Hayvancılık öldü mü? Ölüyor mu?
Makaleler
Bu yazıyı yazdır
21 Temmuz 2004
Herkesin hayvancılıktan anladığı başka.. Bu işkolundaki işçi sendikalarına sorarsanız hayvancılık,kombinaların özelleştirilmesi ile bitti. Onların ilgileri daha çok sendikalı işçilerle olduğundan hayvancılığı bir tarımsal üretim olarak algılamaları zorlaşıyor. Kombinaların özelleşmesi,hayvancılığın bitirilmesi ile eş anlamlı onların kitabında.
Celepler,hayvan yetiştiricileri,besiciler… Erzurum,Kars,Ağrı’nın büyükbaş hayvan yetiştiricileri… Erzincan,Elazığ,Malatya… ve diğer Şeker Fabrikaları etrafında kümelenen ‘besiciler’. Bunlara sorarsanız pancar yetiştiriciliğinin daralması ve Şeker Şirketi’nin besi kredilerine son vermesi,hayvancılığın da ipini çekmiştir.
Hayvancılıkta en önemli birimin büyükbaş et ve süt yetiştiriciliği olması doğal. Bugüne kadar hükümetler,çok düşük faizli kredilerle partililerine sığır dağıttı. Verimi yüksek ırklardan bu ineklerden birkaç yüzbin adetin ithal edilerek dağıtıldığı düşünülüyor. Türkiye’deki büyükbaş populasyonunun ırk değiştirmesi gerek değil mi? Ne gezer!… Hayvancılık daha da geriledi.
Doğu ve Güneydoğu’da küçükbaş ağırlıklı mera hayvancılığının azraili terör oldu. Terörün çıkıp yaygınlaştığı 1984’ten sonra ,süratle eridi ve meralar boş kaldı nerdeyse. Bir tek Orta Anadolu’da,o da az miktarda yapılabiliyor et ve süt ağırlıklı küçükbaş yetiştiriciliği.
Kanatlıda yıllar yılı alınan mesafe,bir çırpıda riske edildi. Bütün kazanımlar sallantıda. Köytür ve Mudurnu başta olmak üzere,kanatlı yetiştiriciliğine yön veren şirketlerin krizlerden etkilenmesi bu işi çok olumsuz etkiledi,en azından tadını kaçırdı.
Son yıllardaki tek iç açıcı haber,Doğan Grubu’nun Kelkit’te,Koç Grubu’nun da GAP’taki hayvancılık atağı…
Ethem Sancak’ın tarım ve hayvancılık konusundaki düşüncelerini okuyunca,yıllar yılı savunduğum,yazmaktan usanmadığım konuların,başkalarını da meşgul ettiğini mutlulukla gördüm. Türkiye’yi genel bir tarım,hayvancılık,ormancılık ve kırsal sanayi platformu olarak görenlerin,görüşlerini bilime dayandıranların aynı ‘yolçatında’ buluşmaktan başka ihtimalleri var mı?
Televizyonda SETBİR(Süt ve Et Sanayicileri Birliği) Başkanı Erdal Bahçıvan’ı izlerken de aynı yerde buluşmanın hazzını duydum.
Her ne kadar,bu güne dek Tarım Bakanlığı bu görüşün çok uzağında olsa da,bana öyle geliyor ki iş dünyasının öncülüğünde ve bu işe akıllıca kafa yoranların önderliğinde tarımda atılım yapacağız ve buna mecburuz.
Hayvancılık ne yazık ki tarımla birlikte ölüyor. Hepsi de toprakla ölüyor.
(Hayvancılığı da kapsayan)Tarımla ilgili yapılan çok ciddi çalışmalar var.
Disk’in Gökhan Günaydın raporu,TÜSİAD’ın raporu,CHP’nin seçimden önce yayınladığı tarım raporu,AK PARTİ’nin seçimden önce bana hazırlattığı ‘Türkiye’nin Tarım Siyaseti’ başlıklı rapor,TESEV’in bu konuya denk düşen düşünceleri.. ve daha nice çalışma… Hepsinin de kabulü şu:Türk tarımı tükenmiştir. Sil baştan yeniden düzenlenmelidir. Olay bu! Buna da kimsenin itirazı yok. Bir tek icra organına,yani hükümete,harekete geçme görevi düşüyor.
Söylemekten usanmayacağım,çünkü son derece hayati öneme haiz bir konu. Türkiye,çok büyük boyutlarda,kıyamet gibi çevre sorunları yaşıyor. Bu sorunları,bugünkü statüko ile çözmeye Türkiye’nin birkaç on yıllık bütçesi yetmez. Çevre sorunlarımız,bu gidişle ancak bin yılda giderilir… O halde bu işi pratik bir biçimde çözmek gerekli.
Meyve ormanlarını bir çözüm olarak düşünmekten,geniş alanları meyve tarımı gibi sürekli örtü altında tutma mecburiyeti, IV. ve VII.sınıf arazilerin ürün almak için kesilmesi gerekmeyen ağaçlara bağ ve meyveciliğe tahsisi gerekiyor. Bu da,Türkiye’ye yeni bir Türkiye eklemek anlamı taşır.
Kırsal sanayi tesislerinde işlenerek,Ortadoğu başta olmak üzere dünyaya pazarlamayı düşünmek..
Çin,teknolojide bugün dünyayı titiretiyorsa,böyle bir hayalle başladı,eminim.
Bu hayal gerçekleşecek,buna da inanıyorum.
Hayvancılık da ancak bu hayalle yeniden dirilecek. Buna da inanıyorum. Ortak paydayı paylaştığım insanların düşüncelerindeki barraklık inancımı arttırıyor…
Popularity: 7% [?]

Son Yorumlar