Ey Malatyalılar, ayaklanın!
Malatya Yenigün
Bu yazıyı yazdır
29 Mart 2008
Bir şehirde sürekli yaşamakla, arasıra yaşamak arasındaki fark, alışkanlıklardır…Sabahleyin kalkacaksınız, filan fırından sıcacık açık ekmeğinizi alıp, kahvaltı yapacaksınız. İşe giderken aynı sokaklardan geçip, aynı durakta otobüs bekleyeceksiniz.
Yolboyu, aynı camlarda, aynı dükkan isimlerini okuyup, aynı ilanlara göz atacaksınız.
Düştüğünüz çukurlar bile aynı olacak.
Öğleyi, aynen dünkü gibi geçireceksiniz; akşamınız da mesela üç gün öncekine, beş ay öncekine, birkaç yıl evvelkine benzeyecek.
Uyuyacak ve uyanacaksınız…
Yine sabah olacak, yine aynı fırından açık ekmeğinizi alacaksınız.
Şehrin her şeyine alışacak, her şeyini kanıksayacaksınız.
Aynen Kavafis’in “Şehir” şiirinde söylediği gibi:
“Bu şehir ardından gelecektir.
Sen aynı sokaklarda
dolaşacaksın gene. Aynı mahallede kocayacaksın; aynı evlerde kır düşecek saçlarına.”
Bu, kötü bir şey değil.
Hatta, hayatın tadını çıkarmak gibi düşünülebilir de; aynı yerde, aynı ufka bakarak yaşlanmak…
Bir akide şekerini, bir ömür boyu, tadına vara vara emmek, emerek bitirmek ve o sessizlik içerisinde, “asude bir bahar ülkesi”ne göçmek anlamına da gelebilir.
Aynı su, aynı toprak, aynı gök…
Hatta sanki aynı yere çakılıp kalmış, orada yıllarını geçirmiş bulutlar…
Paslanmış hayaller, kanıksanmış düşler…
Bu yılki ilkbahara açan bıldırki çiçekler…
Bunlar güzel şeyler de sayılabilir.
Ama kişisel anlamda güzel.
Oysa, bir şehrin kendisi ne kadar değişken; tıpkı, içerisinde savrulup durduğumuz hayat gibi; tıpkı, tarihine baktığımızda çok şaşırdığımız dünyamız gibi…
Hatta özel olarak insan, genelde insanlık gibi…
Değişim, kaçınılmaz bir olgu…
Geriye tek şey kalıyor yapabileceğimiz; değişimi doğru yönlendirip, yararlı hale getirmek…
İşte, bundan gerisi bir şehrin tüm varlığını planlamaya girer.
İnsan varlığını, tarihi birikimini, kültürünü, uygarlığını, sanayi varlığını, tarım varlığını; suyunu, toprağını, havasını, teknolojisini…
Yani, her türlü zenginliğini…
Doğru planlayacak ve o planı düzgün uygulayacaksınız ki, geleceğe sağlıklı bir kent bırakabilesiniz.
Bütün bunları yapmazsanız, yapamazsanız, değişim karşısında beceriksiz kalırsanız ne olur?
Tek cevap: Şimdiki Malatya olur!..
SESSİZLİĞİMİZDEN BAŞKA KAYBEDECEK NEYİMİZ VAR?
Malatya’dan döndüm.
Peki, ne gördüm can çekişen bir şehirden başka, ne gördüm?
Yüreğimi nasıl yaktı gördüklerim?
Çağdaş kentlerle kıyasa vurduğumda, nasıl utandım kendimden…
Malatyamızı bu hale getiren vurdumduymazlığımızdan…
Her şey yolundaymış gibi, kendimizi aldatmalarımızdan utandım.
Sürekli olarak bir şehirde yaşamayan, arasıra giderek, her gidişinde oluşan gelişmeleri kavrayabilen insanın, bir ayrıcalığı var…
O da, kıyas için kendi kafasında bir ıskala oluşturması, ölçek geliştirmesi.
İşte bu yüzden, başka şehirlerde, ya da başka ülkelerde yaşayan Malatyalıların, arasıra geldikleri Malatya ile ilgili tespitleri, şehirde sürekli yaşayanlara fazla sivri gelebiliyor.
Bilgiçlik taslamak sayılabiliyor.
Bir bakıma sürekli Malatya’da yaşayanların, dışarıdan gelenlerce hor görülmesi anlamına gelebilecek alınganlıklar da sergilenebiliyor.
Benim, şahsen çok gücendiğim “ithal Malatyalılar” sözü, bu babdandır…
Kim ne derse desin, nasıl düşünürse düşünsün…
Bunlar, şehir üzerine fikir geliştirme ve karar verme konumunda olanlarla, şehri yönetenler tarafından dikkate alınması gereken doğrulardır.
Bunları dikkate almak, önemsemek gerekir.
Peki, kafamda nasıl bir Malatya imajıyla dönüyorum?
Karıştırılmış domino taşları gibi, kargaşanın, kaosun, düzensizliğin hüküm sürdüğü bir Malatya…
Geleceği olmayan bir şehir, üstelik geçmişi de yok.
Çocukların rastgele yaptığı resimler gibi…
Tek kelimeyle; ölçüsüzlük…
Ne yazık ki Malatya bu.
BÜTÜN, PARÇALARDAN OLUŞUR; AMA PARÇALAR BÜTÜN DEĞİLDİR
Diyelim ki, sorunlu bir şehir var ortada, ya da sorunlu bir ülke ve siz onun şurasına burasına tedbir babından müdahale ediyorsunuz.
Aslında, sorunu azdırmış oluyorsunuz.
Yeni yeni çirkinlikler oluşturuyor, yeni sorunlara kapı açıyorsunuz.
Şehri bir bütün olarak kavramak gerekir.
Şehrin, şah sorunlarını doğru bilmek esastır.
Nedir Malatya’nın şahdamar sorunları?
Öncelikle eğitim, sonra diğerleri…
Göçün oluşturduğu sorunlar da, işsizlik de, kaysıdan kaynaklanan sorunlar da…
Hepsi, ama hepsi, eğitimin kalitesi hallolduktan sonra, yumak gibi kendiliğinden çözülecektir.
Çeliğe su verilmesi gibi, insanınımızın cevherinde var olan kapasite, çocuklarımıza uygulanan eğitimle, insan kalitesini doruğa çıkarır…
Ardından tüm güzellikler, kendiliğinden gelir.
Kaliteli adam kaliteyi oluşturur çünki, kaliteyi seçer, kaliteyi geliştirir…
Bu yüzden, şu veya bu şekilde, şu veya bu miktarda bugünkü sorunlardan sorumlu olan, Malatya Belediyesi başta olmak üzere, Vilayet de, MEV ‘in başını çektiği sivil toplum örgütleri de, bu konuda görevlerini yapamamanın ezikliğini duymalıdırlar.
Basın, kendi üzerinde ciddi bir özeleştiri uygulamalı Malatya’da.
Yoksa…
Yoksa, daha yıllarca, hayal göklerinde oyuncak uçaklar uçururuz.
ALIŞKANLIKLAR DA DEĞİŞİR
Turgut Özal’ın görüş ve düşüncelerini geniş kitlelere anlatan bir kuruluş var Ankara’da…
Turgut Özal Düşünce ve Hamle Derneği…
Derneğin yönetiminde Emin Başer gibi, çok saydığımız bir ağabeyimizden, yıllardır her sağlık sorunumda yanımda olan sevgili doktorum Doç. Dr. Fikri Ak’a kadar, kendime yakın bildiğim birçok dostum var.
“Turgut Özal Belgeseli” çekmişler, onu da geniş katılımlı bir toplantıyla duyurdular.
Ankara’nın meşhur “Halıcızade”si Metin Özer dostum, zahmet etti, evden aldı, birlikte Bilkent’e gittik.
İyi ki gittik.
Birçok dostum, önceden haberleşilmiş gibi oradaydı.
Ali Coşkun’la, Hüsnü Doğan’la, Abdulkadir Aksu’yla, Hasan Celal Güzel’le, Ahmet Çalık’la, Prof. Dr. Said Yazıcıoğlu’yla, Cengiz Özdemir’le, Ahmet Çelenk’le hasret giderdik.
Uzaktan birçok dostla selamlaştık, o izdihamda bir araya gelmek mümkün olmadı.
Malatya’dan gelenler de vardı, işini gücünü bırakıp bu toplantıya koşanlar…
Bir şeyi itiraf etmeliyim…
Turgut Özal’ın yeterince anlaşıldığı kanaatinde değilim.
Bunu da her fırsatta ortaya koymaya çalışıyorum.
Geçtiğimiz yıl, Malatyalılar Derneği bir toplantı düzenlemişti Ankara’da.
Emin Başer, Hüsnü Doğan, Saffet Arıkan Bedük, Ekrem Pakdemirli gibi Turgut Özal’la çalışan, dönemin önemli siyasi ve bürokrat kişilikleri konuşmuştu.
Toplantıyı ben yönetmiştim.
Açılış konuşmamda, Özal’ın, 1992 İzmir 3. İktisat Kongresi’nde yaptığı konuşmayla, 9 Kasım 1989’da 8.Cumhurbaşkanı seçilince, TBMM’de yaptığı konuşmasından, önemli bulduğum bölümleri aktardım.
Bence, Turgut Özal’ın hayatının amacı olan felsefesi, şu sözlerinde gizlidir:
“Devlet de, kalkınma da, iktisadi gelişme de tek bir amaç taşır: İnsanın, insanca, özgürce, refah ve mutluluk içinde yaşaması…
İnsandan daha mübarek ne bir mahluk, ne bir kurum, ne de bir doktrin vardır.”
Bence Turgut Özal, sadece bu demektir.
Bu olduğu için de Turgut Özal olabilmiştir.
Tarihçi Prof. Dr. Faruk Sümer’in, Yavuz Sultan Selim için söylediği çok önemli bir söz var: “Onu ne ümerası-askerleri, ne uleması- bilginleri-, ne de oğlu anladı!”
Turgut Özal için de aynı şeyleri söylemek mümkün.
Tabii ki, oğlu yerine, kendinden sonra partisini yönetenlerle, daha sonra onun adını kullanarak siyasette ortaya çıkanları koymalıyız…
Türkiye’nin bugün çektiği sefaletin en önemli nedeni, belki de Turgut Özal’ın anlaşılamamasıydı…
“Alışkanlıklar da değişir” sözü, Nobel kazanmış önemli bir şaire, Yannis Ritsos’a ait. Daha doğrusu, Prof. Dr. Cevat Çapan, Ritsos’un bir kitabını bu isimle Türkçeye çevirip, yayınladı.
Umarım, bir gün Malatya’da da alışkanlıklar değişir, o değişim Türkiye’yi de değiştirir.
Umalım ve çalışalım…
TÜRKMENİSTAN’DAN MALATYA’YA…
Türkmenistan Cumhurbaşkanı Gurbanguli Berdimuhammedov, Türkiye’ye geldi bildiğiniz gibi, birkaç gün önce.
Türk Tarih Kurumu’nda bir toplantı, bir ödül töreni düzenlendi.
TTK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu başta olmak üzere, Türkiye-Türkmenistan Dostluk Derneği Başkanı Mustafa Aydın’la birlikte, benim de aralarında olduğum bazı işadamı, bürokrat ve kültür adamlarına, Türkmenistan’a yaptıkları katkılardan dolayı, törenle armağan verildi.
Bir anekdot hatırladım.
Türkmenistan, henüz bağımsızlığına kavuştuğunda, Turgut Özal’ın teşvikiyle, Malatyalıların da içinde bulunduğu çok sayıda işadamı, Türkiye’den Türkmenistan’a giderek,çeşitli alanlarda iş kurdu, çalıştı, başarılı oldu.
Hem Türkmenistan’ın kalkınmasına katkıda bulundular, hem de uluslararası çapta iş kurmanın yolunu açtılar.
Bir konu vardı, çok güçlük çekiyorlardı…
Lisan konusu…
İstanbul Türkçesi konuşan Türkiyeliler, Aşkabat Türkmencesi konuşan Türkmenistanlılarla anlaşmakta zorlanıyordu.
Ta ki Malatya’da konuştukları Türkçeyle, muhataplarının Rusya’dan izler taşıyan Aşkabat Türkmencesini bırakıp Türkmen köylülerinin konuştuğu dili konuştuklarında, aynı lisanı konuştuklarını farkettiler.
İletişimsizlik kırıldı.
Birbirleriyle aynı kökten geldiklerini anladılar.
Bunu yıllar sonra neden hatırladım?
Bir kültür unsuru olarak dilin öneminden hatırladım.
Yakında, Türkmenistan’da yapılacak uluslararası bilimsel bir toplantıda konuşmak için Türkmenistan Cumhurbaşkanı’ndan davet aldım.
Türkmenistan devleti fikrini ilk kez ortaya atıp, kabileler halinde yaşayan Türkmenlerin birleşmesini sağlayan, 18. yüzyılda yaşamış Şair Mahtumkulu üzerine hazırladığım tebliği sunacağım.
Mahtumkulu ilginç bir şair…
Medeniyetimizin çeşitli yüzyıllarından ve çeşitli coğrafyalarından sesler veriyor.
Bir bakıyorsunuz Yunus Emre’nin şiirleri, bir bakıyorsunuz Dadaloğlu’nun, bir yerde Fuzuli, bir yerde Aşık Veysel; Mahtumkulu’nun şiiri yer yer aynı sesi,aynı tınıyı, aynı özü taşıyor.
Hepsinin de toplandığı bir havuz gibi…
Devlet kurma fikrini olgunlaştırmış bir şair Mahtumkulu…
Tıpkı, devlet kurmuş veya yönetmiş Şah İsmail Hatayi, Kadı Burhanettin, Sultan Babür, Ali Şir Nevai, Fatih, Yavuz, Kanuni ve niceleri gibi…
Bizim kültürümüzde sanat ve devlet yönetmek, atbaşı gidiyor…
Bu çok ilginç.
SONUÇ YERİNE
En başa dönersek…
Yazının sonuna kadar bir tek şu ana fikri göreceğiz:
“Her topluluk, kendine layık olan yönetim ve yöneticiler tarafından idare edilir. Ayrıca, bir topluluk, ancak bireylerin değişimiyle, kendini değiştirir.”
Yani sorun, bireyde gizlidir.
O yüzden eğitim, en öncelikli sorundur bizde.
BİR ŞAİR: HATAYİ-ŞAH İSMAİL-Doğumu:1487, Ölümü:1524
BİR ŞİİR: KOŞMA
Allah Allah de’n gaziler
Gaziler deyin şah menem
Karşı gelin, secde kılın
Gaziler deyin şah menem
Uçmakta tuti kuşuyam
Ağır leşker er başıyam
Men sufiler yoldaşıyam
Gaziler deyin şah menem
Mansur ile darda idim
Halil ile narda idim
Musa ile Tur’da idim
Gaziler deyin şah menem
Kırmızı taçlı, boz atlı
Ağır leşkere nisbetli
Yusuf Peygamber sıfatlı
Gaziler deyin şah menem
Hatayi’yem, al atlıyam
Sözü şekerden tatlıyam
Murtaza Ali zatlıyam
Gaziler deyin şah menem
Popularity: 16% [?]

5 Nisan 2008, 21:59
Merhaba Cumali Bey, sizinle Malatya uzerine sohbet etmek cok keyifliydi, yazilarinizi okuyarak da malatya ile ilgili dusuncelerinize ulasabilmek ayrica mutlu etti beni.
Buyuyen Malatya cevre illerden goc almaya basladi, bunun sonucunda farkli kulturler biraraya geldi.ve bu hep sorun olarak algılandı,bunun cozumu dusunulmedi..
Ama sizinde dediginiz gibi egitimle bu sorunu asabiliriz…Degisik kulturlere sahip olan halkin bilgisini,dunya gorusunu ortak bir kota da eritip citayi yukseltebiliriz..
Sizinle sohbetimiz sırasında da gecmisti sanırım; Malatya tek basına yukselmemeli etrafında ki degerlerle,insanıyla,kulturuyle,gecmisiyle, yukselmelidir.
Peki ne yapilabilir?
Malatya adi altinda kurulmus bircok sivil toplum kurulusu var. Bunlardan biride gecici olarak yonetim kurulu baskanlıgını yuruttugum ODTULU Malatyalılar Dernegi…
Diger dernekler ne yapacaklar, biz ne yapacagız ve ya bireysel/kurumsal olarak malatyalılar ne yapacaklar.
Biz dernek olarak “Koyum Malatya” egitim projesini tasarladık.
Burda amac; 20 belki 25 yıl sonra ulkemizin siyasetinde, burokrasisinde,is hayatında yer alacak su an ilkogretim sıralarında bulunan ogrenci kardeslerimizle karsılıklı iletisime gecebilmek, onların hayata bakıs acılarına olumlu bir sekilde yon verebilmek..
Bu projemizi basarabilir ve hedeflerimize ulasabilirsek..Iste o zaman farklı kulturlerin birarada yasadıgı Malatyamızda egitim seviyesi yuksek, cagdas bireyler yetismesine vesile olabiliriz.
http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=6335501&tarih=2007-04-15
http://www.malatyahaber.com/haberler/haber.asp?a=10472&z=1
(yukarıdaki linkler “Koyum Malatya” egitim projesinden basına yansıyanlar)
yazılarınızı merakla takip edecegim.
Saygılarımla,
Ali CELIK
ODTU Petrol Ve Dogalgaz Muh.
3.Sınıf
27 Mart 2008, 07:43
Eline sağlık.Malatyalılar derneği olarak Özal’ı anma toplantısını ben tertip etmiştim.İştirakcileri ben seçip davet ettim.İştirakcilerden çok, oturumu yöneten kişinin(senin) Özal’ı anlaması ve anlatması hala hafızamda….