vakti, dilimizde cümle özürler.
Aşk ağlamaktır efendiler!
‘Sevdiklerinize, sevdiğinizi söyleyiniz’ diyor aşk evliyası. İsterseniz, dağ başlarında çaresizliğin hıncına sığınıp, masmavi, çığlıktan bir mühür olarak basın sevdiğinizin adını gökyüzüne, isterseniz yüreğinizin kanlı kuyularına gömün, aşka yaslanarak. Hiç olmazsa hissettirin. En azından utangaç bir gülümseme, kendini ele veren bir bakış olarak. Kendi diliyle konuşur o. Dilsiz dilidir lisanı, kuru bir yaprağın usulca sonbahara düşüşü gibi, büyük hışırtılarla konuşur.
Aşk dilsizdir efendiler!
‘Yüz aya değer/Hüsnün yüz aya değer/Ay var bir güne değmez/Gün var yüz aya değer’ sözüyle yerin yarıldığını, evlerin bir bir yıkıldığını, o korkunç titreyişi, yüreğinizdeki zelzeleyi nasıl anlatsanız? Nasıl söyleseniz ki, onu güzel kılan, bakışlarınızın sırrıdır. Kalbinizdeki bu kıyamet olmasa, o güzellik nasıl yüz aya değsin? Bu kez, ‘Güzelliğin on par’etmez/Bu bendeki aşk olmasa’ diyebilirsiniz, bu sizin hakkınız, ama demeyin…
Aşk,hiçbir zaman pişman olmamaktır efendiler!
Genç bir şairin, sevgilisine, bir dil tutulmasıyla söylediğidir, son söz:
‘Yorgun bir gümüş ezilir büzülür çerçeve olur/İçinde fotoğrafımız:seni seviyorum!’
NOT-1:Şiirler,sırayla E.Bayazıt,C.Zarifoğlu,Hayreti,E.Cansever,Y.Temelis,F.Gemuhluoğlu,Urfa türküsü,Aşık Veysel,C.Ü.Hasannebioğlu’ndan ödünç alınmıştır.
NOT-2:’Efendiler’ lafın gelişi,’Hanımefendiler’ de dahil.
Popularity: 10% [?]

5 Mayıs 2007, 16:07
Sevgili Cumali Abi Selam,
Umarim sihatiniz yerindedir, bende kucuk bir yorumla katilmak istiyorum musadenle, yurgi olan sevgisini gizlemez, ask ise koreder, ask ,gercekten hicbir zaman pisman olmamaktadi buna ben de katiliyorum , siirlerin bir harika
Metin Kaya