Güneydoğu kahramanını arıyor
Makaleler
Bu yazıyı yazdır
22 Eylül 2004
Bekliyor mu, arıyor mu? Bence arıyor, bunca genç nüfuslu bölgeye aramak yakışır.
İkincisi, kahraman ve hain olmak arasında kıl kadara fark var, Güneydoğu’da bu fark daha az.
Bir de Gaffar Okan olayı var, çözülmesi, incelenmesi gereken. Acıklı ölümü, bir milat oluşturuyor. Sosyolojik bir örnek olay niteliğinde. Kafkas kökenli olmasına rağmen, asayişi sağlayan devlet görevlisi kimliğiyle, ölümünün üzerinden geçen onca yıla karşılık, Diyarbakır’da her işyerinde hala fotoğrafı asılı. Altında ‘seni unutmayacağız’ yazısıyla.
Bence özel olarak bu bölge, genel olarak Türkiye ‘insan onuru’nu arıyor. İçtenliği, rol yapmamayı, sevgiyi. AK Parti’nin iktidar olmasındaki gizli güç, bu onuru kendisine iade edeceği düşüncesinden kaynaklandı. Ekonomi ile ilgili işler ikinci planda bence.
Çoktandır düşündüğüm bir şeyi gerçekleştirdim. Beş günden beri Güneydoğu’dayım. Önce uçakla Diyarbakır, Dr. Sabih Dallı ve Adil Alan’ın organizasyonu ile Mardin. Dr. Şeyhmuz Yavuz’la Deyrül Umur ve Deyrül Zaferan manastırlarını ziyaret. Süryaniler konusunda bir incelik: Asuri ırkından olmayı ifade ediyor Süryani kelimesi. Bu coğrafyada hayli eskiler. Dinleri Hristiyan, mezhepleri Ortodoks. Antakya-Malatya-Diyarbakır ve Mardin onlar için çok önemli. Özellikle süryani tarihçi Ebul Ferec ve Büyük Mihail’in Malatyalı oluşu, onlarda, Malatyalıların zekası ile ilgili olumlu bir yargı oluşturmuş. İnönü Üniversitesi veya Malatya Belediyesi, Ebul Ferec ile ilgili olarak Malatya’da uluslararası bir toplantı düzenlese, bugünlerde Türkiye için yararlı olabilir.
Mardin, kendi kültür köklerine sahip çıkabilmiş. Zinciriye Medresesi şehirdeki çoğu yapı gibi bir Artuklu eseri. Mardin’i gece seyretmek gerek. Güven içerisinde dağa sırtını yaslamış, kendisinin farkında olan bir kültür. Karşıda uçsuz bucaksız ova, bir deniz gibi. Uzaktan Suriye’nin ışıkları..
İkinci gün Batman ve Hasankeyf. Erhan Müjdeci gezdiriyor bizi. Dicle’nin can verdiği Bismil Ovası’nı geçiyoruz. Su, hayat demek, ekonomi demek, medeniyet demek. Bunu, Dicle’nin geçtiği her yerde görmek mümkün. Apayrı bir dünya Hasankeyf. Uçsuz bucaksız gibi görünen ovada, geçmişi hatırlatıyor bize. Yıkık köprü, yıkık minare ve yıkık kümbetiyle.
Gezinin birinci bölümünde Diyarbakır’ı en sona bıraktım bilerek. Hem gece, hem de gündüz surlardan (ki, uzunluk bakımından özellikli), camilere, hanlara, dört sütun üstünde yükselen minareye, harap Ermeni Kilisesi’ne, düzenlenmiş Cahit Sıtkı ve Esma Ocak evine kadar her yeri dolaştık dostlarla. İnsanlarla konuştum. Kuş bakışı baktım. Anlamaya, çözmeye, okumaya çalıştım. Bir sorun gibi değil, bir olay gibi algılamaya çalıştım. Ulaştığım sonuç şu: Güneydoğu kahramanını arıyor. Bu kahraman kim olur, bilinmez. Ama, Güneydoğu durmaksızın arıyor onu.
Efkan Ala dostumuz yeni atandı Diyarbakır valiliğine. Entelektüel birikiminin yönlendireceği çalışmalarının sonucunu bekliyorum umutla.
Gezinin ikinci ayağı Urfa. M. Hamit İfşaat ve Mehmet İzol ile birlikte diğer dostlarla Urfa’yı yoğuran kültürü, tarih kesitini, ruh dünyasını buluyoruz yeniden. Ne yazık ki son yıllarda lahmacun ve kebap olarak tanıdı Türkiye. Oysa ki, hem geçmişte, hem günümüzde geleceği geçmişle harmanlamanın adıdır Urfa.
Ve GAP. Yetim ve öksüz proje. Amaçlanan 1,7 milyon hektar yerine 120.000 hektar gibi az bir alana giden hizmet. Bir umudun göz göre göre heba edilmesi. Aynen Türkiye gibi. Dünyanın imrendiği bir potansiyelin atıl bırakılması. Bu suç herkesin, hepimizin. Kötü olan şu; dünkü aymazlığımız bu günümüzü kısır bıraktı, bugünkü eylemsizliğimiz de yarınımızı öldürecek. GAP, Tarım Bakanlığı’na bağlanmalı. Tarım Bakanlığı da orman ve çevre ile birleşip bu ağır yükü kaldıracak biçimde yeniden yapılanmalı.
Bu yüzden baştaki yargımı tekrarlıyorum: Güneydoğu, kahramanını arıyor! Yoksul bırakılmışlığıyla, çiğnenmiş onuruyla, değerlendirilmemiş zenginliğiyle, aldatılmışlığıyla. Gözlerini geleceğe dikmiş ezik ve eğitimsiz genç nüfusuyla. Arıyor ve bekliyor.
Bakalım, kahraman kim olacak?
Hain kim?
Popularity: 7% [?]

Son Yorumlar