‘Güzel’leme
Makaleler
Bu yazıyı yazdır
30 Nisan 2006
Bayılırım Dede Korkut’un o bölümüne, hani Kazan Han’ın ve beylerinin övüldüğü bölüm… Ya da insanların kendilerini tanıttıkları sözler; ne içten, ne güzeldir. Bir de Köroğlu’nun Kiziroğlu Mustafa Bey için söylediği övücü sözler. Üstelik, bu, yenildiği düşmanıdır. Şu asalete bakın! Yavuz Bülent Bakiler’in, beylerin, atlarını bile koçaklamasına dair şiiri de, bize, unuttuğumuz bir geleneğimizi hatırlatıyor. Daha doğrusu Fethi (Gemuhluoğlu) Ağabey’in bir sözünü: ‘Sevdiklerinize sevginizi izhar ediniz’
Dostlarımdan söz edeceğim size, yine…
Bakmayın dost dediğime, çok fazla yaş farkımız olmamasına rağmen, candan ağabey bildiğim ender insanlardandır, birincisi.
Bir özellikse ağabeylik, bunu en çok kendisine yakıştırandır. Hayatı boyunca dost bildiklerinin işine gücüne, derdine sevincine koşmaktan fırsat bulup da, kendi özeline dönemeyenlerden, kişisel işlerine bakamayanlardandır.
Türkiye’yi iyi günlere, güzelliklere hazırlayanların ellerinde yoğurulmuş, liseden başlayarak, hayalimizdeki dünyanın kurulması için gayret göstermiş, fikrinin çilesini çekmiştir. Bir anlamda, bugün, var olan güzelliklerin oluşabilmesi için, o da gücünce, Türkiye’yi yoğurmuştur.
Çok iyi niyetle, her görevinde, bu ülkenin vekarını göstermesi için, bulunduğu yeri, ülkenin ana meselelerinin atardamarı yapabilenlerdendir. O Donatım’daysa, ülkenin nefes aldığı yer orasıdır, Planlama’daysa planlama, Başbakanlık’taysa başbakanlık… Bir yandan da diğer kurumlara yetişir. Düzgün adam arar, onların yetişmesi için çabalar, yasaları düzenler, devleti biçimlendirir.
Bu ülkenin sağcısını-solcusunu, Türkünü-Kürdünü, alevisini-sünnisini, Ermenisini, Süryanisini gerçekten sever. Bir şartla, bu topraklara ihanet etmeyecek, yemek yediği çanağı kirletmeyecek!
Yiğitlik, doğruluk, delikanlılık… Paraya ve mala tamah etmemek, birlikte yola çıktıklarına vefalı olmak… İnsan sevgisi, millet sevgisi, memleket sevgisi gibi yüce değerleri amaçlamak…
Tam bir Dede Korkut Alp-Eren’i değil mi
Antepli bir aşık, 20 yıl önce, 1986’da bir şiir söylemişti onun için; şiirde geçen ‘Güzelbeylerin Celal’i’ sözü, nasıl da uymuştu o günün gerçeğine.
Hasan Celal Güzel’den sözediyorum.
Yazışmalarda, ‘celal’deki a’nın üzerinde uzatma unutulsa bile, yeniden yazdıran, kural/düzen sevdalısı Hasan Celal Güzel’den…
Türkiye’yi bu kadar tanıyan ikinci bir isim zor bulunur. Her şeyiyle bizim, bize özgü…
Devleti avucunun içi gibi bilen… Milleti bu kadar seven.
‘Türkiye’nin yakışığı’ diyorum ben ona…
Birçoğunuzun, ‘keşke böyle bir Cumhurbaşkanımız olsa’ diye iç geçirdiğini duyar gibiyim.
A. Necdet Sezer’in seçildiği günün ayrıntılarını, bir dostumuzun kefaletiyle, tüm dostlarımızın gayretini de hatırladıkça…
Devlet; devletin, millet için var olduğunu bilenlerle yücelir, değil mi?
‘Bir dostu hatırlamak’
İkinci dostumdan, Emin Çölaşan, olumsuz olarak söz etmeseydi, size anlatmayacaktım.
Muhsin Mete, gençlik günlerimden beri dostumdur. Hep dikkatli, hep özenli, hep sevecen… Konuşacağı her kelimeyi tarttığını, ölçüp biçtiğini hissedersiniz, o konuşurken.
Böyle, ‘adam gibi bir adam’ı, kimbilir, kimlerin genel müdürlük hesaplarıyla, bir çırpıda harcamaya çalışıyor Çölaşan.
Muhsin Mete, bu ülkenin ender yetiştirdiği aydınlardan birisidir.
Çalışkandır, dürüsttür, titizdir.
Yöneticidir.
TRT için, tanıyanlara göre, uygun adam ‘O’dur.
Kişisel arşivi, devletin birçok kurumunda bile yoktur, yakından biliyorum; bu bir ayrıntı olsa da, önemli.
TRT’yi, herkesin çok beğeneceği bir yapıya kavuşturur, çalıştırır, üretici hale getirir. Buna da inanıyorum.
Çölaşan’a teşekkür etmeliyim.
Kırk yıllık dostuma, duygularımı söyleme fırsatı verdiği için…
Popularity: 7% [?]
Bu Konu İle İlgili Yazılar
- No related posts

Son Yorumlar