Avrupa’nın en çok satan gazetesi Bild, 160 sayfalık ilerleme raporundaki verileri esas alarak Türkiye için bir karne hazırlamış. Hayır, haylaz çocukların karnesi gibi değil. Yani matematik zayıf, hal ve gidiş pekiyi formatından uzak.

Önce en ‘zayıf’ olan not; tarım. Bu, bizim de aylardır yazıp durduğumuz kaçınılmaz sonuç. Sonra, insan hakları: ‘yeterli’. Yani zayıf ile orta arası. Geçmişte o kadar kırıktı ki, bu noktaya yükselmek büyük başarı. İşsizlik, güvenlik, sosyal ve ticaret ‘orta’. Davranış, ekonomik güç ve enflasyon konusundaki sonuçlar ‘iyi’. En önemlisi de, hükümetin performansını değerlendiren, bir bakıma bu notların bu seviyeye getirilmesini sağlayan çalışkanlığın ‘pekiyi’ olması.

İki yıldan beri, hükümetin çabası olmasaydı; milletvekillerinin inanılmaz bir gayretle, amacı akıldan çıkarmayan bir bilinçle, ısrar ve inatla sürdürdüğü yasama görevi, kabineye güç veremeyecekti. Bu olumlu sonuca, tek adam başarısı olarak bakılmasından yana değilim. Ancak, Başbakan’ın kişiliğinin, organizasyon yeteneğinin, bunca insanı bir araya getirmedeki ve onları hedefe odaklamaktaki ustalığının da gözardı edilmemesi gerekir.

Bir yandan yıkıntılar temizlenirken, diğer yandan bu sonuca ulaşmanın yolları döşendi.

Ancak, Başbakan’ın olayı çok gerçekçi algıladığı da ortada. ‘Bu bir sonuç değil, başlangıç’ sözü, gelecek günlerin nasıl yoğun bir çalışma içerisinde geçeceğinin işareti. Türkiye için de çok sevindirici. Bu ülkenin, ter yerine kan akıtacak ağır bir çalışma disiplinine ihtiyacı olduğunun ifadesi. Bunu sağlamak için de beyin ve yüreğin ahengine ihtiyaç var.

Tarım konusunda ‘muhalefet şerhi’mi saklı tutuyorum.

Açıklayayım..

Seçimlere gidilmeden önce, aday olmuş bürokratlardan, konularında uzman kişilerden bazıları partinin Ar-Ge birimi için, memuriyetten müstafi oldukları süre süreçte seçilerek raporlar istendi. Bu raporları gördüm. Benden istenen ‘Türkiye’nin Tarım Siyaseti’ni de Ar-Ge’ye teslim ettim.

Tarım, Orman ve Çevre Bakanlıklarının tek bakanlık olarak yeniden yapılanması, toprak rezervi oluşturulması, tarımda gizli işsizlik, optimum işletme büyüklüğü, meyve ormanları, tarımda istihdamın azaltılması, kırsal sanayi; tarımda hayvancılığın payının artırılması, havza planlaması… gibi birçok konuda somut öneriler getiren bir çalışmaydı. Bakanlık, bu çalışmaların yaprağını kaldırmadı.

Ne yazık ki Tarım Bakanlığı(ve ilişkilendirilen Orman-Çevre Bakanlıkları) meselenin önemini, hükümetin AB ve ekonomi ekseninde anladığı ciddiyette anlayamadı. Kamuoyunda ve basında, bakanın tarım mesleğinden olmamasının yanında, vekaletle getirilen müsteşarların da meslek dışından olması çok eleştirildi. Müsteşar yardımcılarının da emekli öğretmenden emekli tarımcıya kadar, amacı olmayan; özne olarak kendini gündeminde tutan insanlardan seçilmesi aynı biçimde eleşirildi ve yanlışlık, seçilen kadrolardan bir kanser hücresi gibi, metastasla, yapılacak işlere sıçradı.

Kamuoyunun üzerinde durduğu bir diğer konu da tarımın ihmal edilmesiydi. İki yılda, bugün AB ilerleme raporunun büyük eleştiri getirdiği konularda, yapılacak ‘köktenci’ çalışmalarla, büyük bir mesafe alınabilirdi. Özellikle, tarım envanteri yapılabilir, personel yeni bir ruhla büyük amaçlara yönlendirilebilirdi. Toprak rezervi konusu halledilir, bunun devamında optimal arazi büyüklüğüne ulaşma sağlanabilirdi. Yine elde edilecek toprak rezervinden hareketle büyük ölçekli tarım çiftlikleri kurulabilirdi. Bitkisel ve hayvansal üretim, iki yılda sağlam bir temele oturtulabilirdi.

Bunlar yapılmadığı gibi, yanlış, yanlışla beslendi. İki yıldan beri, ne yapacağını bilmeyen bakanlık, bu sonuçtan sonra da iyice panikleyecektir.

Baştan beri, tarımın sorunlarının çok, çözümünün zor, ama başladıktan sonra ard arda iyi sonuçlar alınacağı da akıl sahipleri tarafından savunuluyordu.

Masaldaki gibi, ‘atın önündeki eti ite, itin önündeki otu ata’ vermek yeterliydi. Bu basit işlem, bu masal kahramanı davranışı, atı da, iti de açlıktan ölmekten kurtaracaktı.

Görüldü ki tarım, Başbakan’ın el atmasını gerektiren ciddi bir konu…

Popularity: 7% [?]

Bu Konu İle İlgili Yazılar